Anamdan İnciler/ Panel
Ya ana ayıptır! dedi. Bir teneke için dernek basılır mı?
Hem de halkımızın derneğini.
"Bu saatte hala uyanık olanların ya derdi büyük, ya da ertesi günün derdi hiç bitmeyecek." - Dorothy Parker (kurgusal)"
"Bu saatte hala uyanık olanların ya derdi büyük, ya da ertesi günün derdi hiç bitmeyecek." - Dorothy Parker (kurgusal)"
Ya ana ayıptır! dedi. Bir teneke için dernek basılır mı?
Hem de halkımızın derneğini.
(Öykünün çok yerinde yöresel ağız kullanılmıştır. Okunuş zorluğunu gidermek ve anlam değişikliğini önlemek için bazı sözcüklerde çift harf tercih edilmiştir. Ayrıca, yöresel bazı sözcüklerin açıklaması öykü sonundadır.)
Bir kedi gibi sobanın kenarına kıvrıldı. Ayakkabılarını çıkarıp kenara koydu. Çantasından sigara paketini alıp bir sigara bana uzattı. Bir tane de pembe rujlu dudağının arasına sıkıştırdı ve benim yakmamı bekledi. Önce onun sigarasını yaktım. Dumanını uzun uzun içine çekerek yüzüme üfledi.
Düşünceler, aklımdan gelip geçen cümleler içimdeki sesi susturmak istercesine kalabalık ve gürültücü. Huzur, posta adresi olmayan dinginlik, gözlerden geçip gönlü okşayan manzaralarda kendini gösterir.
"Dar sokaklar, medreseler, türbeler, ahşap konaklar, yüzyılların gölgesi düşmüş taş duvarlar arasında sessiz sedasız kendimi İstanbul'da saklıyorum. Yaralı köpekler gibi, saklanıp yaralarımın iyileşmesini bekliyorum... Hiç kimseye belli etmediğim yaralarım..."
Biliyoruz ki artık mektuplar, bir iletişim için gereği kadar kullanılmıyor.
Şaşkınlığım bunun içindi.
kızıma yazdığım bu mektup onun eline 16 yaşıda geçecek
Hürriyet ne de yakışıyordu benim kıza,bu hürriyeti beyaz bir gelinlikle süslemek bana nasip olamayacaktı bunu adım gibi biliyorum,ama o lanet olası umut var ya o umut,peşimi bırakmıyordu.
Çinçin bağlarının dar sokaklarından, yokuş tırmanıyorduk…
Sokaklar mezbelelik, her tarafta pis kokular, burnumuzu kuşatıyordu…
Bin altına, yeşim taşından bir havan eli satın aldım. / Yüreğim saygı duygularıyla dolu senin evine getiriyorum.
Beni gerçekten seviyorsan, Tanrı'nın iksirini bu havan eliyle kendin döv.
Bir Çin Hikayesi / Sadık Tilki Kadın
Akşam dükkânı kapatmıştık, herhangi bir mağazaya giderek Mehmet’e takım elbise alacaktık, birkaç yere baktık, sonunda bir yerden, beyaza yakın olan bir renk beğenerek, pantolonun hazır hale gelmesini bekledik ve nihayet aldık.
Maraş Katliamının olduğu gün ne yapıyordun?
Sustun, gözlerini kaçırıyordun, dinledin, ben devam ettim:
Okuldan gelmiştim, Annem ağlıyordu anlıyor musun? Ben, ölümle o zaman tanıştım Birkaç yıl önce ölen dayımın cesedini göstermemişlerdi çünkü
sevgiler gününü yalnız mı geçirdiniz. şunu bilin ki bu konuda yalnız değilsiniz.
bakın bu öyküde size.
yani yalnızlara,