Hoşçakal Annem
Küçücük hayatıma kocaman bir hatıra vermiştin bana, annem. O kadar kocaman ki içine ruhumu sığdırdım.
"Hikâyeler, hayatın taşınabilir yurdudur. — Jeanette Winterson"
"Hikâyeler, hayatın taşınabilir yurdudur. — Jeanette Winterson"
Küçücük hayatıma kocaman bir hatıra vermiştin bana, annem. O kadar kocaman ki içine ruhumu sığdırdım.
Neden yaşamamız gerektiğini sorgulamaktan bıktım usandım artık, bazen bir dağ olsaydım keşke diyorum,yada bir ağaç,akıp giden şelale mesela, yada ne bilim, bulut belkide ,yıldızlar kadar uzak insanlığa bir okadarda yakın,toz olmalıyım mesela dağılıp gidebilmeliyim istediğim zaman,,,
Masan da içmemi bekleyen çayı unutuyordum.
Çaycı arkadaş, müdürüm bu üçüncü kez değiştirdiğim çayınız deyince,
Ona mahcup bir edayla bakma zorunda kaldım. Özümlendim.
Mehmet, genetiği ile oynanmış yiyeceklerden yemediği için düşünme yeteneğine sahipti ve bu sayede kendini ele vermeden hayatını devam ettirebiliyordu. Mehmet hayatta pek başarılı olamamıştı bu çok normaldi çünkü, o kul köle efendi zincirine girmiyordu. Özgürlüğüne düşkündü. Mehmet’in çocukluk yıllarında recep diye bir arkadaşı vardı. Recep çocukluk yıllarında birileri
Yaralanmıştı;beklemediği bir anda gelen telefon ve karşısındaki ses ona şuana kadar tatmadığı bir yarayı tattırmıştı.Artık sevmediğini söylüyordu karşısındaki ses ve böyle bitmesi gerektiğini,son sözse ''herşey için teşekkür ederim'' olmuştu.Bu onun ayrılıktan aldığı ilk darbeydi,kabullenemedi ama tek bir kelime de düşmedi dudaklarından.Çünkü böyle bir anda ne diyeceğini hiç bilmiyordu.Telefonu
Allah herşeyin hayırlısını ihsan etsin bizlere ve cümleye İnşallah.
Zararın neresinden dönülse kardır.Atasözü de her Atasözü gibi çok doğrudur.Ya Allah ya kısmet.
Buna rağmen, şimdilerde kalbinden şikayeti olan benim. Sık sık daralmaktayım ve heyheylerim üstüme üstüme gelmekte. Kocamın sabahın köründen gecelere kadar işiyle meşgul olmayabileceği çok takılır oldu kafama; “acaba,” diyorum, “beni aldatıyor mudur?
Unutmaz insan, unutmaz asla, sadece alışır yokluğa ve ne kadar zaman geçerse geçsin alışmış olsa bile yokluk duygusuna, unutmayı istediği her neyse o, oradadır, sadece üşümüştür, soluktur rengi. Unutamamak, insanın en büyük yeteneksizliğidir.
Karşıma oturdun,ellerini çenene yaslayıp en güzel rüyanı uzaktan izler gibi gözlerime bakıyordun,on beş gün kaldı diyordun son on beş gün düğünümüze.Dakikalarca gözlerini ayırmadan,elinden tutulup parka oyun oynamaya götürülmüş çocuk edasında kayboldun yüzümün bahçelerinde.Elini uzatıp sıkıca tuttuğun bileğimden ansızın sarsıp 'yoksa beni dinlemiyor musun sen? ' deyince irkildim.
Kanepeye uzattılar. Midesi sırtına yapıştığını belirten bir sinyal veriyordu. Kocaman kırmızı bir ışık yanıyordu, gövdesinin tam orta yerinde. Kalbinden geçen trenlerin ışıkları olmalı bu, diye düşündü. Kendisine uzatılan tüm elleri reddediyordu günlerdir. Ne yemek, ne de ilaç Zoraki ve bıktırıcı ritüellerdi sadece. Mutlaka bir plan yatıyordu ardında, tüm
Sonra yükseldiler, yükseldiler…Yer, göğe yükseldi; gök yere indi. Görülmemiş bir medcezir idi… Gökkuşakları, sardı sardı, çözdü çözdü onları, çözdü çözdü sardı.
Tin neredeydi?... Ya beden?
Bu ne amansız, ne yaman bir şahlanıştı…
Varoluşun yok oluşunda, varoluş… Ya da yoklukta varlık, varlıkta yokluk…
Kapıyı araladı. Sesler yatak odasından geliyordu. Yatak odasındaki ikili arasında konuşmalar geçiyordu. Nihan kapının önünde donup kalmıştı. Bu ses! Bu ses tanıdık bir kişiye aitti. Elleri titreyerek kapı kolunu tuttu...
Yaşlı bir çiçek bakıcısıyla "sanal bir ilişki arasındaki fark birbiriyle ne kadar ilişkilidir?
Okuduktan sonra herkes için indirim anlamına gelen bu ifade yeni manası ile hayatınızda yer bulacak.
Yıkılmış şekilde evine gelen bu adamın bu yıkılmışlığının sebebi ne olabilir ki böylesine tuhaf şeyler yaşamaktadır...
Hikayenin damıtılmış özünü alabilmeniz için yazıldı ve beğendiyseniz yorumlarda sizlerden gelecek beğenilere göre
Çocuk sanki bir iskelenin tam ortasında bekliyordu.
Yere düşmüş başını kaldırıp doğruldu.
“Yaşamak çok güzel” dedi içinden...
Usul usul sokulurken derinlere öksüz kalan yanını dolduruyordun ya da kaybettiğin,gidişine aldırmadığın,yüreğinde yerden yere vurduğun birini arıyordun belki de...