Bulut girmiş araya,
Dedim, efendim gelmiş.
Varam dedim divana,
Hâlim nedir, sual etmiş.
Döndüm kuru kamışa.
Bulut girmiş araya,
Sazlıklardan semaya.
Ney olup düşmüş sevdaya.
Başım kurban al yanağa!
Bulut girmiş araya.
Tut bırakma ellerimi, üşür biraz.
Küser, incinir; sensiz mahzundur biraz.
Bu maceranın yazık sonu belirsiz
Sarıl bırakma diyor gönül, avaz avaz.
Çok narindir, kırılır kalbim biraz.
Kaybetmeye tahammülü yok, üzülür biraz.
Sarıl bırakma diyor, gönülden bir avaz
Sarmaşık misali dolan, üşürüm biraz.
Utanır, sıkılır çözülüverir
Sevdiğim, düşüncelerle anılar
Ve bir başına
Ağırlığınca iyimser güller açar
Acılar parlak hüznünü saklar
Hiç haberin yok mu?
Çocuksu vakitler karmaşıklığında
Bir çığlık, delilik
Tenin avuçlarımda uyur
Orman sakinliğince gölgeler
Kıyılarda köpürür hafifçe
Nereye bırakam yükümü
Uçarı gözlerim berrak bir duman
Öylesine, ağlarım.
Sevdiğim, bekleme beni
Hükmünü sürdür yaşamın
Konuş, gül, sev
Ve en önemlisi aşkı yaşa
Âşık ol,
Bir tazeden çiçek al
Yakana iliştir, özgürce kokla.
Çok narindir, kırılır kalbim biraz.
Kaybetmeye tahammülü yok, üzülür biraz.
Sarıl bırakma diyor, gönülden bir avaz
Sarmaşık misali dolan, üşürüm biraz.












