Alo Deyince Ne Oluyor Aslında
Adam sevgilisini ne kadar çok sevmiş ki bize her gün binlerce defa Alo Alo diye, adını tekrarlatıyor.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Adam sevgilisini ne kadar çok sevmiş ki bize her gün binlerce defa Alo Alo diye, adını tekrarlatıyor.
insanların kaldıramayacağı yükün altına girmekte ısrarcı olması ne kadar doğru?
Sabaha karşı tel örgü boyundaydım. Otlar çoktan kurumuştu. Toprak yürüdükçe tozuyordu. Önce tan yeri alacalandı. Ve yıldızlar söndü. Gökyüzü önce griye döndü. Sonra sarardı, açıldı İlk kuşlar göründü. İri kuşlar, kargalar, atmacalar, doğanlar Tel örgünün ardındaki kasaba hala uyuyordu. Güneşin ilk ışıkları evlerin taraçalarına düştü. Kerevetler hareketlendi. Beyaz
Elimiz kalem tuttuğu, ocağımızda çaydanlığımız kaynadığı sürece bu alışkanlık terk etmez bizi. Çayımızı yudumlamaya, çay suyundaki gizemi izah etme-
ye çalışırız.
Sahip olduğunuz en güzel enstrüman sözcüklerinizdir.
Sessiz kalmayı bilebilmek hımmm lara ihtiyaç duymamak,
Göğüs kafesinden güçlü ve derinden konuşabilmek,
Ses tonunun bahsettiğiniz işe uygunluğu,
Laf aramızda yalnızlığın merhemi çaydır. Çay bardağı bile yalnızlığınverdiği hüznü onun sımsıcak nefesiyle unutur. Biz de bu hususta çay bardağından geri kalmayız hani
Bu güne değin, çaya dair yazdıklarıma kayıtsız kalanların ve olumsuz düşünce ifade edenlerin yanında ; heyecan veren teşvik eden kişiler daha ziyade oldu. Bu durum çaya dair kırk yazıya başlama hususunda bana cesaret verdi.
üzerimize almış olduğumuz sorumlulukları neden zamanında yerine getirmiyoruz?
Bir gün, küçük bir gerçek kalbine saplanıp dayanılmaz bir ağrıya dönüşür. O ağrı ki, tarifi zor, bedenin değil, ruhunda. Olan bitenin tek tanığı olursun.
Seslendiremediğin düşünceler aklının orta yerinde dönerken en nihayet kaderini kabullenirsin.
Hayatta kötü şeyler olur. Belki herkesin başına gelmez. Sadece senin
Elimde bir tohum... Tarlam kıraç. Su çok uzakta. Gölgesine sığınacağım bir ağaç yok. Ben kendi gölgeme sığınıyorum. Elimde bir tohum var; başımda kızgın güneş... Avuçlarıma su verecek kimsem yok. Bir bulut görmese de gözlerim bir dere gibi bakıyorum. Yüreğim su gibi akıyor. Gönlümü serin tutmaya çalışıyorum. Küp küp
Tvde sinema kanallarını gezerken tesadüfen rastladım Heidi filmine..
Bizim çocukluk-gençlik dönemimizin çizgi filmini sinemaya uyarlanmış olarak
İzledim..
İzledim çünkü o filmlerde kalan ve artık ulaşılması hayal olan duyguları
ve mutlu sonları, o muazzam sevinçleri yeniden hatırlamak, onlara olan özlemlerimi
hüzün, insan ruhunda derin izler bırakan kalplerde kararmaya yol açan duygu yoğunluğuna verilen addır.
Bana acıyan gözlerle baktığını görür gibi oluyorum. Sakın ha, büyük bir yanılgı içindesiniz. Bir insanın aklını hem de ceza sorumluğu ile birlikte yitirmiş olması ne büyük özgürlüktür. Gidip banka soysam içeri bile atamazlar
Çok eskilerden hatırladığım bir ilkokul şarkısıdır eminim ilkokul sıralarında birçoğunuzda söylemişsinizdir, şöyle sözleri ''Ordaa bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüzdür, gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür. tralalalala laaa tralalalal laaaa'' diye devam eder gider. Belki bu ülkenin birçok yerini daha görme fırsatımız olamadıysa da,