"Öyleyse, tanrım, bize daha çok, bize yepyeni, bize tamamen farklı bir tür felaket ver." - Samuel Beckett"

Siyahla Kavrulmuş Hüzünler

yazı resim

Rengi siyah değildi hüznün;
iddiâ edildi.

Adama ilham verdi bir akşamüstü hüzün
ve Kadın:
pembe boyalı evinden
hüzünlü şarkılar eşliğinde çıktı
yürüdü en işlek caddesinde aşk cennetinin;
hep hüzün motifiyle oyalı.

Adam hüznün öz kardeşiydi o gün,
Ülfetin vefâkar dostuydu.
Şahidi avuçlarındaydı,
Kalbi adımlarında,
gâm-ı mecnûn ile gri bir seherde güne meftûn olurken şems…
ve kadın
Leylanın koynunda gizlenen
ben gibiydi,
sarı rengini güneşten alan dudağı çatlamış
çiğdemin ahengiydi.
Kadın bir çiçekti hüzünle açan..
Adam hüzne doğmuştu aslında
O gün.

Ve hayat
bir kovalamaca oyunuydu
hüzünle oynanan.
Hüznün rengi siyah değildi. Kavrulmuştu,
siyahla sonradan.

Hüznün iki eli vardı
ta avuç içlerini kavuştururdu birbirine.
Başını hafifçe eğerdi
ellerini buluşturduğunda adam.
Karşı pencereden müteradif bir duygu seliyle
hayat girdabından hüzün devşirirdi
muhayyileye dalarak.
Ve kadın
Hüzün rengindeydi…

İddiâ edildi:
rengi siyah değildi hüznün

KİTAP İZLERİ

Kapak Kızı

Ayfer Tunç

Ayfer Tunç’un "Kapak Kızı" Romanı: Çıplaklığın Katmanları ve Toplumsal Yüzleşme Ayfer Tunç’un ilk olarak 1992’de yayımlanan ve daha sonra "zemin aynı zemin, inşa aynı inşa"
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön