Oruç Baba"dan Aforizmalar - 25
-Aşı pişiren ile iyi geçinirsen aç kalmazsın.
-Sevdiğinde kusur aramaya başladığın an,o iş bitmiş demektir.
-Fakir zenginin,korku hayatta kalmanın,kötü de iyinin gizli sigortasıdır.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
-Aşı pişiren ile iyi geçinirsen aç kalmazsın.
-Sevdiğinde kusur aramaya başladığın an,o iş bitmiş demektir.
-Fakir zenginin,korku hayatta kalmanın,kötü de iyinin gizli sigortasıdır.
Üniversiteyi kazanıp Denizli'ye gittiğinde evimizde inanılmaz bir boşluk oldu. Hergün defalarca telefonla görüşmemize karşın onun canlılığını ,moral verici konuşmalarını çok aradım. Ama ,onun iyi olduğunu bilmem ve iyi bir eğitim ve meslek için Denizli'de olduğunu bildiğimden mümkün olduğunca eksikliğinin bizi ne kadar etkilediğinden hiç bahsetmedim.
-Başını eğemediğin kişi senin kölen değildir.
-Her fırsatta düşüncene yeni bir düşünce aşıla ki kocaman bir bilgi ağacın olsun.
-Şimdiki zor anların kararı,geleceğin zaferi olabilir.
-Başkalarının akılsızlığını senin yolunu aydınlatan bir ışık olarak kullan.
-Yaşlanmayı geciktirici bir ilaç ya da gıda mı arıyorsunuz?Aramayı bırakın ve bir de aşkı deneyin derim ben.
-Kendimizi bulduğumuzu zannettiğimizde neden daha fazla kendimizi arama ihtiyacı hissediyoruz?
-Uçurumları aşmak için insana kanat değil,akıl gerekir.
-Bilim mi,paramı?Neden birisini seçmek zorundayız ki!...İkisi de olsa
Mektubunuz var bu mektup içinizden geldiği gibi olsun içinde itiraflar olsun kısacası biraz farklı ve kendinize dönük olsun sevgi dolu umut biraz da hüzün hadi ozaman mektubumuza başlayalım benim mektubumun konusu dünya...
Bazen en zor soruları çözersin de, en basit soruda hata yaparsın. İşte o hata hayatta yaptığın en büyük yanlışlık olur. Sen benim en büyük hatamsın, tıpkı en basit sorularda yaptığım gibi.
Biliyor musun, her geçen gün çığlıkları daha da artıyor içimdeki haylaz küçük kızın. İki gözü iki çeşme ağlıyor son günlerde, “Hiçbir yere gitmek istemiyorum.”diye. Sen gelince gitmek zorunda mı o?hep saklamaya çalışırdım onu herkesten; ama inan ben de istemiyorum ondan ayrılmayı
Neden senin de dudaklarının kenarında hayattan ve aşktan memnun
bir gülümseyiş yok onun gibi…
Neden her gece kapını açıyorsun sana gözyaşları getiren bu yabancı kadına?
Kopya kağıtlarını yutan bir öğrenci gibiydim. Sana söylemek istediğim tüm kelimeleri, cümleleri içime attım. Davula döndüm de gümbür gümbür sana seni sevdiğimi söyleyemedim. Tüm utangaçlıklar bendeydi. Tüm kızlar ise yüzü kızarmayanların, utanmayanların sevgilisiydi. Ben tüm acılarımı içimde biriktirdim.
Bir garip şiir dolanıyor dilimde. Mısralar bir uçurtma oluyor bir rüzgar. Yokluğunun boşluğu gökyüzü kadar büyüyor. Ne yazık ki ne bir öpücük uçurabiliyorum sana doğru ne de uçurtmalar maviyle buluşuyor. Hep fırtınalar kopuyor başımda. Yokluğunun akşamında her yere simsiyah gece manzarası çiziyorum. Karanlıktan korkan ellerimi ceplerimde saklayarak, sokak
Biraz özgürce düşünüyorum kuzum. Biraz rahatça. Ve bu özgürlük bıçağın sırtıymış gibi hissettiriyor bana! ya öyleyse bu sahici özgürlük mü? Kırıp döktüklerimde var, derleyip toparladıklarımda... kırıp dökende var, sarılıp sarmalayanda..
Senden sonra 3 aşk, iki de fantezi eskittim. Sadece üzerinden geçtiler. Öpüştüm, seviştim biraz. Biraz eğlendik ayrı zaman ve mekânlarda. Üçünden biri utangaçtı, diğeri yabancı, sonuncusu da gençliğin baharında düş fantezilerine yatmıştı. Biri uzun boyluydu, diğer ikisi orta!
Sonra; ikisi kararında, biri şişman...
Bazen düşünüyorum da; hiç mi yazmasam…
Yazmasam belki daha hayırlı olacak ama…
Ama o zaman da boş dönen bir değirmenin taşları gibi kendi kendimi öğütüp dururum.
Kim bilir, bel ki de kendi kendime zarar vermemek için yazıyorum…