Sizi Biran Düşünürken!
Çok nadiren denediğim bu tür çalışmalar, ancak zihnimi zorladığı vakitler bir iki kelam etmeyi, sizinle paylaşmayı, lüzum ettirdiğinden olsa gerekir.
"Edebiyat, hayatın aynasıdır... öyle ki bazen o aynayı kırıp bir de kendi yansımamıza şaşarız." - Oscar Wilde"
"Edebiyat, hayatın aynasıdır... öyle ki bazen o aynayı kırıp bir de kendi yansımamıza şaşarız." - Oscar Wilde"
Çok nadiren denediğim bu tür çalışmalar, ancak zihnimi zorladığı vakitler bir iki kelam etmeyi, sizinle paylaşmayı, lüzum ettirdiğinden olsa gerekir.
Ve kokusu.. insanın her yerine sinen.. ağır.. yaşamayan bir koku.. yaşattığı sanılan.. oysa en güzeli bir tebessümdü ilaçların.. yürek güçlü olmalıydı.. insan yüreğinden tutunuyordu yaşama..
Elinizin altında evirip çevirip bir kenara koyduğunuz sayısız kitap orada masanın üstünde, raftaki yerinde okunmayı bekliyordur. Bir gün başka bir nedenle-içine koyduğunuz bir fotoğraf, telefon numarasını kaydettiğiniz bir kâğıt, belki üç beş cümlelik bir not için- aralanır.
Tuhaf otel adları, kötü olduğu belli yollar, sanki bu yollara girilmez ancak yanlışlıkla düşülür gibi…
Küçük tezgahımla oturuyordum yine sokaklarda. Her zamanki mallarım vardı önümde; düşüncelerim, hayallerim, nefretim, sevincim ve de hepsinin sindiği yüreğim.
Keşke dedim içimden keşke biz insanlar da birbirimize o kadar güzel bakabilsek! O kadar anlamlı, o kadar sevgi dolu, o kadar içten ve o kadar sıcak…
Hatıra veya anı. Objelerin, seslerin ve renklerin aklımda uyandırdığı intiba. Diyalog gibi kendimle konuşmalarım ve hesaplaşmam. Zamana karşı ne yapmalıyım neden yapmalıyım?
Türkçe Öğretmenimiz Şükrü Bey bir gün ; iki şube öğrencileri arasında münazara düzenleneceğini söyledi. Münazaranın ne demek olduğunu bile tam olarak bilmiyorduk.Henüz ortaokul ikinci sınıf öğrencisi idik. Öğretmenimiz bize münazara hakkında g
Gizli ve özel sırlara çözüm sunması, yeşil yapraklı meyve ağaçların geleceğe ümit aşılaması ve o anda canlı, tefekkür keyfiyeti sunması, benim ufkumda çağrışımlar yaptı.
Kilometreler bir bir artar, hedefe yavaş yavaş yaklaşırken...Yollar menzile varır, başlangıçlar geride kalırken...Bir yolculuk başlar içimde geçmişime, bir sapaktan dönerim geleceğime...
Çocukluğumla kucaklaşırım gözlerim asfalt yolun sıcak buharında
Savaşın içinde olmak, televizyonlarda izlemeten çok ama çok farklı bir psikoloji yaratıyor insanda. Bir paranoya kazanıyorsunuz örneğin. O bölgeden çıkıp tamamıyla başka, savaşın ne olduğunun bile bilinmediği bir yere dahi gitseniz orada yürürken bile bir yerlerden biri çıkıp ateş edecekmiş gibi geliyor. Bu duyguyu görevim bittikten sonra uzun
Baban kahveden dönerken bize leblebi alırdı. Her akşam korku dolu masallar, her akşam korkudan fal taşı gibi açılmış gözler, her akşam leblebi, kuru üzüm ve badem. Boş kozalaklar yanardı teneke sobada. Her akşam kötü kalpli cadı öldüğünde gece biterdi
Bazen hiç düşünmeden yaptığımız küçük bir yardım girişimi, karşılıksız uzatabildiğimiz ellerimiz nice canların kurtulmasına, yaralı ve çaresiz yüreklere umut tohumlarının serpilmesine, hayata büyük bir şevk ve inançla sarılmalara vesile olmaktadır...
'Yıllar geçmiş, hissettirmeden, sinsice kayıp gitmişler..' Olur ya bazen bu duygu fena yakar içini, yatağın soğukluğu acıtır ya canını hani, işte öyle bir gece yine....