Maçu Piçu'ya Varoluş Yolculuğu
maçu piçu'ya uzanan bu varoluş yolculuğuna götüren tüm varlıklara ve varolamamışlara teşekkür öyküsü...
"“İnsanlara gerçeği söylemek istiyorsanız, onları güldürün; yoksa sizi öldürürler.” — Oscar Wilde"
"“İnsanlara gerçeği söylemek istiyorsanız, onları güldürün; yoksa sizi öldürürler.” — Oscar Wilde"
maçu piçu'ya uzanan bu varoluş yolculuğuna götüren tüm varlıklara ve varolamamışlara teşekkür öyküsü...
Altın tasla üzerlerine dökülen, acı ruhlarla yedi canavar, görünmeyen evin yıkık merdivenlerinde, sonsuz amaçlarını konuşuyordu! Bize sunulan kötülük kasesini, deli ama sinsi yöntemlerle kullanalım, zararın en büyük boyutlarını, etrafa hızla yayalım diyordu!
Algılarımız otoriteye tehlikeli gelipte bir algı dairesi kurup algı mükellefi olacağımız fantastik öykümün 6. bölümü
“Ortadoğu dünyanın enerji kaynağıdır. Ona hükmeden dünyada çok büyük bir güce sahiptir. Hakimiyeti için son beş yıldır yürütülen büyük plan önlenemez biçimde nihayetini buldu. Birinci Hanedanın büyük güçleri bir şekilde pasifize edilmiş olmalı ve sonrasında dünya bu son darbeye alıştırıldı. İkinci Hanedan kendisine suret olarak Rusya ve eski
Kendisini tehlikeli bir durumun içinde bulan Esin kurtulmak için bir adım atar...
ana yaklaştı ve yanağımdan öptü. Çok tatlısın, kendimi tutamadım ,dedi. Bir şey söylemeye çalıştım ama kelimeleri bir araya getiremedim. Kız suya atlayıp uzaklaştı. Herkese el sallayıp kıyıya doğru yüzmeye başladı. Kıza bak. Göz göre göre boğulacak, bir şey söyleyin, dedim. Boş ver sen onu, evine gidiyor, dediler. Geç
Kızıl Dolunay ve Smir'in öyküsü sürüyor. Bu bölümle birlikte 30 sayfa etti. Son bölüm birkaç gün içinde geliyor. 18 yaşından küçüklere tavsiye etmiyorum (şimdi kesin okurlar..)
Bir varmış bir yokmuş, çok uzak diyarlarda, Kaf Dağı’nın aşağılarındaki yemyeşil vadilerde, Çia adında bir peri kızı yaşarmış. Bu perinin simsiyah saçları ve zümrüt yeşili gözleri varmış. Çia’nın ülkesine günlerden bir gün beyaz atlı, mor kaküllü,siyah gözlü bir şehzadenin yolu düşmüş. Şehzadeyle peri kızı bir ara göz göze
Algılarımız otoriteye tehlikeli gelipte bir algı dairesi kurup algı mükellefi olacağımız fantastik öykümün 9. bölümü...
Akın, ünlü bir arkeolog ve Atlantis uzmanıdır. Yıllardır kayıp şehri bulmak için çalışmaktadır. Sonunda, Atlantik Okyanusu'nda bir yerde Atlantis'in kalıntılarını tespit ettiğini iddia eden bir ipucu bulur. Kızı Asena da ona eşlik etmek için okulunu bırakır.
Birlikte bir denizaltına binip okyanusun derinliklerine inerler. Karşılarında devasa bir
"Sokt..mun hunteri. DPSini si..m. Özlicez lan seni," diye üzgünce konuştu Faruk. "Nerden çıktı bu iş be olm. Ne güzel tıngır mıngır gidiyoduk işte. Hem zaten 2012'ye ne kaldı. Zaten kıyamet kopcak. Takılsaydık o zamana kadar böyle yumuşak yumuşak..."
"ben insandan evrimleşen bir hamam böceğiyim."
Yüzünün her telinde bir korku titremesi Tel tel dökülüyor ve damla damla kayboluyordu Gözünü açtı, gökyüzüne baktı. Gökyüzü, simsiyah saçlarını gümüş bir ay tarağıyla tarayan gizemli bir kadın gibiydi; sırtı dönüktü; saçları toprakla bir olmuştu. Bu görüntüye kapılmamak, gecelik kadının peşinden gitmemek için kendini zor tuttu. Ellerini yumruk
Bana göre ne yazarsan yaz, kaleminden çıkan kelimeler ham çıkmamalı.
Söz, yazarın yüreğinden demlendikten sonra mürekkep olup akmalı kâğıda:
Yani demlenmeli, tıpkı çayın demlendiği gibi. Veya köpük köpük içmeye hazır Türk kahvesi gibi olmalı ve öyle yazıya geçmeli.
Tiryakisi de bunu anlamalı,
İnsanın tüm unuttukları bir defter vasıtasıyla önüne konulsaydı, ne olurdu dersiniz?
İnsanın tüm unuttukları bir defter vasıtasıyla önüne konulsaydı, ne olurdu dersiniz?
ruhunun senetleri”
“mantık borçları”
“niyet enflasyonu”
“gökyüzüne çay borcu”
“kaçışlarının hesabı”