Avtio Eftelya
Her şeylerini alıp gittiler / Bir, çiçekleri kaldı saksılarda / Bir, uykuda düşleri / Yürekleri birde...
"İyi bir roman, kahramanı hakkındaki gerçeği söyler. — G. K. Chesterton"
"İyi bir roman, kahramanı hakkındaki gerçeği söyler. — G. K. Chesterton"
Her şeylerini alıp gittiler / Bir, çiçekleri kaldı saksılarda / Bir, uykuda düşleri / Yürekleri birde...
Son kez tanımla bulunduğun yeri, gelebilmek için büyük bir enerji gerekli. Soruların anlatamıyor, bildiğini sandığın şeyleri. Bitirdin yenilenen düzeni, duyguların geçmişte bir bilinmezlik olarak kalacak. Sıkıntıların yeni limanlara demir atacak. Sevineceğim sanıyorsan, kuşkuların esir edecek benliğini asıl. Yeni durumlara ayak uydurmak isteği bir şeyleri baştan bitirdi.
Mekan yalnızca bir arka fon oluştururmuş insanlara ve yaşamlarına...İnsanını ve yaşamını yitiren mekan,yalnızca hoş desenli boş bir kağıda dönermiş üzerine dalıp dalıp hafızayı canlandırmaya yarayan...
ne zormuş herşeyin yalan olduğunu öğrenmek ama yine de ona inanmayı istemek...
Konuşmasam da anla… Yanan yüreğine bir yudum su, her adımda kuşların söylediği şarkılar gibi duy beni… Gri olmasın, benimle bir renk cümbüşüne dönüşsün hayat… Gözlerini gözlerimden ayırma güzel sesinle bana masallar anlat baba… Gözlerini gözlerimden ayırma baba ne olur… Ellerini ellerimden ayırma, rüyalar bitti artık gerçeklere uyan ne
İnsanın bilinçaltı derinliklerindeki bilgileri ortaya çıkaran o güç rüyalarımız dır. Orada ne kadar özgürlüğümüzü yaşarsak yaşayalım takıldığımız yerde sistemin devreye girişini izliyoruz.
“Romandan fırlamış bir roman kahramanı gibi..”
“Öyle kırılgan, mahcup tavırlarla çocuk gibi… Öyle masum, öyle içten sıcak, sevecen…”
“Şiirin dizeleri gibi akıcı, derin… Aşığın sazının telleri kadar duygulu…”
Neden geçmedin diye sormayacak mı sana zaman?
Neden geçmedin o yardan, bir diğerinden vazgeçmeden?
Birden düştü yüreğine ılık ılık bahar taneleri.
Kuşların cıvıltısı içini kıpırdattı, bahar gelmişti yüreğine
Filizlenmiş hayalleri karşısındaydı artık, göz göze bakarken ne olduğunu
Anlamadan hayatın en büyük günahını işliyordu.
Artık dünya yoktu, evren yoktu, benlik yok…
Büyük, saydam, korunaklı ve huzurlu bir yerdi. Ellerinin aradığı, sesinin yankılandığı, büyüleyici bir anıydı. Resimler hatırların temsili, acılar mutlulukların gölgesiydi.
Nedeni zorunlu bir temayı gösteriyor. Zorunlu ve akıcı. Yenileyici ve kalıcı. Rüzgar sonsuz bir ritm, anlatılanlar kuruntusuz bir ilim. İşte seçimlerin getirdiği yer ! İstekler değil,
Hele bir elleri vardı, göreceksiniz,
Beş uzantısı olan ak bir yıldız.
Görürsün ama temas edemezsin.
Dudakları da aynen öyle;
Gün doğumuyla kızaran, ufuk çizgisi gibi
Hasret serpilmez umudun yanına,bir kere serptin mi kendi kendini eker.Önce toprağı kandırıp sokulur yanıbaşına ve salmaya başlar zehir salgılayan kökünü.O kök salmaya başlayınca anlarsın hasretin toprağa nasıl sımsıkı tutunduğunu,serptiğine pişman olup sökmek istersin umudun yanından.Vurduğun kazmalar,attığın kürek kürek topraklar...
Yaşım 21
06/04/2009 Tarih
Günlerden pazartesi
Saat 08:00 gibi
Saatim yok ve düşüncelerimi boğan bir şeyler var,
Bazen yolda yürürken eski evler görürsün. Kimler, hangi zamanlarda oturmuş bilmezsin. Belki akşamları, dışarda soğuk rüzgar eserken, pencerenin kenarında hiç bulamayacağı hayatları isteyen, gece yatağa yattığında tatlı düşlere dalan hırslı, yetkin bir insan...
Sevdiğin şeylere dokunurken hayat henüz değişmemiştr. Değişeceği de dünyanın gidişatından bellidir. Şansa inanıp
Göğün kalbine yükselmişcesine Zeytin Dağı'ndan selam yollayalım Kubbet-üs Sahra'ya,sadakatle bağlanan aşıklarına
Medine'ye çevirelim yüreğimizi sonra
bize sevdanın imanlı gönüllerde çoğaldığını,umudun imanla olacağını,kuşu ölen Hz Zeyd 'e taziyeye gidecek kadar zarifce yaşamanın lezzetini öğreten Efendimize sonsuz salat ve selamlar gönderelim,
Kokusu sevda kokusudur.
Onun kokusu sana ulaşıp,
içine çektikçe sarhoş olacaksın.
O sevgi kokusu sana güç verecek,
büyüsü seni kendine çekecek..
Bence siz; Çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklayınız acılarınızı
Uykusuz gecelerde mesela