"Öyleyse, tanrım, bize daha çok, bize yepyeni, bize tamamen farklı bir tür felaket ver." - Samuel Beckett"

Meleğin Cehenneme Düşüşü

Bileklerimden akan kan cehenneme kırmızılığını verirken;ben cehennemde müebbet hapise çarptırılıyordum. Hoşçakal sevgilim,ben biraz tanrının şarabından içmeliyim...

yazı resim

Böcekler gibi geceleri meydana çıkmakta sensizlik,geceleri karışmakta yokluğun varlığıma.Bir el uzanmakta boynuma doğru;nefesimi kesmek için çabalayan.Bir el uzanmakta toprağa;yalnızlık tohumlarını çapalayan.
Yalnızlık sarmaşıklarını gözyaşlarımla sularken günde beş vakit,gün gelecek Tanrı beni cezalandırcaktı elbet.
Onun yerine;sana taptığımdan...
Kalbimin güneşten yoksun odalarında yetişen yalnızlık sarmaşığı gün gelip büyüyünce saracak tüm ruhumu beynimin kıvrımlarından ayak parmaklarımın arasına kadar.
Belki de ben umudumu kaybetmez iken bir gün o kara haber gelecek.
Ya sen gidecektin ya ben;ve Tanrı ilk kimle karşılaşırsa onu falakaya yatırıp azrailin kanatlarıyla vuracaktı ayaklarımıza!!!Sorgu sırası geldiğinde ise yanımızdaki iki asker kollarımızdan tutup götürecekti hakimin karşısına,önüne gelen belgedeki suçlarımızı okuyan hakimin gözleri fal taşı gibi açılıyordu sonrasında kendinden hakim bir tavırla cezamızı kesiyordu,bileklerimizden...

Bileklerimden akan kan cehenneme kırmızılığını verirken;ben cehennemde müebbet hapise çarptırılıyordum.

KİTAP İZLERİ

Kapak Kızı

Ayfer Tunç

Ayfer Tunç’un "Kapak Kızı" Romanı: Çıplaklığın Katmanları ve Toplumsal Yüzleşme Ayfer Tunç’un ilk olarak 1992’de yayımlanan ve daha sonra "zemin aynı zemin, inşa aynı inşa"
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön