Hötdük Nine
Çocukluğumda, herkesten çok sevdiğim bazı kişiler vardı. İşte bunlardan biri Hötdük Nineydi. Annem hastalanıp hastaneye yattığında, bize bakan akrabamız.
"Edebiyat, hayatın aynasıdır... öyle ki bazen o aynayı kırıp bir de kendi yansımamıza şaşarız." - Oscar Wilde"
"Edebiyat, hayatın aynasıdır... öyle ki bazen o aynayı kırıp bir de kendi yansımamıza şaşarız." - Oscar Wilde"
Çocukluğumda, herkesten çok sevdiğim bazı kişiler vardı. İşte bunlardan biri Hötdük Nineydi. Annem hastalanıp hastaneye yattığında, bize bakan akrabamız.
Kredi yurtlar kurumunun anneye özlem kokan odalarından, emek tüten öğretmenler odasına;ailelerin dişten tırnaktan artırarak yolladıkları hafta harçlıklarından, ayın 15.de bankaya yatacak maaşlara ve nihayetinde tırmanışlarla süren öğrencilikten maviye boyandığımı hissettiğim öğretmenliğe geçişimin ilk aylarıydı
"Yüreğime pembe pembe basıp, bulut olup gittiğinden beri üç yıl geçti meleğim....Sen benim ilkgençliğimdin, karşılıksız sevgi vermeyi öğreten minicik öğretmenim..."
...aşırı arzın mevcut olduğu mallarda, doğru cebrî ikame mevcut olacaktır.Bu sebeple, ikame elâstikiyetlerine bağlı ve cebrî olarak tüketicilerin nereye kadar tevzi edebileceğine tabi olarak, farklı şiddette tayınlamalar ortaya çıkacaktır. ...Teknik ter
Genç iken hiç ölmeyeceğimi düşünürdüm. Şimdi öyle düşünememek için bir neden daha oldu.
Yaşanılan günleri çalmaya karar verdim tarih sayfalarından.. 15in payına düşen şımarık bir kaç hatıra. Artık kimsecikler alamaz elimden temmuz 15i
buz mavisi.bu kadar güzel bir mavinin bir insanın gözlerine ait olması büyüleyiciydi.otuz metre yükseklikten güney pasifik denizine atlama isteği uyanıyordu içimde.başka hiç bir şeye bakmak bu kadar güzel gelmeyecek diye düşünüyordum.
Sen her zaman en güçlü "sen"sin sanırsın yaşamda
hiç kaybetmeyeceğini düşünürsün.
Bu kez ne dersin ? Kaybeden kim ?
Biliyorum inanmayacaksın bana,
her zamanki gibi kendi aldatmacanı yaşayacak
... hala çocukluğumun çizgi filmi 'Vikingler'in müziği bana o tanıdık duyguyu ve seni hatırlatır.
Yıllar sonra, yerde yatan birinin üstünde uçuşup duran gazete yaprakları hatırlıyorum . Şaplakçı ağbi düşmüş kalmış. Yanında topa benzemeyen bir oyuncak . Demirden ..
Geniş meydanda tekrar dolanmaya başladım. Çevremdeki her şey bana, ben de onlara yabancıydım. “Ne iyi ettim de şu Paris’e geldim” demek, bana kısmet değilmiş, diyor, üzülüyordum.
Yaşamınızdaki küçük ayrıntıların nedenin düşündünüz mü ? Bazen bunların içinizde, ne kadar büyük yer tuttuğunun ayrımına vardınız mı hiç ?
Yağmuru seyrediyorum ellerimi iki yanağıma yaslayıpta. Kolum uyuşuyor. Bu acıyı sonsuza dek içime çekmeliyim. Benim ne içilecek şampanyalarım var kadehlerde. Ne cümle aralarında sosyete kesilecek kristal şişelerim....
"Ve onun parmağını havada görmek onun gönüllü olarak bu savaşta yeralmak
istediğine delaletti.Savaşmak istiyordu Ama artı şavaşları çok acımasızdı."