Yalnızlık-vicdan Üzerine Kelâm-ı Kibar Deyişler
Yalnızlığın tadını, yalnız kalmayan bilemez.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Yalnızlığın tadını, yalnız kalmayan bilemez.
aile; anne baba ve çocukların oluşturduğu toplumun en küçük kurumudur.
YZ
Üç fıkra var.
Enis Batur
Laubali kişi çamur gibidir; hayatınıza yapışır, temizlemek için çok uğraşmanız gerekir.
Stefan Zweig, Rainer Maria Rilkenin ardından: tek avuntumuz, bizler onunla yaşadık, diyebilmek diye yazmıştı. Ben de onu taklitle: biricik avuntumuz, bu hissizleşmiş, derisi kalınlaşmış modern çağda, vicdanın Yazın sıcak karnında kendisuyukendineyeten Arizonalıbirkaktüs olmadığını söyleme cesareti gösteren bir şairle yaşadık, yaşıyoruz diyorum
Buraya kadar her şey güzel de diğer takımların başı kel mi? Kasımpaşası var, Sivassporu var, Antalyasporu var. Biz de menü istiyoruz diye ayağa kalkarlar ise ne olacak durumlar? Her takıma menü yapmaları lazım. Hatta ikinci lige kadar gider bu durum...
Seçim yarışını kazanması belki çok zor fakat en güzel şeylerden biri olan, kişi ve sempatizan kazandığı kesin diyebilirim.
"Gerçekten sevebiliyor mu insanlar birbirini?
Aşktan söz etmiyorum.
Çünkü aşkın inanca, ilişkiye, söze, saza ihtiyacı yok. Aşk çılgınların ve delilerin meşrebi. Bize göre değil aşk, bizi çoktan terk etti."
89 model siyah 911 porsche carrera tadında yıllandığımda görüyorum ki; ansızın doğru kadın sürücü geldi mi ne kadar seneler geçse de; zaman denilen kavram, sanki hiç yokmuşçasına pekala karşımda yenilebiliyor, biat ediyor, hatta bana saygı dahi duyuyor Ben de haliyle tam anlamıyla özüme döndüm diyebiliyorum.
Yazmak iyi gelir insana hele ki bembeyaz bir sayfaya.
Vakitlerden Mayıs başları; yani baharın son demleri, yazın arifesi olmasına rağmen yüreklerde yaşanan sanki zemheriydi. Bahar sadece tabiata gelmişti, yüreklere değil. Bir millet amansız bir esaretle boğuşuyordu. Uçurumun kenarında asılı duran, ha düştü ha düşecek konumunda mahzun bir ülke vardı.
Şebnem İşigüzel