"Ganimet"i Görünce Uzlaşıdan Vazgeçmek...
Dün ulus(o)alcı Kemalist,
Milliyetçi muhafazakar,
Sağ liberal,
Dindar muhafazakar,
Kürt milliyetçi..
"Eleştiri, sineklerin balık oltasına yakalanmasından daha az sıkıntılıdır." – Arthur Schopenhauer"
"Eleştiri, sineklerin balık oltasına yakalanmasından daha az sıkıntılıdır." – Arthur Schopenhauer"
Dün ulus(o)alcı Kemalist,
Milliyetçi muhafazakar,
Sağ liberal,
Dindar muhafazakar,
Kürt milliyetçi..
Hayat, ömrümüzde boşlukları doldurmamız için bir bize verilen en güzel bir fırsattır, bu fırsat bir defa elden gitti mi geri dönüşü mümkün değildir. Hayat bilin ki ömürle dosttan bize gelen bir gülümsemedir,
Niye hep bir şeyi başka bir şeyle kıyaslayıp da yerden yere vuruyoruz ki... Sevgililer Günü gidin bir çocuğa ayakkabı mont alın. Bunun için zaman beklemeye gerek yok ki... Zekat 365 gün ve her saatte verilebilir... Niye birbirine alternatif olsun bir şeyler... İçinden geçiyorsa sevdiğine de al bir şeyler,
Haraç mezat satılan namus ar.
Zarar hep zarar.
Argonun turfanda tarlasında küfrün bini bir para.
Zırva tevil götürmezken,
Işıltılı ekranda kelli felli adamlar zırvalar. Her şey hırdavat pahasına.
Eğitimi okuma yazma öğrenmek diye tanımlayamayız. Okuma yazma öğrenmek eğitimin bir parçasıdır ama küçük bir parçası. İnsanların diğer canlılardan ayıra en önemli özelliğin düşünebilme yeteneği olduğunu övüne övüne anlatırız. Oysa böyle olmasında , yani dünyaya insan olarak gelmemizde ve insanların düşünebilme yeteneği olmasında bizim bir rolümüz yoktur. Hiçbir
Oysa,Soluk olmuştu nefessiz kalan millete bakışları. İnkılâplar, gayret ,kalkınma hamleleri; şimdilerde bir bir sattığımız İnhisar(tekel), Sümerbank onun yadigarı. Yok artık Kızılay’daki iğde ağaçları. Ankara gecekondu diyarı...
İnsanlık ölmüş , ama insanlar farkında bile değil bir ölünün içinde yaşadıklarının ... Atakan Korkmaz
Savaşın bir namusu varsa ki biz öyle olduğunu iddia ediyoruz, o zaman bir dolu da namussuz var, savaşların içinde palazlanan... Kim Bunlar? Bunlar gündüz insan gece hırt, diyebileceğimiz tipler. Her şekle, kılığa girerler... Kimi zaman Rudolf Hes olurlar, kimi zaman Ratko Mladiç olurlar, kimi zaman Arayik Harutyan olurlar...
Ötenazi hakkını tanımamakta ısrar etmek yaşamak istemeyen, yaşam alanı tanınmayan insana tüketim ekonomisini beslesin diye sözde inançlar adına işkence etmektir.
Pazarda ve markette sebze ve meyve alırken doğal olanını arıyor,
hızlı büyüme seansına maruz kalmış hormonlularından kaçmaya çalışıyoruz.
Niye ? Çünkü biliyoruzki onu pre-matüre olarak sofralarımıza sunan katkılı karışımlar
vücudumuza sirayet ettiğinde yıllar içinde bizde tamiri mümkün olmayan arızalara yol açacaklar,
Gelin kendimizi de okumayanları da bu dertlerden kurtaralım ve okumama şenlikleri ve etkinlikleri düzenleyelim.
Canlının yapı taşlarını, canlılığa ilişkin şifreleri, genleri vs. değerlendirmek, araştırmak durumundayız. Bir örümcek ile insan arasındaki yapısal benzerlikler ve ayrılıkları tartışmak durumundayız. Çizmeyi aşmak gibi bir gayretim olmayacaktır. Doğanın bir parçası olan insanın, doğanın diğer parçaları ile ilgisi tartışılmalıdır.
Bir deniz resmi çizdim. beyaz ışıklar çizerken sularına göz kamaştırıcıydı. Mor ışıklar ruh okşayıcı, sarı ışıklar göz alıcı, turuncu ışıklar can yakıcıydı. Kırmızı ışıklar kalbimdi. Duygularım gibi dalga dalgaydı ve ben çizdiğim o deniz resminde su alan bir sandaldım. Küreklerim ve güvertem yalnızdı. Ve ben deniz ortasında geceleri
Kısa bir tanıtım yazısı minderin üstündeki netbukta hatta belki de 've' netbukla yazılır mı? P,ç,t,k kuralına bak sen, hemen nasıl da yumuşayıverdi... Yumuşayıvermek: Komik... Gerçekten neyi tanıtmalı bu yazı ki kısa olsun... Türkçede ne kadar bağlaç var. Tanıtım yazısına yer kalmadı...
Ne demiş Rus Edebiyatının zirve isimlerinden Lev Tolstoy Bir insan acı duyarsa canlıdır, başkasının acısını duyarsa insandır. Hangimiz duyuyoruz başkalarının acılarını? Zor günlerden geçiyoruz, kaç kişinin gece yatağa yattığı zaman şu devirde olan bitenlerden dolayı uykusu kaçıyor? Civan gibi evlatlarımız toprağa düşüyor. Bir dolu masum insan Akdenizin, Egenin
Ulusal arpalıkların toplumsal önemi değerlendirilmeye çalışılmıştır.
Şöyle bir sana ne diyebilsem. Karşımdaki de bu sözümün ne anlama geldiğini bir anlayabilse. Toplum öyle sokulgan ki, yılandan farksız. Hayatında yeter ki bir gedik bulsun, hemen içeri girer. Diyemezsin ki hayatımda ne işin var. Arkadaştır, dosttur... Ne yapsa iyilik içindir. Uf dersin, anlamaz. Sana nefes aldırmaz. Neden
Birilerini baz almayın. Özgünlüğü tercih edin. Karanlıklardaki ışık, ışıl ışıl parlayan ışıklarda ise gölge olmaya özen gösterin
İşte o devirlerde, sardunyaya bir vazife verilmişti. Sivrisinek savar olarak kullanılmaya başlanmıştı. Sıtma mikrobu taşıyan sivrisineklerin hışmından sardunya sayesinde kurtulmak yolu seçilmişti. Zannımca, sardunya da memnundu böyle bir vazifeden. Pencerelerimizin önünde kurulması bu yüzdendi. Vazifesini bî hakkın ifa etmenin hiçbir şeye değişilmeyecek huzuru vardı yüreğinde sardunyanın. Böyle bir
Ayfer Tunç