Alan Etkisi ve Totemi Oluş 12
Yağan yağmur; bastıran karanlık türünden olan çevrenin her bir alan etkilerini kişi ya da kişiler; doğrudan kendilerine yönelik kasti ya da amaçlı bir yöneltme gibi de düşünürler
"Şiir, güçlü duyguların kendiliğinden taşmasıdır. — William Wordsworth"
"Şiir, güçlü duyguların kendiliğinden taşmasıdır. — William Wordsworth"
Yağan yağmur; bastıran karanlık türünden olan çevrenin her bir alan etkilerini kişi ya da kişiler; doğrudan kendilerine yönelik kasti ya da amaçlı bir yöneltme gibi de düşünürler
Hukuk kolektifti. Doğada ilk kes ortaklığı olanların hukuku vardı. İlk kolektif hukuk sosyal hukuktu. Sosyal hukuk sağlatan bir ortak anı yaşanmışlığını içeren bağ enerjili hukuktu.
Her El diğerine "onun yaptığı iş iyi değildi" diyordu. Bu nedenle kardeşler bile köleci öğreti içinde olmalarına rağmen, birbirinin şeriatı içinde değildiler. Bunları Yusuf hikâyesi gibi hikâyeler içinde süreç güçlü olana göre överek, yererek Mal sahibi olmanın Malik oluşunu anlatıyordu. Zaman zaman kardeş kavramı dahi değişikliğe uğramakla aynı
Yine bir çocuğa karşı anne ve babanın sevgi ve saygı dolu davranışı, koca bebekler için de uygulanmalı. Yetişkinler daha az çocuk olsa da, içinde hep o küçük çocuk vardır.
Sistematik olumsuzluklara verilen yanıt vücut diliyle özetlenir.
Değişik hastalıklar, alerjiler, pasif direniş ile kendini gösterir.
Adalet Ağaoğlu'nun Dar Zamanlar kitabındaki metnin virgülüne noktasına dokunmadan yaptığım alıntısı.
Aşık mıyım ben yoksa. İstanbul’da, Kadıköy’de şiir yazıyorum yağmurlu bir günde ve Karaköy İskelesi’nin önünde. Hayır, hayır...Maltepe’de, kim ipler Birleşmiş Milletlerin bilmem hangi kararını diyorum. Feci şekilde aşıkım. Çözmekte zorlanıyorum elbette aşkın ne olduğunu. (Ben neyim’den)
Çocuklar, bizim çocuklarımız... Günümüzde her türlü şiddetin zirve yaptığı bir dönemde, onları bu şiddetten ne kadar uzak tutar, ne kadar soyutlayabilir isek ne mutlu biz ana babalara... Yukarıda anlatılan uygulamayı görünce, ''Helal olsun bu öğretmenimize.'' dedim içimden... Böyle duyarlı öğretmenlerimizde var demek ki...
Bilgi kirliliği nedir…. Gerçeğin çarpıtılarak, olduğundan farklı olarak başkalarına aktarılması…
Öncelikle şunu anlamamız gerekiyor. Dil sadece yaşayan dildir. Gramer kuralları, konuşulan-yazılan yâni yaşayan dilden derlenir. Yoksa dil, belirlenmiş kimi ideal kurallara zorla uydurulmaz. Böyle bir durumda ancak Bâleybelen ve Esperanto gibi yapma diller ortaya çıkabilir. Yoksa doğal dillerin gelişme süreçleri de doğaldır, doğal kalmalıdır.
Dürüstlük; gerçek insan olmayı gerektiren bilimsellik ve büyük bir erdemlilik ister. Bunun kriterleriyse hem bireysel hem de toplumsal açıdan çaba, sabır, emek, kararlılık, akıl, zeka ve iyi bir eğitime sahip olmakla mümkün.