Hayir
Duvarlar git gide kuculuyor, oksijen git gide azaliyor ve sana sirin gorunmek icin sans veriyor. Buna ragmen sen de diyorsun ki isigi da kapat... Hayirlisi.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
12 Eylül Faşizmini, çıkardığı (tüm değişikliklere rağmen) kendi anayasasıyla yargılamaya çalışmak nasıl bir sonuç verebilir? Yeni Anayasa’yı çıkarmak an meselesiyken, onları, alelacele mevcut yasalarla yargılamak ne derece güven verici olabilecektir? Darbe mağdurları, bu yargılama sürecinden memnun kalabilecekler midir?
Bırakalım ''bağlaçları''...
Demokrasiyi ''bağlaç''sız savunabiliyor muyuz?
Ona bakalım!..
Ey Turgut Özal Müzesi’nde sergilenen, kalleşlerin kurşunlarına hedef olan mikrofon direği;
Dimdik doğrularak ayağa kalk!...
Kalk ayağa ve zamana tanıklık et…
Çarpıtılmak istenilen tarihe şahitliğini tam olarak yap.
Titreme, eğilme, dik dur…
Solcusuyla, sağcısıyla, köylüsüyle, şehirlisiyle, inananı, tereddüt edeniyle beklenen insandı Tayyip Erdoğan. İstanbulu çöplükten almış şehirleştirmiş, kokmak üzere olan insanlara en lazım olanı; suyu getirmişti. İstanbul kurtulmuşsa Türkiye de kurtulabilirdi pislik ve düzenbazlıklardan.
Gezi Parkı eylemi, ilk önce ağaçlar kesilmesin, şehir çehresi çirkinleştirilmesin, diye çevreci ve haklı bir mantık ile başladı. Ancak polisin orantısız güç kullanması ve olayı abartması işi çığırından çıkarttı. Sözüm ona, çevrecilere destek çıkanlar, olayı rotasından çıkartıp, değişik alanlara öyle bir çektiler ki, eylemi başlatanları bile şaşırtmışlardır.
İnsan yoktu, sınırlar ve sınıflar yoktu; sonra insan çıkageldi ve elindeki tebeşirle kendince sınırlar çizmeye başladı; ancak o çizdiği sınırların içerisine kendisini hapsettiğini bir türlü anlayamadı. İnsanın sınırlar çizmesindeki sebep kendisini farklı görmek istemeseydi. Oysa doğa bir babanın kör çocuğuna diğer çocuklarından farksız davranması gibi herkese eşit davranırdı.
Sadece mescidde değil artık; riyâ her yerde
En başta siyasette
Bürokraside, üniversitede, yazılı ve görsel medyada, ticarette, sanayide, sporda, çarşıda, pazarda
BBDK’nın bir başka verisine göre ise hesaplarında 250 bin lira ile bir milyon lira arasında para bulunanların toplam mevduatı ise 69 milyar lira imiş.Tahminen söylersek bu kişilerin sayısı da 230 bin kişi civarındadır.Aileleriyle birlikte düşünürseniz yaklaşık bir milyon ikiyüz bin kişi diyebiliriz.
Milletvekillerimizin 'Biz de açız' feryadından sonra Anadolu'muzda Kadirşinas Halkımız tarafından başlatılan ve solganı 'BEN AÇ KALSAM DA VEKİLİM TOK, SIRTI PEK OLSUN' olan Kampanya süresince Memleketimizin İl, İlçe, Belde ve Köylerinde toplanan ve miktarı ve tutarı beklenenin çok üzerinde olan yardım malzemeleri şu kalemlerden oluşuyor:
"Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak olan sizlersiniz." bu vasiyeti dikkate almazsak, elimizde yaşayabileceğimiz bir Türkiye Cumhuriyeti olmayacak.
Bir süredir Türkiye, CHP lideri Deniz Baykal ile aynı partinin milletvekiline ait olduğu öne sürülen kaset skandalıyla çalkalanıyor. Buna çalkalanmak değil siyaset arenasında neredeyse tsunami etkisi yarattı da denilebilir.
Partiyi asla bırakmayacağı sanılan Baykal istifasını verdi. CHP’liler istifa kararı açıklanırken gözyaşına boğuldu. Baykal için gerçek ya
Bazen iki insan aptallıklarını tartışırlar. Tartışmayı kazanan ise daha çok aptal olduğunu ispatlar böylece. Türkiye'de tartışmaların geneli böyledir işte. Türkiye'de hep iki taraf vardır. Sağcı ile solcu gibi... Leyla ile Mecnun aşkında olduğu gibidir aslında iki taraftaki ilişki. Ya bir taraf Mecnun'dur, gözleri başka bir şey görmeyen ya
İnsan ne kadar çok şey bilirse bilsin, bilgi karışıklığı yanlış kararlar alıp, tabiri caizse, pot kırmasına neden olabiliyor.
Birkaç şeyden bahsetmek istiyorum; biri taharet, biri namaz, biri adalet, biri vicdan, biri itibar, biri de israf. Bu kavramlardan kısa kısa söz edip, günümüz toplum ve yönetimiyle karşılaştırılmasını
Halkı küçümsemekle, halkı güdülecek bir sürü gibi görmekle, herşeyin en iyisini ben bilirim, ben söylerim, ben yaparım mantığıyla bir yere varılamayacağı açıktır. Geçmişte bu ülkede askerler, anayasa ve demokrasiyi hiçe sayarak, çok ciddi ve onarılması olanaksız hatalar yapmışlardır. Bunlar "askeri" değil, "siyasal" hatalardır. Benzer hataların sürekli yinelenmesi ve
Suriyede ki iç karışılığı takip edenler, oyunun kimler tarafından, nasıl ve ne için tezgahkandığını elbette az, çok fark etmişle
Bir dönemin kudretli paşaları, kodamanları... Son günlerde bazıları bir hayli sıkıntı yaşıyormuş. Çok yazık. Bir ömür boyu bu devlete, bu millete hizmet et dur, sonra da bu hallere düş. Olacak şey değilmiş. Hasdal Askeri Cezaevinde yatan muvazzaf paşalar da dert yanıyormuş. Yemeklerden şikayetçilermiş. Kuru fasulye, nohut yemekten helak
Sosyalistlerin Kürt Milletine Reva Gördükleri İndimde Malum Muamelat Hakkındadur.
Ne Avrupa Birliğinden söz ediyorlar, ne Dış Ticaret açığından. Millî Gelir ne durumda, ne oldu acaba ? Eskisi kadar zengin miyiz yoksa Başkanın adamları mı gidiyor düzden, asfalttan (!)