"Bir kitabı açmak, dünyaya açılan bir pencereyi aralamaktır. — Mary Schmich"

Bilimsel

Osmanlıda Kısmi Bir Etkin Hafıza 19

“Kullarım” diyen Osmanlı padişahı da bir köle sahibi olan ya “seyitti”. Ya efendi ya sahibim” demekti. Egemen güç, ne zaman bir uyuşturan ortama; kitleleri biat yönünde senkronize eden bir söylemlere gerek duyduysa lümpenler (hiçbir değişilen emek değeri üretmeyen büyücüler, medyumlar, fal bakıcıları, kader kısmet çiler, hırsızlar, mafya ve

İttifaklar Birer Referans Noktasıydılar 67

Her şey enerjinin sıcak-soğuk; az-çok; masif-seyreltik gibi kendi niceli durumları içinde değişir. Dönüşür. Her şey geride, kemdi tarihin içinde neşettir. Ama şeyler de geriye indirgenmezler. Geriyle aynı olmazlar. Şeyler yepyeni olgu ve olaylar çelişkisi yansıma girişme olmakla; yeni yeni eylem alanı açan, bir düzlem alanın biçimlenişidirler.

yazı resim

Bu Bilgiyi Bir Arkadaştan Öğrendim

Yine bir çocuğa karşı anne ve babanın sevgi ve saygı dolu davranışı, koca bebekler için de uygulanmalı. Yetişkinler daha az çocuk olsa da, içinde hep o küçük çocuk vardır.
Sistematik olumsuzluklara verilen yanıt vücut diliyle özetlenir.
Değişik hastalıklar, alerjiler, pasif direniş ile kendini gösterir.

Alıntı - 2

Adalet Ağaoğlu'nun Dar Zamanlar kitabındaki metnin virgülüne noktasına dokunmadan yaptığım alıntısı.

Yaşama Ait Özetler

Aşık mıyım ben yoksa. İstanbul’da, Kadıköy’de şiir yazıyorum yağmurlu bir günde ve Karaköy İskelesi’nin önünde. Hayır, hayır...Maltepe’de, kim ipler Birleşmiş Milletlerin bilmem hangi kararını diyorum. Feci şekilde aşıkım. Çözmekte zorlanıyorum elbette aşkın ne olduğunu. (Ben neyim’den)

Silahın Oyuncağı Bile Bir İşe Yaramaz

Çocuklar, bizim çocuklarımız... Günümüzde her türlü şiddetin zirve yaptığı bir dönemde, onları bu şiddetten ne kadar uzak tutar, ne kadar soyutlayabilir isek ne mutlu biz ana babalara... Yukarıda anlatılan uygulamayı görünce, ''Helal olsun bu öğretmenimize.'' dedim içimden... Böyle duyarlı öğretmenlerimizde var demek ki...

Baskıcı Dilsel İktidara Bir Başkaldırı

Öncelikle şunu anlamamız gerekiyor. Dil sadece yaşayan dildir. Gramer kuralları, konuşulan-yazılan yâni yaşayan dilden derlenir. Yoksa dil, belirlenmiş kimi ideal kurallara zorla uydurulmaz. Böyle bir durumda ancak Bâleybelen ve Esperanto gibi yapma diller ortaya çıkabilir. Yoksa doğal dillerin gelişme süreçleri de doğaldır, doğal kalmalıdır.

İslam'da Güncelleme (Reform) Mümkün Mü?

Düne kadar Televizyon ve çeşitli elektronik aletleri şeytan işi gören İslam mantığı ve dünyası, bugün her türlü elektronik cihazlardan tutalım lüks ve modern gavur icatlarıyla yaşamalarını, acaba o kutsal dinleriyle nasıl bağdaştırmaktadırlar?

Başa Dön