Kanadı Kırık Martılar da Uçar
Bizler aşkı yazdıkça içimizi, içimizi yazdıkça aşkı bulduk. Ne Leyla çıktı karşımıza ne Mecnun. Gözü kendi kendine kamaşan mimara döndük.
"Yazmak, bir hayaletle satranç oynamak gibidir. Bazen kazanırsın, ama asla gerçekten yenemezsin." - Stephen King"
"Yazmak, bir hayaletle satranç oynamak gibidir. Bazen kazanırsın, ama asla gerçekten yenemezsin." - Stephen King"
Bizler aşkı yazdıkça içimizi, içimizi yazdıkça aşkı bulduk. Ne Leyla çıktı karşımıza ne Mecnun. Gözü kendi kendine kamaşan mimara döndük.
Bunu düşündü ağaçtaki ardıç kuşu, ama gene bilmedi ve bir müddet sonra unuttu ne düşündüğünü ve kanat çırpıp güneşe doğru uçtu. Ardında tomurcuklanmış bir ağaç vardı, o yükseldikçe küçülüyordu ağaç. Uçtu en yükseklere kadar uçtu. Ve sonra tomurcuktan bir
Küçücük düşlere sığamayacak kadar büyüktü ve onun kadar büyük düşler de yoktu hiç. Bir öpücük kondurdu karanlığın kör gözlerine… İşte böyle başladı yolculuk düşsüzler ülkesine.
Alçak basamaklar, geniş uzayan bir yol. Aramaya çıktı dibe ittiği düşünülen her şeyi. Bir elinde oltası bir elinde verilen öğütleri ile.
gerçek bir olay birinin başından geçen ve onda derin izler bırakan bir daha yaşamak istemediği bir olay..hayatın yaşamaya değer olduğunu bilen biri iyi biri kötü bi insan bunlarda kahramanlar
Ellerimin içinde oldu değişimin. Gözlerimin önünde. Sabun eridikçe küçülür ya, sen eridikçe çoğaldın, yeni şeyler yazdıkça, ürettikçe arttın. Biliyordum adım adım gittiğini. Benden, bizden uzaklaştığını, her geçen gün farklılaştığını korkarak görüyordum;