Son Mektub
Bir gün hayatımdan ördürürcesine çıkacaksın ve ben seni hep son günkü halinle hatırlayacağım. Senin en güzel halin neydi diye düşünüyorum. Ve içimden bir ses yıllar öncesine götürüyor beni...
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Bir gün hayatımdan ördürürcesine çıkacaksın ve ben seni hep son günkü halinle hatırlayacağım. Senin en güzel halin neydi diye düşünüyorum. Ve içimden bir ses yıllar öncesine götürüyor beni...
Hasan Şaş'ın nezdinde Türk Milli Futbol Takımını kutluyorum ve başarılarının devamını diliyorum.Umarım bu yazımdan dolayı Hasan Şaş beni bağışlar...:))))))
"...kalbinden aşağı süzülen, bir su birinkintisinin üzerinden atladı. yoruldu, küçük bir iskemleye oturdu. ondan önce kimse bulamasın beni diye saklandı, yüreğin en muhkem barınağına. eline aldı, küçük bir aynayı.. baktı fidan boyuna. ipek, dediydi bir zamanlar, saçları beline kadar inerken bir güzelin. göğüs kafesi elif mahrecini aşikar etti.
Herkes sevmez benim kadar bu uzaklığı, /Takvimde koparılmamış günler durur, /Bir çocuk zemheri vakti, /Ben beklerim, /O uyur...
patlamanın şiddetiyle uzaklara savrulmuş; uçup uçup bir solucanın tüysüz bedenine yapışmış...düşünsenize tüylü bir solucan!...züğül züğül!...saçlarım burgam burgam olu...
Pahalı, yarım bir şişe viskiyi mumluk yapacak kadar umursuz, mumlar bitince içmek isteyecek kadar umutlu.
ağlamak geliyor içimden, utanıyorum. bütün hayatını bir kadını bekleyerek geçirmiş bir adam olup çıkmaktan korkuyorum.
Bazı şeylerin gitmesine izin vermek işte bu nedenle çok önemlidir. Onları serbest bırakmak. Gevşek olanı kesmek. İnsanların hiç kimsenin işaretli kağıtlarla oynamadığını anlaması gerekiyor; bazen kazanırız ve bazen de kaybederiz. Hiçbir şeyi geri almayı bekleme, yaptıkların için takdir edilmeyi bekleme, ne kadar zeki olduğunun keşfedilmesini bekleme ya da
Yeni yıl heyecanı var caddelerde../Oldukça uzun zaman oldu sanırım..bu kısmına gelmemiştim şehrin../Yolu her iki taraftan saran ağaçlara gelinlik giydirmişler../..
Teşekkürler en kuzeydeki en gri bulut.
Sana karışsın bu kendi içinde anlamsız mektup.
Ve sen bir yağmur olgunlaştırıp kendinde, her sözcüğü tek damla yağmura dönüştür uzaktaki o şehirde… Yeşiller yanında olsun, griler gerinde…
İçimde aslında öyle bir şey var ki, bulamayacağım ve
Acılarımız vardı, ne âlâ! kocaman devasa bir başkaldırı, yüreğimizin orta yerinde, miğferini başından çıkarmadan öylece bekliyordu. Parmak uçlarımızdan ayrılırken içimizdeki yangınların dumanları, bir kümeye yol bulup akıyordu, kalemsiz ve çizgisiz.
Fi çağlardan kalma, hiyeroglif yazılarla yazılmış kaderim yine sessiz.Yunan mitolojisinden fırlamış bir yaşam tarzım yok ama bir kaktüs deyilim.kendimi bazen boş bir bardak gibi görüyorum,doldurulmayı bekleyen.bazende irin kaplı vücudumda limit yok yazıyor.bazen ağlıyorum;karanlığın doğmasına,güneşin batmasına.
Kış soğuğu girdi sanki aramıza
Ne sorar oldun hal hatır
Nede anlar oldun halden
Dışarıda yarım metre kar
Çatılar altında insanlar
Kullandıkları arabalarla kıyaslarlar beyinlerinin emiş gücünü. Bolca alkolle, süspansiyonlarını bozarlar. Hepsinin torku düşüktür, zekâları gibi. Çünkü diğer insanların aksine hayatta kalmak için zekâya ihtiyaçları yoktur. Yeterli mevkileri, lüks arabaları ve paraları vardır.