Ay Dolunay, İmkansız Aşklar Vakti…
aşkın kuralları varsa da
aşksızlığın nedeni kurallar olmalı mıdır?
kimin koyduğu, kimin uyacağı kurallar?
"Romanın tek kuralı, ilginç olmasıdır. — Henry James"
"Romanın tek kuralı, ilginç olmasıdır. — Henry James"
aşkın kuralları varsa da
aşksızlığın nedeni kurallar olmalı mıdır?
kimin koyduğu, kimin uyacağı kurallar?
Herkesin hayatı ağırdır bana göre. Bazılarının evreninde yer çekimi dünyada olduğu gibi bir değildir sadece. Olayın bundan ibaret olmasının kimine göre konu ile hiç alakası yoktur oysa, çünkü onlar çoktan tutunuyordur. Bir açıdanda kendimin çok fazla tutunduğuna ve kendimi kurtarmak için nefes nefese bile kaldığıma yemin edebilirim ki
seni sevmek ve sen acı oldu artık benim için,ağladığım o günlerde dinldiğim en acı aşkısı bazen, bazen sen giderken arkandan bakan gözlerimdeki yaş oldu, bazende gecenin kör vakitlerinde yüreğimin çaresiz sözcükleri oldu kağıtlardan akıp giden.
Yetiştirme Yurtlarında kalan; 0-18 yaş grubu çocuklarımızın durumu ile sokaklarda kalan, sınırsız yaş grubuna mensup çocuklarımızın ve yaşlılarımızın ki; çocuklardan farkı yoktur Onların.. Durumunu düşündükçe kahroluyorum.
Hayata geldikleri şartlardan tutunuz da Onların, nelere maruz kaldıklarını hiç düşündünüz mü?
Bir nebze, Yetiştirme Yurdunda kalan çocuklar
Denizin kızı Akçaabat, işveli bir gelin oluyor bembeyaz duvağının altında. Bu gelinin yüreğindeki umutlar Karadağ’dan daha yüce ve heybetli… Acılar ders oluyor geleceğin mimarlarına. Umut harmanları endişeleri bertaraf ediyor. Akçaabat yarınlara parlayan gözlerle, taze beklentilerle bakıyor. Akçaabat yüzyılın şerefini bütün hücrelerinde hissediyor.
Annem saksılara naneler ekti!
Burayı aratmasın diye
Taç yapraklı çiçekler hazırladı üzerlerine kurdele bağladı
Ve çeyizindeki tablolardan ayırdı bana
Yarınsız bir sabaha uyandı tekrar gözlerim. Sonuçsuz bir aşkın bedelini ödediğim, o yabancı ve soğuk sonbahar gecelerinden birinde kaybettim, koparıp verdiğin yüreğinin o en gizli parçasını.. Sonra bir fırtına başladı..
Karnında durup dönen kaşındırıcı bir bulantı ile uyandığında, hafif bir gülümseme kapladı yüzünü Seda’nın. Hafiften bir baş dönmesi ile yataktan kalktığında ise gülümsemesi daha da arttı. Bunun iyiye bir haber olduğunu farkındaydı...
aynalardaki sahte bebeklerin bize söyledikleri yalanlar.
Yeni bir yıla girmeye gün saymaya başladığımızda her yıl olduğu gibi tartışmalar yine başladı. Yıl başında yeni yılı kutlamaları günah mı, değil mi? Ben her yıl olduğu gibi yıl başını evimde geçireceğim.
Ben öğretmenim, “Bize öğretin” diyen ışıl ışıl gözler isterim. Beni dinleyen bilgiye aç gözler. Ben en çok size bir şeyler öğrettiğimde öğretmen olurum.
...sana bakıp gülümserim, her gülümseyiş bir bıçak yarası olur saplanır böğrüme ve yine her bakış ilaç olur sarar yaralarımı...