Konfüçyus"u Anlamak...
Yaşadığı çağın siyasi ilişkileri ve toplumsal yaşam biçimi konusunda oldukça kötümserdir Konfüçyus.
"Her kitap, onu okuyana yeniden doğar. — Alberto Manguel"
"Her kitap, onu okuyana yeniden doğar. — Alberto Manguel"
Yaşadığı çağın siyasi ilişkileri ve toplumsal yaşam biçimi konusunda oldukça kötümserdir Konfüçyus.
Ömrünüz boyunca kaç kitap okuyabileceğinizi sanıyordunuz?... Bakalım... Hesaplayalım, gerçekler acı mı acaba?...
kendi adıma cevaplayacak olursam ben kendimi tanımak için yazıyorum, yazdıkça yeni yönlerimi keşfediyorum; çünkü yazmak insanın kendini kendine anlatmasıdır bir bakıma...
Yeni Türk Edebiyatına ister akademik açıdan, ister popüler yayınları okuyup yeni bakış açıları elde etmek için bakın, bu dergi herkese hitap ediyor
Yapıtta Darwin’in yaptığı yolculukta nerelerde durduğu, neler yaptığı hakkında bilgiler var. Şunu belirtmeden geçemeyeceğim; Darwin hiç de doğa korumacı değilmiş.
Gerçi ben uzaydan tepe taklak düştüm ama bakın ne güzel uyum gösterdim ama, aynen insanlar gibi konuşuyorum. Ne diyorduk, hikaye yazıyorduk, daha doğrusu yazacağımız hikayenin nasıl olması gerektiğini tasarlamaya çalışıyorduk. Siz de fena değilsiniz ama çok yardımcı oluyorsunuz.
Yazdıklarımızı bir kez daha gözden geçirmenin faydasına değinmek için yazıyorum Silici(!)yi.
Roman kahramanlarının ‘’şarkı’’ adını verdikleri dörtlükler, tiyatro sahneleri, zaman zaman içeriğe uygun olarak karşımıza çıkan farklı anlatım üslupları kullanılmasına rağmen yapıtın bütünlüğü bozulmadığı gibi pekişiyor da.
Adaşına seslenmiş Sabahattin Ali, su değirmenini anlatarak... Ve günümüz modeli aşkları betimlemiş devamında. Bir demiş, ikinci demiş, üçüncü, dördüncü ve devamı... Hikâyenin sonundan habersiz kafamızda tasarlamaya çalışıyoruz. Değirmenleri, sevgilileri, aşkı, köylüleri, köleleri...
Binbir Gece Masalları... Bizden çok Batılılar’ın rüyalarını süsleyen masallar dizisi. Doğu’yu “içeriden” anlatıyor.
Gerçek okur olmayı öğrenmek bir çaba istiyor. Bir yetenek gerektiriyor. Okuduğunu anlamak, anladığını hazmetmek gerekiyor. Yetmiyor.
Gerçek yazar olmayı öğrenmek ise daha zor. Evet daha zor. Çünkü gerçek okur olmayı öğrenirken hep almayı öğrenir insan.
Her çıkan kitap beni, istediği oyuncağı satın alınmış çocuklar gibi sevindirir. Kitabın doğuşunu insanın doğuşu kadar anlamlı ve muteber sayarım. Çünkü bana göre kitapların da kendince bir sesi, dili ve yüreği vardır. Her birinde nice hayatlar saklıdır. Onları okudukça bu hayatların ve fikirlerin içine destursuzca gireriz. Bizleri hep
80 darbesinin toplum üzerine saldığı korku canavarı ve yine 80 darbesi sonrası uygulanan kalkınma programlarıyla ülkeye dayatılan neo-liberal politikaların etkisiyle toplum içinde insan yabancılaştı, yabancılaştırıldı. Hayatta tek başına bırakıldı.
Kendisinden dahi güven duymayan, para uğruna her şeyi yapabilen bir insan kuşağı yetiştirildi. Vicdanı benliğinin yeni düzenin
Pek çok insan yaşam enerjilerinin büyük miktarını “ufak şeyleri dert ederek” harcadıkları için, yaşamın güzelliğini ve büyüsünü ıskalamaktadırlar.
Kitap, bizim medeniyetimizin temel taşıdır. Dünyanın yazma eserler açısından en zengin kütüphaneleri hala bizdedir. Ama ne yazık ki, onları okşayacak, sevecek ellere hasret, mahzun ve kederli bir halde, raflarda bekleşip durmaktadırlar.
"Yaralar vardır hayatta,ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkten yiyen,kemiren yaralar.Kimseye anlatılamaz bu dertler,çünkü herkes bunlara nadir ve acayip şeyler gözüyle bakarlar.Çünkü henüz çaresi de,devası da yok bu dertlerin."
Bu tıpkı Emir karakterinin geçmişiyle yüzleşmeden gerçek huzuru elde edemeyeceğini bilmesi gibiydi. İnsanlar geçmişte onları üzen, hep huzursuz eden olayları unutmak isterler ama şu bir gerçek ki geçmişle yüzleşmek çoğu zaman insanı huzura erdirir. Rochester’ın Bertha Mason’u yıllarca gizlemesi, tıpkı Emir’in kendisi için canını dahi feda etmekten çekinmeyecek
Pinokyo belli bir zaman sonra artık gerçek bir çocuk olmak ister ve Mavi Peri’den kendisini gerçek bir çocuğa çevirmesini diler. Tıpkı bir robot çocuk olan David gibi...Ama David Pinokyo kadar şanslı değildir.