Su ve Yaşam...
'Yaşam'ın tek ortak payda olduğu bu dünyada, şiir ve öykünün birbirinden farkı; NEDİR? Belki bir fazla satır...
"Öyleyse, tanrım, bize daha çok, bize yepyeni, bize tamamen farklı bir tür felaket ver." - Samuel Beckett"
"Öyleyse, tanrım, bize daha çok, bize yepyeni, bize tamamen farklı bir tür felaket ver." - Samuel Beckett"
'Yaşam'ın tek ortak payda olduğu bu dünyada, şiir ve öykünün birbirinden farkı; NEDİR? Belki bir fazla satır...
Suyu, önce bardağına doldurdu / sonra yavaş yavaş yavaş içti. /
\*\*Öykünün özü: Her 'şey'in bir 'hata' olma olasılığı var. Değerler ve yaratıcılar değiştikçe 'hata'nın nitelikleri de değişir. Önemli olan 'hata'nın nedenini tespit edebilmektir. Eli kanlı ve aç insanlarla dolu 'bu dünya' bir 'hata'dır. Bu bağlamda bize düşen, en azından öyküdeki 'Hata' olabilmektir…
Yakın yaşayacaklarınızı ve yaşadıklarınızı / ama tekrar yaşayın yakacaklarınızı /
Bir ayçiçeğinin gerçek öyküsüdür bu. Sarılı, siyahlı ve işveli bir ayçiçeğinin yalnızlık dolu, yüklemsiz öyküsü.
Sarısoğuk bir yalnızlık dileyeceğiz ömrümüz boyunca / Nedendir bilinmez aşık olacağız
Asıl ve yan unsurun yer değiştirdiği bir öykü...
Kusursuz: Ben olmayan, benim dışımda olan, olacak olduğum, hiçbir zaman olamayacağım…
Kusur, çok olmayandır...
Gidebildiğim sürece mutluyum. / Öyle bir özlem ki bu; /
Gün gelir hayatımızın derdini... / Gün gider bir otobüsü bekleriz. /
Annen ölecek / Aldırmayacaksın / Bir ekmek parası dilenecekler
Nie’nin kelimeleri de özgürdür. Bazen cümlenin anlamına ters bir kelime o cümle içinde geçer. Bunun amacı; okuyanın zihninde o kelimenin çınlamasıdır.
Yani, Nietzsche okuyanlar; düşünür durur...
Tatlı ama yalnız bir terk edilmişlik sarar / Anlamlı ve zamansız
Gözyaşımı; / önce sevgilimden / sonra babamdan /
bu hayat mı / bu yalnızlık mı sonsuz / hangi
Dili yok bu yalnızlığın / Bin dokuz yüz atmışlardan kalma bir bankı taşımaktı
Ara-yış... Şiirde, öyküde ve yaşamda; 'ara' da kalma ederi: Arayış...
Ne anlamı var direnmenin, acılar dolu yolculuklar dünyasında.
Koşutsal yaşanmışlıklar oluşturur tanrılarımızı. Bir sürü saçmalık var insanın içinde, ta içinde. Örneğin kan, ne saçma değil mi? Rastlantısal ya da tanrısal ne fark eder yaşamak, dünyadan çıkarımımız ölümse.
Ter kokan parfümler üretmedik mi çağlar boyu.
1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15-16-17.........................
Küçük birer zavallı veya imparator veya fahişe veya musalla taşı olduk, sırayla. Yalvardık, ezdik, öldürdük, öldük, bir hiç pahasına, yaşamak ederine.
Şehirler dolusu saçmalıklar yazdık çocuklarımızın gözyaşlarına.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 13, 13, 13, 13...............
Anlamsızlıklar komedisine işkencelerle dolu özgürlük diye bir başlık attık. Sersem birer sperm olmaktan başka zevk almadık hayattan.
1234567899999999999999999999.........................................
Simetri sağlar aslında aşk. Kendin ve o arasında.
Zamanın belli bir anında var olabilen zamandan bağımsız tanrımıza tapmaya çalıştık, korktukça ve yaşadıkça.
1 2 3 3 3 3 3 3 3 3...............................................
Oyun bitecek elbet. Kısa bir not olacak, olmayacak veya.
000000000000000000000000000000000000000000000000.
necatdilaver@hotmail.com
a priori...
Umut, ekmek, sömürü, tanrı, insan, hayat, hüzün...
Nie...
Selim İleri