Bu Dünyada Sevmeyenler Ahrette Neye Yarar?\*
Ama Hatice Eğilmez Kayanın üslubundan bahsedeceksek gelin biz bu us ile kavramaya gönlü de dâhil edelim.
"Kitapsız bir oda, ruhsuz bir beden gibidir. — Cicero"
"Kitapsız bir oda, ruhsuz bir beden gibidir. — Cicero"
Ama Hatice Eğilmez Kayanın üslubundan bahsedeceksek gelin biz bu us ile kavramaya gönlü de dâhil edelim.
“Uht’ul Mukaveme” kavramı; “Ümmü’l Mukaveme’den” esinlenerek verdiği bir isim. “Ümmü’l Mukaveme”, “Direnişin Anası” manasına geliyormuş… “Uht’ul Mukaveme” ise “Direnişin Kız Kardeşi” manasına gelmekteymiş…
Ben de bu yazımda; hem tarihe not düşürmek hem de “Başörtüsüne Özgürlük Yolunda Görülmüştür” eserinin isminin; “Uht’ul Mukaveme’ya Tanık Mektuplar” olarak zihnimde kodlayarak
Yazılarımı kocaman kocaman harflerle dergilerde, kitaplarda yayınlayın. Başlığın üzerine de yakışıklı bir fotoğrafımı koyun. Görenler hayran kalsın. Kıskananlar çatlasın
Yakilanlara , Öldürülenlere Ve Demi̇r Parmakliklar Arkasina Atilan Aydinlarimiza Gelsi̇n Bu Yazimiz...
Siz siz olun, müslüman mahallesinde salyangoz satmaya kalkışmayın. Keloğlan masalındaki gibi; at’a et, it’e ot vermeye kalkışırsanız, yediremezsiniz.......
Ne kaldı onca seneden sonra sana?..Sırasız anların yaratıcısı birkaç eski kitap...
Seni çok iyi biliyor, çok seviyoruz ve rahmetle anıyoruz. Bu sevgi ‘İstiklal Marşı’n okundukça yurdumun ufuklarında al bayrak dalgalandıkça hiç eksilmeyecek,yüreklerde sonsuza dek yaşayacak.
şairleri anlama çabasına bir tuğla ekleme/neden ve niye sorgulaması.
“İlim ve Hareket Adamı Mehmet Sait Ertürk (Şark Medreseleri Müderrisi)” adındaki bu kitapta, merhumun kronolojik biyografisinin yanı sıra, 1950 yılından bu yana Malatya’da ilmi ve fikrin gelişmesini sağlayan -yazarın sıkça ifade buyurduğu gibi- bu havzada yetişmiş fikir adamlarının anekdotları, sohbetleri, basından yayımlanan yazıları ve röportajları tarihi bir arşiv
Evler kişilerin yaşadığı küçük mekânlar, kentlerse büyük mekânlardır. Edip Cansever, "İnsan yaşadığı yere benzer" derken; kişilerin karekterlerinin oluşumunda coğrafyanın ve mekânın önemini vurgulamak istemiştir her hâlde...
Cehenneme bir damla gözyaşı gibi düşeceğim. Senli günahlar, bakışlarımda çengeli iğne olacak. Bakaşlarım, gözlerimden bir beyaz kağıt olarak akacak. Cennetteki adresine, cehennemden bir mektup var diye göndereceğim, acılarımı. Senli mektupların kenarı yanıkken, ben cehennemde tamamiyle kül olacağım. Çünkü seni sevmenin kahredici azabını, senden şımarmayasın diye gizleyeceğim. çünkü yangınlarımın
Tevfik Fikret,ömrü boyunca buhran içerisinde yaşamıştır.Gün gelmiş İstanbul’a,gün gelmiş manevî değerlere,gün gelmiş Sultan İkinci Abdülhamit gibi mütedeyyin eşhasa saldırmıştır.
Herkes şiir yazar ama benim şairim bir başka yazardı…
Köşe yazısı yazan çok sayıda yazar ve şair var; ama benim şairim “gerdanlık” denilen bir dörtlükle başlardı gazetedeki köşe yazılarına…
Benim şairim yalnız şair değil hem yazar, hem şair, hem de bir ozandı…
Kısa bir ömür sürmesine rağmen adından çok söz edildi Sabahattin Ali’nin…Çünkü dolu dolu yaşadı.Sözünü hiç sakınmadı.Dobra dobra konuştu.