Yeni Yıla Girerken
Zaman su gibi akıp geçerken yepyeni bir yıla merhaba demek üzereyiz. Herkesin yeni yıl dilekleri genelde aynıdır.. Sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yıl...
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Zaman su gibi akıp geçerken yepyeni bir yıla merhaba demek üzereyiz. Herkesin yeni yıl dilekleri genelde aynıdır.. Sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yıl...
Tasavvuf dinimizde Hakk’a ve hakikate götüren yollardan biridir.Tasavvufta sohbet mühim bir akidedir.Şeyhler,sohbet kanalıyla müritlerin kalbine sirayet eder.Dinî ve tasavvufî hakikatleri bu yolla muhataplarına iletirler.
Aşk sana onun yüzündeki bir kırışıklıktan bütün halini ortaya koymalı.Gözleri semaya baktığında
ne düşündüğünü buldurtmalı.Aşk seni gece-gündüz Rabbe yalvartmalı.
Eğer gerçek aşkın bu aşk olduğunu düşünüyorsan...
Yaşadığımız her an, Allah’ın bizler için yarattığı güzelliklerle ve nimetlerle karşılaşırız; soluduğumuz hava, doğadaki muhteşem manzaralar, çiçekler, yüzlerce çeşit hayvan ve yaşamımızı sürdürmemiz için gerekli olan sayısız yiyecek…
Müslüman, kelime manası olarak her ne kadar ‘teslim olan’ diye manalandırılsa da Muhammed(as)’ın söylediği sözlerden de anladığımız kadarıyla, bu sözcüğün tam karşılığını ‘kurtulan, refaha eren, selamete çıkan, gönlü rahatlayan ya da ebedi mutluluğa kavuşan’ şeklinde anlamlandırmak daha doğrudur.
Türkler tarihin şahit olduğu eşsiz bir millettir.Bu iddia kuru bir lâftan ibaret değildir.Şanlı ecdadımız,İslâm’la mücehhez olan Türk’ün neler yapabileceğini defalarca göstermiştir.
İlahi mesajlardan anladığım kadarıyla, ebedi mutluluğa erişebilmenin 5 yolu vardır. Bunlar;
1.Hem çok severek ve hem de çok sakınarak Allah’a inanmak. (İman)
2.Tabulaştırmamak şartıyla; sadece birine değil tüm peygamberlere sempati beslemek. (denge)
3.Her ortamda olabildiğince en güzel ve en doğru davranışları sergilemeye
Hayat, zorluklar ve kolaylıklarla dolu bir yolculuktur. İnşirah Suresi'nin öğrettiği gibi, "zorlukla kolaylık beraberdir." Bu metin, hayatın iniş çıkışlarının rastgele değil, derin bir hikmetle düzenlendiğini anlatıyor. Allah'ın yarattığı imtihan düzeninde zıtlıklar vardır: darlık-bolluk, gece-gündüz. Bu zıtlıklar olmadan hayatın anlamını tam kavrayamaz, sabır ve şükür gibi değerleri öğrenemezdik.
Hayat doluyken, vadiler dolusu altının, malın mülkün, hırs ve emelin dolduramadığı o eli, nasıl da dolduruvermişti toprak... Ve kıskıvrak sarınca etrafını, karnı patlarcasına doymuştu da “tamam, yeter” bile diyememişti. İş bu kertede bitseydi, mesud sayacaktı kendini el sahibi. Sonra, aynen ağaç kurdunun tahtayı kemirmesi gibi toprak da etini
ramazan bayramında esinlenerek yazılan farklı bir yazı. bilmiyorum ama insan o dönemlerde kendini daha bir bağlı hissediyor. tabi benim için mezhep o kadar da önemli değil ama doğrularım üzerine denilebilir..
“Tarih’i nasıl olsa değiştiremezsin” diyorlar. Ama yok, yok ben gene de deli saçması gibi görülen bu varsayımları yapacağım. Yoksa zulüm nedir nasıl anlarız ? Korkulan canavarın sadece bir karpuz olduğunu biliyor muydunuz ?
sen gibi SEVEMEZ Kİ hiç kimse
Sen gibi kimse gelmedi bu alame
Sen gibi kimse gelmez de...
ÜVEYS canlar canı ÜVEYS
Görmeden sevmenin zirvesine çıkmış
Bu metin, insan ve evren yaratılışının tesadüfi olmadığını, yüksek bir amaç doğrultusunda şekillendiğini savunuyor. Kuran'dan alıntılarla desteklenen anlatımda, Mü'minun Suresi 115. ayeti özellikle vurgulanarak, varoluşumuzun boşuna olmadığı ve her varlığın bir amacı olduğu fikri işleniyor. İnsanın Allah'a kulluk etmesi ve O'nu doğru şekilde takdir etmesi, yaratılışın temel amacı
iman, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. öyle ise, insanın vazife-i asliyesi iman ve duadır.Duanızın hemen kabul görmemesi ona icabet edilmediğini
göstermez; kim bilir, belki de Allah Teâlâ isteğinizde ne kadar samimi ve kararlı olduğunuza bakıyor ve sizi daha gönülden duaya çağırıyordur.
Bu sadece günlük zevklerin peşine düşüp ahirette pişman olmuş olanların yaptığı büyük hatalardır
yazılarımın arasından seçtiğim bu metin toplumda gördüğüm çarpıklıklara karşı bir iç çekiş olarak ruhumdan islenmiştir...
Sen geldin ya, ey ramazan!…
Kuruyan damarlarımıza kan, gözlerimizin ferine can geldi. Yeşile hasret gönül dağlarında açtı çiçekler… Merhamet ağacının yaprakları yeşerdi. Sonbahar hüzünleri geride kaldı. Rahmet bulutlarını sağıyor nurlu nazarlar… Gönül göğümde neşeyle uçuşuyor kuşlar… Yüreklerin narı nura tebdil oluyor bu rahmet göğünün altında. Heybemde