Oruç Babadan Aforizmalar - 31
-İyi yargıç yetştiremeyen milletler; iyi, kalıcı devlet de kuramazlar.\*-Zaman ne ileriye gider, ne de geriye. \*-Krala imrenen dilenci çoktur, ama inanın dilenciye imrenen kral da vardır.
"Yazar olmak, bir tür zihinsel hastalıktır; tek farkı, bu hastalığı satabiliyor olmanızdır." — Neil Gaiman"
"Yazar olmak, bir tür zihinsel hastalıktır; tek farkı, bu hastalığı satabiliyor olmanızdır." — Neil Gaiman"
-İyi yargıç yetştiremeyen milletler; iyi, kalıcı devlet de kuramazlar.\*-Zaman ne ileriye gider, ne de geriye. \*-Krala imrenen dilenci çoktur, ama inanın dilenciye imrenen kral da vardır.
Ben en çok kalemimi kaybettim dünyada. Kim bulduysa, cümlelerimin tekrarını yazamadı. Ben en çok kağıdımı kaybettim dünyada, kim bulduysa buruşturup attı bir kenara. Ben en çok aklımı kaybettim dünyada. Kim beni bulduysa, hiç acımadı bana. Ya bir tutanakla kayıt altına alındım; kendimi bile hatırlamadığım anlarda.
-İyi konuşanı değil,iyi dinleyeni alkışlamak gerekir.
-Yarayı iyileştirenlerden birisi ilaç ise,diğeri de zamandır.
-İnsanları,hayvanları ve doğayı sevin sevebildiğiniz kadar;nasılsa sevgi parasız...
Saçlarıma yazılan şiirleri teker teker kırptım gecenin karasına,
Bal köpüğü gözler ile bir daha asla dokunulmasın diye.
-Zorluk cahili bocalatır,korkağı kaçırtır,akıllıya ise çözüm yolu aratır.
-Düş kurmayı kötü bir şeymiş gibi göstermeye çalışanlar büyük bir hata yapıyorlar.Çünkü her buluş bir insanın düş kurmasından sonra ortaya çıkmıştır.
Mektubunuz var bu mektup içinizden geldiği gibi olsun içinde itiraflar olsun kısacası biraz farklı ve kendinize dönük olsun sevgi dolu umut biraz da hüzün hadi ozaman mektubumuza başlayalım benim mektubumun konusu dünya...
Bazen en zor soruları çözersin de, en basit soruda hata yaparsın. İşte o hata hayatta yaptığın en büyük yanlışlık olur. Sen benim en büyük hatamsın, tıpkı en basit sorularda yaptığım gibi.
Facebook’u açıyorum. Uzun süreli gözlemlerden sonra face geyiklerini öğrendim galiba. Bir süre, sanal sanal zaman geçirmek iyi geliyor. İyi geliyorsa, gülüyorsam kırk yılda bir, hoşbuldum valla... Yalnızlıklar yurduna hoşbuldum... “Hoşbuldum anasını satiiim !” değil tabi... Satmasam iyi olur ama Sophie’nin seçimi gibi bir seçim yapacaksam, babasını satmayı yeğlerim
Ezelden ebede uzanan yolda yalnızlığım tek yarenimdir. Ruhlar aleminde tek başına bir köşede, kendi gölgemi siyaha boyamışımdır. Bir ruh ikizim olmamıştır hiç. Otagara kavuşamayan bir otobüs gibi şarampole yuvarlanmışımdır. Tek kişilik bir kazayım ben. Kanım, ruhumun kimsesizliğinde saklıdır. Bir bedene bürününce anne karnında, kordan bağımdan annesizliği içmişimdir.
alışmak, üretmek ve kazanmak adına bize söylenenlerin yalan olduğunu biliyorum. Sabahın köründen akşamın karanlığına kadar ağır işlerde çalışan insanların her fırsatta yorgun bedenlerini biraz olsun dinlendirebilmek için uyumaktan başka çareleri mi var?
Bazen düşünüyorum da; hiç mi yazmasam…
Yazmasam belki daha hayırlı olacak ama…
Ama o zaman da boş dönen bir değirmenin taşları gibi kendi kendimi öğütüp dururum.
Kim bilir, bel ki de kendi kendime zarar vermemek için yazıyorum…
VTV'ye ilk kez konuk oluyordum ancak heyacanlı değildim. Zira bu benim ilk televizyon programa katılışım değildi. Ulusal olarak; ilk konuk olduğum televizyon Hilal Tv. idi. Sonra Uluslararası, Katar'dan, El-Cezire'den tut İran televizyonuna kadar röportajlar verdiğim olmuştu. Kaldı ki, iyi-kötü yine Malatyamızda yayın yapmakta olan yerel televizyonlarından Kanal Malatya'da
Halid Ziya Uşaklıgil