Yabancı Gözüyle Türkler
İnsan zor tanır kendini. Kendi hakkında hüküm verirken ne kadar subjektifse, bir millete mensup bir kişi de milletini değerlendirirken o derece subjektiftir aslında.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
İnsan zor tanır kendini. Kendi hakkında hüküm verirken ne kadar subjektifse, bir millete mensup bir kişi de milletini değerlendirirken o derece subjektiftir aslında.
Anladım kimse sevmemiş bu ülkede. Şarkılar kulak tırmalayıcı, aşkın okşayıcı sesi yok hiçbir yerde. Anladım bu ülkede kimse sevmemiş. Sus ulan sus diyesim geliyor herkese. Boşuna tüketilmiş nefesler, sesler bu ülkede. Bir şarkı bulamadım ikimize. Aynı yöne bakan, aynı düşünceleri savunan, aynı duyguları anlatan ve bütün bunları tek
110 yıllık tarihi konağa reva görülene bak…
Yoksa Malatyalılar Karakaş Konağı’nın yıkılıp yok olmasını mı bekliyorlar?
Oysa bu konak, istenirse yeniden ziyarete açılabilir.
Hem bir dönem “Malatya Evi” ya da “Etnoğrafya Müzesi” olarak kullanılması için düşünülmüştü…
2005 yılında da Sanatçı
Evet Almanyanın, Hollandanın, Fransanın halkına bakıldığında gelir seviyeleri oldukça yüksek ve içinde bulundukları şartlar ve sunulan nimetlerden en iyi istifade eden milletler arasında yer alıyorlar. Peki nasıl oluyor da bunca gelire, imkana ve nimete rağmen bu şehirlerin sokaklarında adım başı psikiyatri klinikleri var?
Özgürlük için kanat çırpmayınca bir kuş
Rüzgar gökyüzüne uzatmaz elini
Bir gün özgürlüğü ve soru sormanın ne olduğunu anlayacak bir toplum hayal ediyorum. İskender Pala’nın kitabı sanki bana bu hayalim gerçek olacak ümidi veriyor.
Esasen Batlamyus kuramına göre şekillenen orta çağ şark astronomisi dünyayı merkeze koyarak, isimlerini gezegenlerden alan üst üste yedi kat felek tabakasından bahseder. Buna göre, 1. katta Mâh (Ay, Kamer) feleği, sonra sırasıyla Utarit (Merkür), Zühre (Venüs, Çoban Yıldızı, Kervankıran), Mihr (Güneş, Şems), Mirrih (Merih, Mars), Müşteri (Bercis, Jüpiter)
Gün sonunda iyiler mutlaka kazanır evet Amma velakin; Rabb; ne derse o olur işte buna da evet Öldü derler ölmezsin Ne güzel yaşıyor derler, her gün ölürler Bu yüzden yazımın başlığı O.
Acaba yazmak ile yalnızlık duygusu arasında bir ilişki var mı? Yazmak gerçekten başka türlü kendisini ifade edemeyenlerin bir icadı olabilir mi?
Dört edebiyat ve şiir gönüllüsü bir araya gelerek bir tarih, kültür, sanat ve edebiyat dergisi çıkarmaya başladık. Dergi yolculuğumuzda el ele yürüdüğümüz dostlarımızdan biri Avukat Abdulhadi bay. Değerli bir şair olan dostmuz
fransızlar, hatay’dan giderken yanlarında neler götürdüler, onu çok iyi bilmiyoruz, ancak arkalarında neler bıraktıklarına kuşbakışı bir göz atarsak neler görürüz...
Geçtiğimiz hafta okurla buluşan OYNATMAYALIM UĞURCUĞUM adlı kitabımı bulamadığını söyleyen veya hangi birimlerde bulabileceklerini soran arkadaşlara duyurudur:
Zamanına sahip olmak yaşadığı dönem boyunca olacaklara karar verebilme, belirleyebilme gücüne ve iradesine sahip olmak mıdır?
"kast” kelimesi hindistan’da çok şey ifade ederken türkiye için pek bir şey ifade etmediğini başlangıç için düşünülebilirsiniz. ancak detaya girdikçe arada pek bir fark olmadığını göreceksiniz.
Okuduğum kitapların, -satırlarının altını çizmeye kıyamasamda- önemli bulduğum kısımlarını ve sayfalarını işaretleme huyum vardır. Bu işaretli kısımlarda, bazen cevabını bilemediğim soruların tanımına, neden oluştuklarına, nasıl çözülebileceklerine dair kıvılcımlara hatta yıldızlara rastlarım. Cem Mumcunun Kendine Bakma Kitabı da, bunlardan biri. Bana göre, kitabın her bölümünde, yaratıcılığın konuşturulduğu, farklı bir
Binbir Gece Masalları... Bizden çok Batılılar’ın rüyalarını süsleyen masallar dizisi. Doğu’yu “içeriden” anlatıyor.
Uyanış arenasına tepeden kuşbakışı baktığınızda önce kendinizi görürsünüz. Gerçek sanırsınız ilkin, ama birkaç saniye sonra görüntünün değiştiğini hissedip korkarsınız. Geri çekilirsiniz bir an. Bir derin nefes alıp tekrar bakarsınız. Gerçekte gördüğünüz şeyi yazar eserinin sonunda söyleyecektir.
Bu gülzarın ortasında bir tutkudur AYASOFYA.
Yaşadığı çağın siyasi ilişkileri ve toplumsal yaşam biçimi konusunda oldukça kötümserdir Konfüçyus.