Ölüm Anında Görülen Tünel ve Işık
İnsanlar inanmak istiyor. Gerçekler başka şeyler söylüyor.
"“Ne yazık, kahramanlara muhtaç olan ülkeye.” — Bertolt Brecht"
"“Ne yazık, kahramanlara muhtaç olan ülkeye.” — Bertolt Brecht"
İnsanlar inanmak istiyor. Gerçekler başka şeyler söylüyor.
Keşke bir sabah uyanır uyanmaz bütün alışkanlıklarımı, tekdüzeliği ve sorumluluklarımı geride bırakıp uzaklara gidebilecek cesareti kendimde bulabilseydim. Neresi olduğu hiç önemli değil. Gücümün yettiği kadarına, bilet param beni ne kadar uzağa götürebilirse oraya gidebilseydim. İçimde hep gitmediğim ve hiç bilmediğim uzak insanları tanıma özlemim kalacak. Ve yeniden başlayabilmenin
Kullandıkları arabalarla kıyaslarlar beyinlerinin emiş gücünü. Bolca alkolle, süspansiyonlarını bozarlar. Hepsinin torku düşüktür, zekâları gibi. Çünkü diğer insanların aksine hayatta kalmak için zekâya ihtiyaçları yoktur. Yeterli mevkileri, lüks arabaları ve paraları vardır.
Hem katilim hem maktul.Kendi cenazemi kaldırır ellerim.Kendi cenazeme ağlar gözlerim. Peki neyim ve kimim ben.Hem Kürt hem Afrikalı mı? Bir Türk’ün gururunu taşır mı bedenim? Bir Yahudi’nin helakini yaşar mı gecelerim? Kör karanlık sularda boğulur mu gülüşlerim? Dudaklarımdan yankılanır mı Kızıldeniz’in
Bu samimi iç monolog, uykusuz gecelerde tavana bakarak kendimizi sorgulama alışkanlığından kurtulma kararını anlatıyor. Yazar, geçmişi tekrar tekrar sorgulamaktan, gece vakti kendini yargılamaktan vazgeçiyor. Artık düşünceleriyle barışık, hayatı daha hafif almaya kararlı ve uykuyu hak olarak görüyor. İnsanın kendisiyle olan iç hesaplaşmasını mizahi bir dille aktaran, rahatlatıcı bir
Acılarımız vardı, ne âlâ! kocaman devasa bir başkaldırı, yüreğimizin orta yerinde, miğferini başından çıkarmadan öylece bekliyordu. Parmak uçlarımızdan ayrılırken içimizdeki yangınların dumanları, bir kümeye yol bulup akıyordu, kalemsiz ve çizgisiz.
Bu kendimle yaşadığım bir iç hesaplaşma yazısı. Bir türlü uzlaşamayan duygusal ve mantık yanımla yaşadığım olaylardan sonra hesaplaşma yazısı.
Bu yaşıma gelmeden önce hürmetle içimde yetiştirdiklerim birer birer alındı elimden. Ben farketmeden. Kinime tutsak olmuş ben, fark etmeden.
Oruç Baba: Hacı Bektaş Veli ve Yunuz gibi gönlü doğa ve insan sevgisiyle dolu, Mevlana gibi tüm insanlığı kuşatan bir felsefeye sahip, Sokrates gibi idealist ve Hz. Ömer gibi adaletli hakem veya hakemler var olursa tabi ki mümkün.
Saçma zamanların dolaşıklığını çözen ben deli. Az sonra cinnet geçireceğim dört dörtlük. Cinnetimden kimse mesul değildir.
Bu garipliğin bodrumunda gezinen mahlûkatların verdiği zehir misali fitneleri düşünün.
Bak bizbizeyiz artık, aramıza yıllar girmiş, ne bende adresin, ne sende özlemim kalmış Zaten ayrılıklar yalanlamıyor mu o büyük sevgileri, sende gerçeği söyle artık