Neden Aşklar Sonbahar Tadındadır?
Neden aşklar hep sonbahar tadında yaşanır bilinmez. İlk yağmurun sevinciyle sokağa çıkılıp doyasıya ıslanmaktır ya işte öyle başlar aşklar…
"Bir yazarın cenneti, eleştirmenlerin cehennemidir." - Anonim, herhalde bir yazarın iç sesi."
"Bir yazarın cenneti, eleştirmenlerin cehennemidir." - Anonim, herhalde bir yazarın iç sesi."
Neden aşklar hep sonbahar tadında yaşanır bilinmez. İlk yağmurun sevinciyle sokağa çıkılıp doyasıya ıslanmaktır ya işte öyle başlar aşklar…
Toplumda, genelde dinimizi, özelde bir grubu şahsımızda temsilederiz. Ne yazık ki onu temsil etmeye layık olsak da olmasak da“Müslümanım” diyen herkes bu görevi yüklenmiş oluyor. Bu nedenle “Bizebakan neyi görüyor?” sorusunu herkesin kendine sorması gerekiyor.
Bir alay insan geçiyor önümden.Ellerinde bayrakları,rengarenk,öbek öbek.Haykırdıkları sözcükler aynı ama farkında değil gibiler.Ellerindeki bayraklara bölünmüşler gibi.Hiçbir renk diğerine karışmıyor ama aynı yolda yürümeleri ilginç geliyor.
Mektuplar…Asla vazgeçemediğim bir anlatım biçimi. Zarfa koyup gönderilecek bir adres olmadan, babama yazıyorum , size belki de, ama herkesden önce kendime sanırım..
"Hep birşeylerin arkasın saklandın..."
Okuyun ve eleştirilerinizi benim e-mail adresime gönderin...
Derken,derinliğini ve bağlılığını yitiren,yenik ruhlar,aşkın ağırlığına dayanamaz,bir kişiyi nedensiz sevmek fikrini unutmuş olan monoton gözler,yeni gözlere merhaba demek için,yarı yolda bırakır süslü kelimelerini...
Yaşam içinde yanımda kalan, tek varlık, zamandan peydahlanmış piç bir yalnızlık!
.....eve gittim tam yatmaya hazırlanırken birer birer içimdeki çocuklar dökülüverdi eteklerimden....
Hayatımın yollarda geçen yarısına, şimdi dönüp baktığımda, yolların birikip sokak olduklarını görüp keyifleniyorum. Binlerce sokak ismi taşıyor olmanın kendine has renkliliği, kendi çıkmazlarına yenik bir kalbin içinde gökkuşağı çeviremese de, minik gamze
evet istersen her şeyi değiştirebilirsin,istersen eğer görebilirsin ve istersen eğer hep seninleyim,yeterki beni hisset,varlığımı menfi çıkar istemlerinle kirletme...
Hayat bu değil miydi özünde, yüreğinin götürdüğü yere gitmek ve gittiğin yerde mutlu olabilmek. Kimsenin ne düşündüğünü, ne hissettiğini, ne dediğini önemsemeden. Dilediğin gibi yaşayabilmek hayatı...
Lafı uzattım yine. Kendi tarihimi bırakacağım bir posta kutusunun önünde duruyorum şimdi. Şu elimde tuttuğum ve toplamı yirmi bir adet olan mektupları birazdan kutuya bırakacağım. Benim posta kutumun, bu ülkede yaşayıp, kendi posta kutusunu yetim bırakan
hadi bembeyaz sıcacık karlar çizelim, adı "umut" olsun.Ve orta yerde bütün gülücükleriyle başı dimdik, gözleri sıcacık bir çocuk kartopu tutsun..
Ve bizler batı rüzgarları kadar özgür sanıyorduk düşlerimizi, tutsakmış düşlerimiz bile içimizde.