O Anılarını Yaşarken Öldü
Biliyorsun nişanlıyım. Peki de, hemen bu yüzüğü bir zarfa koyup postalayayım
"Bir şehrin ruhu, anlatılan hikâyelerinde saklıdır. — Italo Calvino"
"Bir şehrin ruhu, anlatılan hikâyelerinde saklıdır. — Italo Calvino"
Biliyorsun nişanlıyım. Peki de, hemen bu yüzüğü bir zarfa koyup postalayayım
Uzakta olmanı isterken en yakınım ol diye dua ediyorum...
Beni sevdiğin zaman senden uzak,yokluğunda senle yaşıyorum..
Sen varken tenimi acıtan sakallarının sen gidince yüreğime batması daha acıymış. Şimdi yoksun, ve ben sakallarını daha çok hissediyorum.
O ise tam bir Rus kadınıydı. Evet kesinlikle bir Rus kadınıydı. Bir yerde okumuştum; bir Rus kadınına hiçbir zaman tam anlamıyla sahip olamazsın. Her an, her saniye onu kazanmak için mücadele edersin. Taa ki onu öldürünceye yada kendini.
Hayatımızda nelerin önemli ve öncelikli olduğuna, özen gerektirdiğine dikkat etmez ve irademizin elimizden kayıp gitmesine izin verirsek, kimbilir, bir gün hayatımız da elimizden kayıp gidebilir.
Sevmek, aşık olmak, sevilmek bir olmak ne güzeldi seninle...
Şimdi yoksun ,yoklugunla bir oldum.
Senmişsin gibi sevgili.
Aşkların, dostlukların, parçalanışların, kaybedişlerin en çok yaşandığı yer ömrün ortası. Hayatın belki de en önemli parçası olan aşklar da çoğunlukla bu dönemde yaşanır. Tıpkı İris’in yaşadığı gibi…
Tanrıların en sevdiği kul yoktur; bütün kullarını eşit severler. Kulların şapşallığıdır; en sevilen olduklarına inanmak isterler...
Ölüme yaklaştıkça, aşk ılık bir şarap gibi gırtlağından içeri akıyordu ve içini ısıtıyordu. "Bu kadar güzel olacağını bilseydim, yaşamaya vakit harcamazdım" diye düşündü. Hayatı boyunca aradığı aşkı, ancak hayatından vazgeçtiğinde bulabilmişti.
Altunizade’ye varmadan bir üst geçit,
Haber verir yokuş aşağı gidişi.
Bu en sevdiğim köprüden taa öbür kıtaya kadar,
İstersen boşta bile gider araban.
Hayat ta böyle olsa keşke.
Yaşadığı toplumun sancılarını hisseden, yüzyılların değiştirilememiş kaderini, çaresizce çareler arayarak yaşayan bir yürekte, yeni filizlenen bir aşkın hikâyesi bu...
Saat mişli geçmiş zamanın hikayesini iki geçiyordu seni ilk gördüğümde. Şimdi gelecek zamanın herhangi bir evresinde seni bekliyorum ...
Beklenmedik bir anda gelen ayrılık insanı sarsıyor. Ama bundan daha zor olan bir şey var ki, o da ayrılığı kabullenmek...
Pusulasını yitiren bir sandalım açık denizlerde. Tekmeleyerek ilerliyorum önüme çıkan engelleri. Yitirmenin acısıyla o asil rotaları...
Korsan karasularının dehlizlerinedir artık yolculuğum. Ve prangasızlık
yalnızlığıdır bu. Yalnızlık acısıdır.
Birdenbire bastırırsa yokluğum, karanlık gibi,
tipi gibi, sis gibi. Korkma devrilmekten kaldırabilirim seni.(\*)
Sana geliyorum ey sevgili! Hayata inat vazgeçeceğim yaşamımdan... Sana geliyorum...