Seslenişim Bitmedi
Mezuniyet sonrası hissettiklerimi anlatan, acı tatlı hatıraların derinliklerini, sırlarını, hüzünlerini, sevinçlerini anlatan derin bir 'anı' yazısı...
Sonsuz Sevgi ve Saygılarımla
"Yazmak, varoluşsal bir bunalımın, kağıda dökülmüş şarap lekesidir." - Charles Bukowski (Kurgusal Alıntı)"
"Yazmak, varoluşsal bir bunalımın, kağıda dökülmüş şarap lekesidir." - Charles Bukowski (Kurgusal Alıntı)"
Mezuniyet sonrası hissettiklerimi anlatan, acı tatlı hatıraların derinliklerini, sırlarını, hüzünlerini, sevinçlerini anlatan derin bir 'anı' yazısı...
Sonsuz Sevgi ve Saygılarımla
Absürtlüğün en uç sınırlarında gezen hikâyelerini dinleyerek büyüdük. Absürt bir mevzuyu, günlük yaşamın sıradan bir olayıymış gibi sunabilmek ve dinleyenleri gözlerinden yaşlar gelecek kadar güldürmeyi becerebilmek bir ustalık emaresi değil midir?
Yinede insan; Kararı yargıçlar tarafından verilmese de, uzun yola çıkmaya hüküm giyiyor. İnsan iç denizindeki fırtınalı havalarda, ruh gemisine, kayalıklardan sızan ışığıyla yol gösterecek deniz fenerine ihtiyaç duyuyor.Ya da modern zaman kahinlerine
Bilirdim ki babamın kucağındayım… Bilirdim ki güvendeyim…
Uykuda olsam da kokusundan tanırdım baba kucağını…
Babam tütün kokardı…
Küçük kağıt parçalarından birini aldım veya örselenmiş olanı böldüm. Yazdım; H-Ü-Z-Ü-N. Ve elim bilinçsizce koydu soru işaretini peşi sıra. Kâğıdın ardını çevirip bekledim. Neydi Hüzün? Umutsuzluk, üzüntü, bekleyiş?
Yatılı okula alışmama yardımcı olan arkadaşlarımdan biri Ayseldi, diğeri Nurşen.
Hayat istediklerini vermez bazen sana. En zayıf noktandan vurur seni. Hiç bir şey yapamazsın. Sende çok derin ve usta kesikler bırakır. Yazın ortasında kışı yaşarsın. Kimse umursamaz varlığını veya yokluğunu.
Bolu'nun Seben ilçesine bağlı Çektikdere Köyü'nde doğdum.
Çocukluğumda Yayla Göçleri köyümüzün en önemli olaylarından biriydi.
Küçük yaşta yaşadığım bir Yayla Göçü'nü sizlere anlatmaya çalıştım.
O çok severek anlattığı bu hikayeye “Bu efsane binlerce yıl önce yaşanmış gerçek bir aşk hikayesiymiş.” derdi.
Dişlerimi birbirine geçirdim..
Sımsıkı... Belki bu durdururdu bu saçma sapan hayatı.. Durdurmalıydı..
Bu anı, her halde insan sevgisinden yola çıkmış olmalı. Kaldı ki her olayı, her kişiyi, her durumu kendi öznel çerçevesi içinde ele almak gerek...
Rus gazeteci Gleb Şulpyakov ile Mimar Sinan'ın izlerini sürdük. Bir Rus'un gözüyle büyük mimarımızın izini sürmek benim için hem çok eğlenceli hem de öğreticiydi. Yüzlerce kitabı karıştırarak elde edebileceğim bilgileri 10 günlük bir geziyle elde ettim.