Üstad Arif Eren'den
Günümüz yaşayan şairlerinin en önemlilerinden biridir üstad Arif Eren. O, bugüne kadar Türk şiirine birbirinden güzel yüzlerce şiir armağan etmiştir.
"Hikâye anlatmak, kaosa biçim vermektir. — Jean Anouilh"
"Hikâye anlatmak, kaosa biçim vermektir. — Jean Anouilh"
Günümüz yaşayan şairlerinin en önemlilerinden biridir üstad Arif Eren. O, bugüne kadar Türk şiirine birbirinden güzel yüzlerce şiir armağan etmiştir.
Vatanından yirmi yıl gibi uzun bir süre ayrı olan şair, vatanına olan özlemini, ailesine karşı duyduğu hasretliği dile getirir. Annesine, babasına, kardeşlerine duyduğu özlemleri ve sevgileri anlatır. Yirmi yıl onlardan hiçbir haber alamamaktadır. Yaşayıp yaşamadıklarını dahi bilmemektedir. Kamplara mı götürülmüşlerdir? Esir mi edilmişlerdir? Yoksa fırınlara atılıp diri diri
Karadeniz'in incisi Trabzon şair, yazar, ressam; genel anlamda söylemek gerekirse sanat erbabı bakımından Türkiye'nin en bereketli topraklarının başında geliyor. Bu şehir her alanda olduğu gibi sanat alanında da farkını fark ettiriyor büyük küçük herkese. Trabzon'un sanat alanındaki önemli isimlerinden, kalem erbaplarından biri de, yazdığı birbirinden kıymetli kitaplarla bu
Necip Fazıl’ın şiiri, eşyanın görünen yüzünde saklı metafizik titreşimi duyma çabasıdır. Sokaklar, odalar ve duvarlar; varlığın karanlık kuyusuna açılan gölgelere dönüşür. “Çile” ise şuurun Sınırsız karşısında yaşadığı dehşetli baş dönmesi, madde kılıfını çatlatan içsel bir hesaplaşmadır.
Bitmeyen Proje romanı üç kişi tarafından yazılmış. Bunlar Kevin Behr, George Spafford ve Gene Kim. Çevirmenliğini ise M.Sinan Alpsoy yapmış. Kitap, 2016 yılındaTimaş Yayınları arasında roman dizisi olarak yayınlanmış. 512 sayfalık bir kitap.
Oldum olası Anadolunun ücra köşelerinden ses veren kültür, sanat ve edebiyat dergilerine meraklıyımdır. Bunları bir şekilde edinir, okur, arşivler ve elimden geldiğince diğer okuyucuların da haberdar olmaları için tanıtmaya çalışırım. İşte onlardan biri de Zigananın komşusu Gümüşhanede çıkan Herfene dergisidir. Dergi elimdeki sayısıyla 21. sayıya ulaşmış gözüküyor. Herfene;
Kırmızı Pazartesi romanı, Kolombiya'nın bir şehrinde işlenen bir cinayeti anlatıyor. Daha romanı elinize aldığınızda içine bakmadan dahi kapağı sizlere bir mesaj veriyor. Kapak kahverengi renge hâkim. Kapakta ilk göze çarpan düzgün giyimli, fötr şapkalı, ellerinde birer bıçak olan ikiz kardeşler oluyor. Hemen arkalarında beyaz bir yatak. Yatağın üzerinde
İlk kitabı İntihar İlacı (1985)ndan bu yana; içe dönüklüğü, alaycılığı, dağınıklığı ama cebirsel kurgulu şiiriyle kendine has bir üslubu ve dili olan Hüseyin Atlansoyun Yarın Bekleyebilir şiir kitabını okudum ve çok beğendim. Aslında kitap hakkında tek cümlecik özet istense: Atlansoyun kendi ifadesiyle: Yarın bekleyebilir, beklesin! sözüyle tanımlayabilirim.
ürk Dünyasının ulu sesi, yaşayan en büyük şairi Bahtiyar Vahabzade,
13 Şubat 2009 tarihinde, Bakû'deki evinde hayatını kaybetti.
