"Kitaplar, zamanın zincirlerini kırar. — Carl Sagan"

Deneme > Unutulamayan Dönemler

üzgün

Issız Günler

Bir yarım bırakılmışlıklar vardı. Bugün çoktan beri yazmadığımı düşünerek hayıflandım. Oysa ki şarkıda ki gibi ne güzel başlamıştı hikaye...

karamsar

Erbakan Zamansız Öldü

Bu gün 28 Şubat…
28 Şubatın üzerinde tam 14 yıl geçti…
Bu günkü yazımı 28 Şubatın üzerinde kuracaktım ki, Türk siyasetin çınarlarından Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın vefatı girdi araya…
Gerçi Erbakan, 28 Şubatla anılan bir liderdir…
Bana göre Prof. Dr.

üzgün

Zor Yıllar -7-

’Hala orada mıyım’ diye düşündüğüm olur bazen. Sülük ve yılanlarla, kurbağalarla.....

üzgün

Sabahsız Geceler

Geceler vardır karanlık, geceler vardır, uykusuz, geceler vardır yarınsız... benim gecelerimse sabahsız...

nostaljik

Sessizliğin Feryadı

"Bağrı can dolu bir yarımadada kimsenin bilmediği bir vadideyim. Sessizlik gökleri inletiyor. Cırcır böcekleri ve türünü bilmediğim onlarca kuşun anlayamadığım canhıraş feryatları sayesinde nefes alışımı duyamıyorum sadece..."

üzgün

Rebetiko

Rebetiko, çıkış noktası Batı Anadolu ve İstanbul olan bir müzik türüdür, Anadolu Rumlarının müziğidir.
Çok değişik evreleri olan bu müzik türü aslında acının, hüznün, vatan hasretinin ve dışlanmışlığın müziğidir.

olumsuz

Memlekete Kurulan Hain Bir Pusu

Gurbetten bir tren kalkıyordu;memleketin ilk istasyonunu özlemle bekleyen bir adam sabırsızlanıyordu eğilip öpmek için toprağı.Bir telefonla başlamıştı herşey,af çıkmıştı yurdunda ve sona ermişti sürgünlüğü.Sürpriz yapacaktı,kapıyı çalıp girecekti evine ve bitmek bilmeyen hasret tüketemeyecekti artık ciğerlerini...

üzgün

Sonbahar Soloları

Eski bir demiryolcu çocuğu olarak babamdan, cumhuriyetin zor yıllarında demiryollarının tamir ve bakımında yaşadıkları zorlukları dinlemeyi çok isterdim. Ama bir ailenin ondördüncü çocuğu olmak bana bu ayrıcalığı tanımadı.

karışık

Kasabama Mektup

Geçenlerde emekli bir doktor amcamız anlatmıştı. Doğuya mecburi hizmete atandığı günlerde bir mezraya hasta bakmaya gitmiş. Akşam yemek ikram edip misafir etmişler karlı havada. Saat 12’leri geçmesine rağmen ev halkının yatmadığını görünce, ‘Siz kaçta yatıyorsunuz ?’ diye sormuş. Evin yaşlı ninesi ‘Gece ikide buradan tiren geçer. Nadiren de

karamsar

Sonra

Gitmek bir söz olmaktır, kalmaksa durup biriktirmek. Kalanlardan, gidenlere...

karamsar

Alabacak İlerleyen Anların Özgeçmişi Yazılıyordu Belleklere Fütursuzca.

Sen gitmiştin…
Zaman, tırnaklarınla kazdığın tünellerinde ilerliyordu kaçmak adına bu oyundan. Karanlıktı yüzün… Ne gölgen vardı ne de gökyüzün… Bedenin soluksuz bir tünele uzamalardaydı. Tünel sana yetişemiyordu. Hüzünden prangalar bileklerini acıtıyordu.
Son sigaranı nefeslemenin keyfini çakmağının deposuna doldurmuştun bitimi belirsiz bir oyun öncesi. Ki

karışık

Zamanın Köründeyim

Camın buğusuna adını yazdım bugün ilk kez…
Ve ilk kez bir cama yapıştı dudaklarım, dudakların yansıyorken gerçeğime…
Uzamıştı acı ekspertizlerim, yorulmuştu.
Kırılgan ölüm seanslarında kalacağımı sanmıştım ve susamışlığım azmıştı…
VE BEN, ZAMANIN KÖRÜNDEYİM

üzgün

Biz Seninle Körebe Oynardık Hep...

Ben ipeksi bir karanlıkta tenine ulaşabilmek ve yakalayabilmek aşkıyla birçok duvara çarpacaktım yüzümü… Duvarlar, yüzümden sevince kesmiş sıvalarını sana dökmek istedikçe, sen iş yerini terk etmiş bir arsızlığı alıkoyup buzdan bir mala ile yok edecektin. Ben otoyol kayganlığında akıp gidecektim gölgenden. ‘Dur’ levhaları umursamayacaktı hiç birimizi.

Başa Dön