Çocuklarımız - 2
Şu bizim dünya tatlısı çocuklarımızın dünyasına gidelim. Bakalım neler duyacağız, neler göreceğiz.
"Yazmak, aslında ölmekten başka bir şey değildir; ama neyse ki, okumak da dirilmektir." – Umberto Eco (kurgusal)"
"Yazmak, aslında ölmekten başka bir şey değildir; ama neyse ki, okumak da dirilmektir." – Umberto Eco (kurgusal)"
Şu bizim dünya tatlısı çocuklarımızın dünyasına gidelim. Bakalım neler duyacağız, neler göreceğiz.
Doğu’da kilim demek; ilim demektir, aşk demektir, suskunluğunu gergef gergef kilime işleyerek maşukuna sessizce gönderilmiş mektup demektir…
Bilirsiniz “kilim” üzerine türküler bestelenmiş…
"Sevdiğine sözü olan kilim dokur,
Kilimin dilinden ancak anlayan okur.
BAYRAM
Bayramlar ilk önce çocuklara gelirdi. Heyecanıyla, saflığıyla, güzelliğiyle tüm merakıyla.
Onlardan anlardınız bayramın önemini, tadını, ruhunu. Küçükler ve annelerinin gözünde bir
türlü büyümeyen küçükler de dâhil.
Demek bütün bunları eşitleyebilmemiz için bizim de Manş denizini iki ucundan kesip Londra’yı almak üzere Thames nehri ağzına asker çıkarmamız lazım. Tabi şehitler olacak. Yenmek yenilmek önemli değil. Sonradan gidip İngiliz hükümetine “Biz buraya şehitlik yapmak istiyoruz ve ayrıca hak iddia ediyoruz” diyeceğiz. Bakalım razı olurlar mı.
Yni kurulan " CUMHURBAŞKANLIĞI KLASİK TÜRK MÜZİĞİ KOROSU" ile ilgili bir yazı...
Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük ve en verimli sanatçılarını 10’a, 5’e hatta 3’e indirgemek gibi bir gereksinim düşünülseydi, bu üç şanslı starın biri hiç şüphesiz Barış Manço olurdu...
Uzun zamandır aklımda dönüp duranların bir kısmını sığdırabildiğim bir deneme.
Fâtih Sultan Mehmed Han İstanbul’u maddi olarak 21 yaşında fethetmeye muvaffak olmuştur.Zâten bu gerçeği de bilmeyen yok gibidir.Ancak onun asıl fetih yaşı bana göre 19’dur.
. Kimse sokağa çıktığınsa ‘’ Sabah şerifleriniz hayır olsun efendim.’’ demiyor artık. Deli özlemler yaşanıyor, deli özlemler sadece…
....adım benon iki inci adım tofik, ben oradan çıktığıma 63 yıl oldu. 77 yaşımdayım. şimdi ise ermenistanda yaşıyorum, ben okula heç gidemedim. ben benden öğrenmişim biraz okuyup yazmayı, yazilarım eyi deyilsede gusuruma bakmayasınız....
Benim yaşgünü tebriğim de bu işte….
O yılı, o günü; yaş gününü ilk kutladığımız yılı anımsayınca oldu bitti; başlarken yazmaya yoktu aklımda, böylesi…
Sadece aylar sonra yazabildiğim kısa bir nefesle kutlayacaktım, yaşgünü…
Sevgili bir dosta ithaf edilmiştir.
“Biz yönetime el koyduk ineklerin verimi arttı. Boğaların beline su yürüdü. Neden derseniz bizden önce buralarda terör vardı. Her gece çatışmalar çıkıyordu. Zavallı hayvanlar silah sesinden korkuyor; verimleri; azalıyordu. İsterseniz yanımızda o dönemde de sıkıyönetim komutanlığı yapan bir arkadaşım var ona soralım. Hakkı Albayım, buralarda geceleri az mermi
Türkiye'de yediden yetmişe herkesin tanıyıp sevdiği Türk Halk Müziğinin Ulvi çınarı Ali EKBERÇİÇEK Ustanın bize bıraktığı ölümsüz eserlerini her daim yad etmeyi boynumun borcu olarak telakki ettiğim için Ona minnet ve şükranlarımı sunmayı amaçladığım ve kısa bir anlatımla da olsa Onun emsalsiz kişiliğini ve muazzam sanatını anlatmaya çalıştığım
Ben bol şekerli bir Türk kahvesi yaparım sesinde köpüklenen. Mutfak camından gelip geçenleri seyrederken, telvemizde geçmişe rastlarız bakarsın. Alınmam gülüp geçersen…