Bazen kalemde yorulur, yürekte... Kendini tekrar eder durur insan zaman zaman yazılarında. El etek çekmek, dinlendirmek lazımdır kalemi yüreği ve beyni... Hayat sadece okumak ve yazmaktan ibaret değil. Sevdiklerimize de zaman ayırmalı ki aslında yazıların bir çoğunu da besleyen, insan ilişkileridir...
20li yaşlarımda kitaba olan ilgimin artması yüzünden çok sıkıntılar çektim. Gerek kitap almaktaki imkansızlıklarım gerek bahşirelerle satın aldığım kitapları vakitsizliğim ve uğraşılarım yüzünden okuyamamışlığım beni hep hüzünlendirmiştir. Hatta çoğu kez satın aldığım ama okuyamadığım kitaplarımla özellikle geceleri göz göze geldiğimde seni okuyacağım az sabırlı ol dediğimi, kitabımın da
Yazmak, okumak, kendini aşmaya çalışmak. Beyinde bilgiden kuleler inşa etmek bir yerde... İnsanın kafasındakileri birileri ile paylaşması, başkalarının da paylaştıklarını okuması bilgi dağarcığının tabi ki zenginleşmesine yardımcı olacaktır... Zaman zaman genç şair arkadaşlarım mesajdan sorarlar bana şiir ve nesir hakkında. Her zaman şunu söylüyorum, her yazdığınız şiir zannetmeyin.
Goethenin ünlü eseri Genç Wertherin Istıraplarının Türkçeye çevrilmiş tüm eserlerini okuyup, birbirleriyle karşılaştırdım. Çünkü Almanyanın dâhisi Goethenin bu eseri, tıpkı Shakespearein dramları gibi yeryüzünde yaşayan bir insan olarak beni de alakadar ediyordu.
Görmüyor muyuz sitelerde edebiyat parçalayanları, edebiyat yapıyoruz ya da şiir yazıyoruz diye her şeyi birbirine karıştıranları... Adı sanı çok büyük gibi görünen, gösterilmeye çalışılan bir sürü sanatçı müsveddesi diyebileceğimiz bayan ya da erkek yıllardır televizyonlarda, sosyal medya da edebiyatın içine etmeye çalışarak edebiyat parçalamıyor mu?
Diren Yardımlı nerdesin be kardeşim, kop gel sarıl değişime, değişim muazzam bir attır, ona binmelisin!
Bu günlerde çok sayıda dosttan bu yakınmayı, daha doğrusu feryadı duydum. Belki siz de aynı durumdasınız ve belki de bir çığlık da siz atmak üzeresiniz. Yazmaya hevesiniz ve yeteneğiniz var. Yazdıklarınız birikip de bir kitap hacmine ulaştığında Şu ölümlü dünyadan geçip gideceğiz. Hiç olmazsa arkamızda bir şeyler bırakalım.
Uzun zamandır kitap tanıtımı ve eleştirisi yapmıyordum. Bunun nedeni de yayına hazırladığım kitaplarımdı. Önemli ölçüde bu çalışmaları azalttım. Önümde iki önemli ser kaldı; biri yeni bir kurgu ve tekniği denediğim öykü kitabım, diğeri is tarihsel süreçte gerek devletler, gerekse kendi toplumumun yaşadığı mağdurluklar
Sayın Yetkili,Basılı ve basılı olmayan eserlerimden dilediğinizi basmak istemeniz durumunda telif ücreti talep etmeden kabul edebilirim. Sadece 15-20 kitap verirseniz sevinirim.Benim ve eserlerim hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz bunu internet üzerinden yapabilirsiniz.
Ben, "Yazar ve şair kimdir?" sorusu üzerinde durmak, arkasından da "Bir ülkenin gelişmesi nelere bağlıdır? Sorusuna sosyal gelişim sürecinde yanıt aramak istiyorum. Sonra da bu sanatsal çerçevenin gelişimi doğrultusunda ülkenin geldiği ya da getirildiği duruma değinmek istiyorum.
Alan bir yüzey hareketidir. İki boyutludur. Oylum dediğimiz hacim olan eylem boyutu ise, yüzey ve derinlik hareketiyle birlikte olan girişme eyleminin hareketidir. Üç boyutludur.