Gökkuşağının Ucunu Bulmak...
Rivayet odur ki, gökkuşağının yere değen ucunda bir altın para varmış…
"Yazmak, yeniden yazmaktır. — Ernest Hemingway"
"Yazmak, yeniden yazmaktır. — Ernest Hemingway"
Rivayet odur ki, gökkuşağının yere değen ucunda bir altın para varmış…
Kendi içinde körebeye tutuşmuşken odalar yarası bir türlü iyileşmeyen kabuklarımız kangrene dönüşmüş çoktan.
Sen yoksun aslında. Ama ben hep varmışsın gibi yaşıyorum,sanki bana hep gülüyormuşsun gibi içimi açmayan yalnızlığımı terkediyorum aynalarda. Hayat diyorum sana. Anlamıyorum diyorsun bana....
“Yüzüme dokundu. Bunlar ne” dedi. Konuşamadım…
Sevgimin hasretime eklenen imkânsızlığını söyleyemedim...
Belki kimse güllenmeyecek, silahlar altında. İkindiye varmadan vurulacak düşlerinden güller. Ansızın kenetlenecek belki elleri boğazında, yudumlayacak son nefesini. Kimse meraklısı değil ki, kelimelerimizin çığlık olup titretmesi meydanlarda, ne ütopya ama! Sancısız kalmaktan korkarım gerisi iki satır arası boşluk.
Bir bütünün iki parçası sanki... Birinin yanında yer almak ikisinin arasında kalmak demek gibi
Zaman iletisi aslında ne dündü ne de yarın ...zaman neydi söyleyeyim mi sana ; sallanır sanılan o bayrağın esintisinde yitirdiklerimizin öyküsündeki karanlık sokakları aydınlatan lamba altlarındaki duaydı..
Daha ilk günden ısınmıştım sana,sanki gökyüzüm sen,yağmurlarım sendin,düşmeden içimdeki yalnızlığın kumsallarına.Denizleri senin için renklendirdim ben,bulutları senin için yakaladım. Sanki en ufak bir rüzgarda savrulacak gibi değildim uykusuzluklarına...
Zamanı yırtan sessizliğin içinde, nerden geldiği belirsiz bir ok hızla saplanıyor yüreğime. Kaçamıyorum, savunamıyorum, gözlerimi kapatamıyorum.
Ağıt yakılan diyarlarda sana hasret büyütür yüreğim. Asmışım kendimi bembeyaz bir bulutun sessizliğine. Gökyüzü gecelerime hançerli sevdiğim. Nasılda özlerim seni bir bilsen,nasılda ağlamak gelir şimdi içimden....
Hayat Bazen... ummadığın anda çıkar karşına acılar. mutluluğu ararsın acıların ardı sıra ve çeker gidersin, karanlık, kuytu ve sessiz arka sokaklara....
salyangoz öpüşlü kadın
kabuğum kırıldı bak; tuz
ufalandı dudaklarımda
kırıldım, kıvrıldım, kıvrandım...