Baba (Mın) Kokusu...
Bilirdim ki babamın kucağındayım… Bilirdim ki güvendeyim…
Uykuda olsam da kokusundan tanırdım baba kucağını…
Babam tütün kokardı…
"Herkes kendi kitabının kahramanıdır. Ne yazık ki, çoğu zaman da en kötü editörü." - Terry Pratchett"
"Herkes kendi kitabının kahramanıdır. Ne yazık ki, çoğu zaman da en kötü editörü." - Terry Pratchett"
Bilirdim ki babamın kucağındayım… Bilirdim ki güvendeyim…
Uykuda olsam da kokusundan tanırdım baba kucağını…
Babam tütün kokardı…
Bizim emektar çayhaneye oturuyorum, anneannemle de buraya otururdum, şimdi çocuklarımla da buraya otururum her zaman.
özlemle dolar bazen yürekler... kimi zaman yaşananlara kimi zaman toprağın kokusuna....
Hastalığımı belli etmeden, içimde kalanlar... Baki dua ile...
'Yıllar geçmiş, hissettirmeden, sinsice kayıp gitmişler..' Olur ya bazen bu duygu fena yakar içini, yatağın soğukluğu acıtır ya canını hani, işte öyle bir gece yine....
Türkçe Öğretmenimiz Şükrü Bey bir gün ; iki şube öğrencileri arasında münazara düzenleneceğini söyledi. Münazaranın ne demek olduğunu bile tam olarak bilmiyorduk.Henüz ortaokul ikinci sınıf öğrencisi idik. Öğretmenimiz bize münazara hakkında g
mizah denemesi
umarım başarmışımdır
karar sizin
gülenler yorumlasın sadece
Aslında bi sistem olacak / utandığın her şeyden kaçıp gideceksin
Çok yorucu bir gün . Deliler gibi koşturuyorum. Ha bitti ha bitecek kameraman stop bu karede bu film bitecek.
Nasıl bir büyüymüş bu Allah’ım. Gitmeden insan anlayamıyor ama bir kez de görünce, artık göz O’ndan daha değerli bir şey bilmiyor. Gitmeden bilinmiyor Rabbim ama dönünce de hasretine dayanılmıyor.
Bir insanın dünyada görebileceği en güzel yer Kâbe. Görmüş ve gördüğüne kara bir sevdayla bağlanmış tüm sevdalılara...
O gün işimiz yoğundu. Okullarda karne verme telaşı tüm yöneticileri ve öğretmenleri olduğu kadar bizi de sarmıştı. İşimiz gereği okulları dolaşıyor, işlerin nasıl gittiğini yerinde görüyorduk.
Bu anı, her halde insan sevgisinden yola çıkmış olmalı. Kaldı ki her olayı, her kişiyi, her durumu kendi öznel çerçevesi içinde ele almak gerek...
Gizli ve özel sırlara çözüm sunması, yeşil yapraklı meyve ağaçların geleceğe ümit aşılaması ve o anda canlı, tefekkür keyfiyeti sunması, benim ufkumda çağrışımlar yaptı.
Küçük kağıt parçalarından birini aldım veya örselenmiş olanı böldüm. Yazdım; H-Ü-Z-Ü-N. Ve elim bilinçsizce koydu soru işaretini peşi sıra. Kâğıdın ardını çevirip bekledim. Neydi Hüzün? Umutsuzluk, üzüntü, bekleyiş?
Bazen hiç düşünmeden yaptığımız küçük bir yardım girişimi, karşılıksız uzatabildiğimiz ellerimiz nice canların kurtulmasına, yaralı ve çaresiz yüreklere umut tohumlarının serpilmesine, hayata büyük bir şevk ve inançla sarılmalara vesile olmaktadır...
Ayfer Tunç