Başkan Erdoğan ve Gelişmiş Demokrasi
Merhaba. BAŞKAN ERDOĞAN VE GELİŞMİŞ DEMOKRASİ başlık yazımı görüşlerinize sunarım
"İyi kitapların sonu yoktur. — R. D. Cumming"
"İyi kitapların sonu yoktur. — R. D. Cumming"
Merhaba. BAŞKAN ERDOĞAN VE GELİŞMİŞ DEMOKRASİ başlık yazımı görüşlerinize sunarım
Az biraz düşündüğün zaman, fark edeceksin ki hep aynı süreç tekrarlanıyor... Her seferinde de uzun uzun tekrarlanan aynı masalları duyuyoruz... Duymamız, hatırlamamız ve o konu için kafa yormamız için de medya elinden geleni yapıyor.
Futbol Federasyonu, Türkiye liglerine giden futbolcuların engellenmesine bir çözüm için 45 gün süre verdi. Bu süre içinde Bir çözüm bulunmazsa KOPa üye olacağız denildi. Yani bir nevi tehdit unsuru kullanıldı. Peki, kime karşı ve neye karşı bu tehdit?
Tehdit çözüm mü? Korku vererek, yapılmayacak şeyleri yaparım
Merhaba. Ülkemizde çok fazla inşaat yatırımları yapılıyor gerekli, gereksiz. Bu konuya bir inşaat mühendisi olan bendenizin gözüyle bakmaya çalıştım. Yorumlarınızı beklerim.
Özellikle model ülke diye pazarlanan Türkiyenin, son beş yıl içinde bir muhterisin hükmetme hırsına nasıl kurban edildiği bütün dünyanın dikkatini celp etmektedir
Sosyalizmin temelinde en ufak bir çıkarcılık, artı değer gibi doyumsuzluk söz konusu olmadığına göre, onur ve özel zevkler eşitlenerek yaşanacak şekle getirilmelidir.
Ahmakça yaşayış insanı cahilleştirir.
Öylesinin dağarcığını boş sanma, rüzgârla doludur! diyor Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî
51 yıldır başka bir ulusu işgal altında tutuyoruz. İçinizde iki tür insanlık algısı olduğuna inanmaya başlamadan bir başka ulusu işgal edemez ve baskı altında tutamazsınız: Biz kendimiz işgali yasallaştırıyoruz. Şundan eminim ki Filistinlerle çatışmanın sürmesi bizi daha insanlık dışı yaratıklar hale getiriyor. Hayvani, ırkçı, acımasız oluyoruz. Davit Grosman
Sayın Akıncı da bu sözlere karşılık Bu yavrunun büyümesini istemiyor mu Türkiye? Biz, hep yavru mu kalalım? Ayakta durmasını becermeyelim mi? Artık yetişkin bir insan olmayalım mı? diye cevap verdi.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Ben, ne söylediysem söylediklerimin arkasındayım. Ben sadece, kulaklarımla duymuyorum, vicdanımla da hissediyorum. Yüreğimle
"İsrail hükümetinin çabalarının Fransada siyasal destek bulması kaygı vericidir. Fransa Meclisini Antisemitizm ve her türlü ırkçılıkla mücadele etmeye, ancak İsrailin işgal ve ilhak etme programına karşı çıkmaya davet ediyoruz. (İsrail ve değişik ülkelerden 127 Yahudi akademisyenin tasarı yasalaşmadan önce Macron'a gönderdikleri mektuptan bir bölüm.)
Günlerdir gözümün önünde çift çift, lodos poyraz, yağmur çamur demeden kavgasız gürültüsüz, sakin sakin avlanan, kendi aralarında doyumsuz, bitmez sohbetlerini sürdüren flamingolarla şu mağrur, vurdum duymaz, hazır lopçu balıkçılları anlatmaya kalkışıyorum. Olmuyor.
"Onların, insanların, kendimin aşk meşk hallerini, içsel yolculuklarımı, anacığımın nice çileyle yoğrulmuş ömründe Arafa
Yozgatın Sarıkaya ilçesindeki bekçi Memedi biliyoruz da
Fransanın köylüğünden Parisli Jean-Paul Sartrı bilmiyoruz
Ali Şeriatî denildiğinde tüylerimiz diken diken oluyor. Zira adamcağızı bizzat şeriat zannediyoruz
Hep korkularımızı söyleyip durduk; Kürt sorunu mutlaka makul bir çözüme kavuşması gerekir, diye. Kürt sorunu sadece bir Türkiye sorunu değildi ve şimdi bu belirleme, daha bir gerçeklik kazanmıştır.
Terminalin hemen kavşağındaki çembere geliyorum. Trafik alabildiğince yoğun... Dikkatli olmak gerekiyor. Araba kullanmak için sanırım biraz da hüner gerekiyor. Çünkü ister istemez bu yoğunluk karşısında insan ürperiyor. Kaza her an “Merhaba” diyebilir sana...
Örneğin bir devlet laikse; laik bir devlette, devletin resmi dini asla olamaz. Aynı şekilde Diyanet İşleri Başkanlığının varlığı ve tüm faaliyetleri, Türkiyenin yarı Şeriat bir devlet olduğunu göstermeye yetmektedir.
Geçen hafta aile mezarlığına toprak taşıyordum. Yanımdan el ele bir sevgili çift geçti. Sonra az ötedeki bir barakaya girdiler. Sizce buna müdahale etmem doğru mu?
Günümüzde polis sayımız 230.000i aşmış, 218.600 tane özel güvenlik görevlisi istihdam edilmiş, Jandarmada 250.000e yakın eleman görev alıyormuş.
İçimden haykırmak geliyor: Yuh, yani bir Fransız gibi de mi olamayacağız! diye
Otuz yıldır, sürekli yeni partiler ve yeni oluşumlar kurularak, sanki Kürt halkı, gereksiz yere oyalanıyor. Adeta Kürt halkına, sağlıklı düşünme fırsatı verilmek istenmiyor gibi. Bu mantık, demokratik değildir; vicdani de olabilir mi?