Anadilim aşk benim, herkese öğretiyorum...!
bende bu inat varken; tavan arasına attığım ve üzerine örtü örttüğüm bütün hayallerim gerçekleşir bir gün buna inanıyorum..
"Edebiyat, hayatın aynasıdır... öyle ki bazen o aynayı kırıp bir de kendi yansımamıza şaşarız." - Oscar Wilde"
"Edebiyat, hayatın aynasıdır... öyle ki bazen o aynayı kırıp bir de kendi yansımamıza şaşarız." - Oscar Wilde"
bende bu inat varken; tavan arasına attığım ve üzerine örtü örttüğüm bütün hayallerim gerçekleşir bir gün buna inanıyorum..
Bir sey biliyorsun ama açıklayamıyorsun ,dünyada ters giden bir şeyler var seni sinirlendiriyor .”Matrix” nedir…Heryerdir etrafımızı çevreler pencereden baktığında ,işine gititiginde heryerde H.Çiğdem Yorgancıoğlu
İçinde koca bir geçmişi barındırırken elbette gitmek kolay değildir.
Sen ise korkarsın açılan boşluğun kalıcı olacağından yada dolduranın alışkanlık halini alacağında...
Gece, gölge yanıdır yeryüzünün.. Gölgeye düşen her ışık gibi kaybolur gece yerin kararan yüzünde. Oysa uykusuzlar iyi bilir, ışığın yokluğu demek değildir gece, yerin yüzünü ışıktan gizlemesidir sadece.
Sabah kokusu alıyorum.. İyi geceler..
Kavga dolu bir gecenin yastığa asılmış hatırası olmalıydım. Halledilemeyen problemlerin, belki de kendinden bile gizlenen sonların habercisiydim.
Yaşıyor yani yarışıyoruz! Birilerini geride bırakmak, yenmek zorundayız. Kazanmamız buna bağlı. Yoksa kaybedeceğiz. Gerçekten öyle mi? Yarışmak mı zorundayız? Bu yarışı reddedenimiz kaldı mı?
Hayata dokunmak, yaşamı tam dokunduğumuz yerden yakalamak belki de... Yaşamda bizim için çok önemli olduğunu belkide farkedemediğimiz bir duyuyu yüz üstüne çıkarmaktı tüm isteğim
Siz ey ceketi düğmeliler! Bu köleliğiniz bizi esir alır mı sandınız?
Bazen sadece hoyrat bakışlarınla inatlaşırsın yaşamla. Konuşmazsın fazla; gözlerini kapatırsın, kulaklarını da.
Neon ışıklarıyla bezenmiş restoranların önünde insan avlayan yapışkan mahlukatların dolduruşlarına ağıza alınmayacak küfürler kuşanarak karşılık veriyor, lanetler yağdırıyorduk. Peşimizde sürüklenen müntehir gölgelerin...
Kapıdaki çizgi kadın bendim ve o , başka daha bir sürü kadın gibi oda bizden biriydi sade basit ve bir kalemin kalınlıgından çıkan kadın.Duyguyu kendimden yok edip çizgi gibi banada bir kalemin anlam vermesini diliyorum şimdi.
Oysa ne ben ona, ne o bana şöyle olursan seni daha çok severim demiştik. Kuraldı bu, farkında olmadan, sana ait olmayana ulaşmanın gizli anahtarlarını bir bir bulmuştuk.
Umutsuzlukla bilenmiş bir çakıl taşı eski halını almayacağı gıbı onarılmaz bır gurur incitmiş vefasız bir dost olmuş vefalı bir dost kaybetmiştim..çakıl taşı misali..
Hepimize ait yalanların,egoların,kibirlerin oluşturduğu bir sistem,bu sistemin içinde kendi yalanlarımızla oluşturduğumuz,dünyevi tercihlere ait kişisel bir dünya ve bu dünyanın içinde kaybolup gitmemizi sağlıyacak bir kaos ortamı...
Hepsini yaratan bizlermiyiz acaba!!!
O gece anladım ki; yağmurlarında sebebi vardı yağmak için, ağlamak içinse bir şeyler gerekirdi.
Cam bir eşyanın kırılmasından sonra bir daha bir araya gelmesi mümkün olmadığı gibi, güven de tuzla buz olur yalan karşısında. Artık o kişi doğru söylese de karşıdakinin şüpheli bakışlarından kurtulamaz.