"Kurgu, hakikatin içindeki gerçeği anlatır. — Albert Camus"

Eleştiri

Kanlı Temmuz

Üç gün arayla gelen nefret... Başbağlar... Yirmi sekiz ölü... Otuz yedi yakılan, yirmi sekiz kurşunlanan masum insan... Her iki cinayetin failleri de ya bulunamıyor, ya ortalıkta yasa gereği elini kolunu sallayarak geziyor.

yazı resim

Sorumluluğa Davet

Herhangi bir memlekette aydınlar, devlet ve milletin kaderi söz konusu olduğu meselelerde, her türlü şahsi ve minik hesapları bir kenara iterek milli bir çap ve seviyede düşünebilmelidirler. Çünkü bu taşıdıkları aydın sıfatına layık olabilmelerinin yüklediği asgari bir haysiyet ve şeref borcudur.

sabahattin Alinin İçimizdeki Şeytan Üzerine

Biz, bu yazımızda Sabahattin Alinin 1940 yılında yayımladığı İçimizdeki Şeytan adlı romanı üzerinde duracağız. İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali'nin biraz toplumu, biraz da insanın kendisini sorguladığı eseridir.
İnsan, genelde yanlışa düşer. İçinden bazen farklı yapılması, farklı düşünülmesi gerektiği hissi doğar. Yani içimizden bir ses bizi yönlendirmeye çalışır.

Kırmızı Kart

Bir ülkede bir ana muhalefet lideri düşünün ki; gazetecilere saat 15:00'de büyük bir açıklama yapacağım desin. Tüm gazeteciler ve açıklamanın yapılacağı alanda bekleyen yüzlerce kişi de sık sık saatlerine bakıp heyecanlansın. Sonuç? Çoğunluğun seçtiği ana muhalefet lideri, elini cebine attı ve iktidara kırmızı kart gösterdi.

Beşik Gibi Sallandık

Oğlum da geldi dışarı. Kızım yoktu. Ayça nerede? dedim. Odasındaydı dedi. Sallantı artık durmuştu. Yaklaşık 15 saniye kadar sürdü. Hayat normale dönmüştü. Biraz sonra kızım da aşağıdaydı.
Niye inmedin? diye sordum. Masanın altına girdim dedi. Ya kızım, ev yıkılsaydı, masa sağlam kalacak mıydı? dedim. O da

Bulanık Suda Yakalanan Her Balık Candır!

Kelamın anlaşılır veya anlaşılmaz oluşunu düşündüğümüz meselelerle sımsıkı bir bağı olduğunu göstermek için bazı yazılar yazmaya niyet etmişken haberlerde okuduğum terör haberlerinin birinde kelli-felli gazetecilerin bazı yorumlarıyla birlikte adeta düşüncemi dumura uğrattı.

Mikrofon Diye Tutulan Fırça

Vallahi pes doğrusu Emreden de diğer Türk Futbolculardan da bendeniz fırça olarak özür dilerim. Ben dilerim de o salak Corentin dilemez... İnsanlık zaten bunların yakınlarından yörelerinden de geçmemiştir. Böyle saçmalıklar ile gündemde kalacaklarını, gündem yaratacaklarını zanneden sefil yaratıklardan biridir bu ve bunun gibiler...

"Kadirli Bohçası" Üzerine

Kadirlide Geçmiş yağmura kepenek almak diye bir deyim vardır. Bu eserdeki yazılar da bu deyime uygun bulunabilir. diye belirtiyor.
Kitabın yazarı İrfan Can, 1952 yılında Kadirlide doğmuş. Kendisi Anam, bilge bir kadındı ve halk kültürünün taşıyıcısıydı. Kendisinden halk hikâyeleri, ağıtlar, Karacaoğlan Şiirleri, mantuvar türküleri dinleyerek büyüdüm.

Başa Dön