Yine Sever misin Beni Anne?
“Anlayamadım beklide senin bana dokunuşunu
Ninnilerine kulak veremedim içten
Nur yüzünü geç fark ettim yüreğimde
Elinde olsa yine sever misin beni ANNE”
"Bütün büyük edebiyat, iki hikâyeden biridir: yolculuk ya da yabancının gelişi. — Lev Tolstoy"
"Bütün büyük edebiyat, iki hikâyeden biridir: yolculuk ya da yabancının gelişi. — Lev Tolstoy"
“Anlayamadım beklide senin bana dokunuşunu
Ninnilerine kulak veremedim içten
Nur yüzünü geç fark ettim yüreğimde
Elinde olsa yine sever misin beni ANNE”
“Dört koyundular/ İlkini kestiler önce/ İkincisini haklarlarken tam/ Kaçmayı denedi üçüncüsü/ On metre gitti gitmedi..
Kıymetli bir dost, akademisyen, araştırmacı yazar, bunların ötesinde ve fevkinde bir gönül insanı olan Dr. Halit Ertuğrul’u bütün dinleyiciler pürdikkat dinledi. Ertuğrul’un sözlerinden daha çok; verdiği yaşanmış örnekler, hayattan getirdiği pratikler dinleyicileri etkiledi. Konuşması boyunca değişik yörelerden, yurtdışından ve kendisinden yaşanmış hikâyeler anlattı. Bu ibretlik anlatılar, yaşanmış olaylar
Biz hep Darwin’i yanlış anladık ya, ben hep ona yanarım. Darwin’in evrim teorisini hep reddettik ya, bende geçen gün uzunca bir düşününce anladım Darwin’i. Hani demişti ya bize insanlar maymundan türemiştir diye. Hani anlatmıştı ya bize ortak atalarımız olduğunu…
Edebiyat giderek gözden uzaklaşıp ufukta yitecek bir gemiye dönüştü. Bu yüzyıl için fazla "yavaş, kapsamlı, felsefi ve içten. " Edebiyat insanı anlatma işini "görsel işitsel" sanat araçlarına devretti. Yelkenlerini fora etti. Rüzgarla doldurdu. Hüzünlü
Bence yazarlar, içmeye devam ettikleri sürece, şişeleri satmalarında sakınca yok.
Bir Çin atasözü der ki, "Yazları uzun okuyun, kısa yazın."
Yıl içinde derslerimin yoğunluğu nedeniyle çok fazla okumaya zaman ayıramadığım için bu yazı okumaya, özellikle de Çağdaş Türk Edebiyatı üzerine yoğunlaşmaya ayırdım.
Yıl içinde okumayı düşünüp de okuyamadığım kitap sayısı 70'i geçmiş. Ne yazık
Bundan yedi yüz yıl evvel,Söğüt’te temelleri atılan Osmanlı Devleti,altı asır gibi uzun bir zaman üç kıtaya hakim olmuş;onlarca değişik ırkı bünyesinde sükûnetle barındırmıştır.Fakat son dönemlerde zayıflama emareleri göstererek çöküşe geçmiştir.
İki imge Güven Parkında, almışlar güneşi en duyarlı yerlerine, keyifle gelgit yaptırıyorlar mevsime.
bak tam karşımızda gecenin mumu
damla damla nasıl eriyor
nasıl doluyor ağzına kadar uyku şarabıyla
gözlerimin simsiyah kadehi
senin ninnilerini dinlerken /
"Ben herkese benzerim. Şimdiye kadar, sokakta kimsenin arkasını dönüp de bana baktığını sanmıyorum. Ben sıradanlığın ta kendisiyim. Sıradanlığın zaferi."
ilk zevcim beni o kadar kıskanırdı ki güzel giyinmekten, şiir yazmaktan menederdi. hatta kirpiklerimin uzunluğu gözlerime pek letâfet veriyor diye kirpiklerimi keserdi. onun mumanaatiyle şiirde eski kuvvetim kalmadı.
Her yazar gibi Kafka da öldükten sonra birtakım iddialara maruz kaldı. Hepsinden öte, Kafka, ölümünden sonra tanındı. Nitekim, son zamanlarda özellikle Türk basınında yankılanan (asıllı ya da asılsız) iddialara ithafen...
Kabuğunuza çekilin yorganınızı çekin üstünüze
Kalsın titrek ve mavi elleriniz
Bekleyin geliyor ölüm usulca
Usulca girer koynunuza.
Bir kitap ve bir şairden hareketle 80 sonrası şiirimize bir yaklaşım denemesi, değinmeler...
Divan edebiyatı araştırmalarının yaşayan efsanesi İskender Pala hakkında kısa düşüncelerim.