Mevsimlik Köleler
Gençlik yıllarımda Doğu Karadenizin şirin ilçelerinden Ünye ve Fatsa bölgelerinde yapmış olduğum fındık işçiliğim sırasındaki gözlemlerimi aktarmaya çalıştım...
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Gençlik yıllarımda Doğu Karadenizin şirin ilçelerinden Ünye ve Fatsa bölgelerinde yapmış olduğum fındık işçiliğim sırasındaki gözlemlerimi aktarmaya çalıştım...
Şu an sahip olduğum hayatı istemiyordum. Karar verdim. 1 sene süren, kısacık evliliğimin ömrü sona ermişti artık...
bir iç hesaplaşma değil bu. sadece insanin kendidi keşfetme esnasinda karşilaştiği tuzaklardan ayiklanma çabasi..
Aynı cümleler dökülüyordu ağzından ve buna engel de olamıyordu zaten. Akşamın sessizliği ve karanlığı daha yeni yeni çöküyordu yaşadığı şehrin üzerine…
Yürüdüğü yolda herşey daha yabancılaşıyordu ona. Zaman geçmişti şimdi ne yapmalı dedi .Biraz kırık bir roman üstüne basmadan seyretmeli kırılan ışıkları
‘Şu elinde tutuğunuz şey büyük bir sır. Çağlar boyu nesilden nesile geçerken, bir çok insan ona gözdikti, onu gizledi, kaybetti, çaldı, büyük paralar karşılığı satın alanlar oldu. Tarihdeki en önemli insanların bazıları yüzyıllar kadar eski olan bu ‘Sır’a vakıf olmuşlardı. Eflatun, Galileo, Beethoven, Edison, Cornegie, Enistein ve diğer
saf, sade basit birini anlamak hayatın karmaşasına karışmış bizler için o ldukça zor ki...
Bir yandan terlerini silerken, diğer yandan da sigaralarını yaktılar. Masadaki içkilerinden birer yudum aldıktan sonra Nazan, dudağının kıyısına yerleşmiş gülümseme ve gözlerinde, sevgiyle karışık bir ışıltıyla Arzu’ya baktı.
Arzu:
“Ne o kız, beni becerecekmişsin gibi bakıyorsun” dedi gülerek.
bu bir roman başlangıcıdır biraz daha devamı var ama sonlandıramadım tepkilerinizi ve ne yöne gitmesini isterseniz söyleyin değerlendiririm şimdiden teşekkürler
Terk edilmemek için , terk eder O...Ve hep sevgiye aç kalır ...Yeni arayışlar içinde dolaşır durur, her durak aslında O’ nu kendinden uzaklaştırırdı.
Bana bulutlardan bahset dedi küçük kız.Yanındaki genç kız gökyüzüne bakarak beyaz masum hayaller gibi sonsuz gibiler ama.. ama diye devam etti kız onlarında her zaman sonu var diyip kalkıp gitti.Küçük kız yağmur olup yağdıktan sonra yeniden doğarlar farklı bir şekilde farklı yerlerde ama yeniden doğarlar diye fısıldadı
Kudüs Haçlı Krallığına karşı kutsal bir savaşa çıktığını zanneden, Anadolu hümanizmi ile karşılaşan genç bir bey ötekilerin arasında tensel aşkı bulur, eski düşmanlarının içinde yaşamaya başlar, haçlıların vatanında kahraman gibi karşılanır. Ancak ruhu arayışın sancılı
döngüsüyle cezalandırılmıştır. Doğduğu coğrafyaya geri döndüğünde,kendisi ile olan savaşına katılacak yoldaşlar
Kaldığımız yerden devam ediyoruz kaçıranlar önceki iki bölümü okusunlar lütfen
Önce bıyıklarımızı beğenmediler, sonra sakallarımızı...
Hem de yumruk yedik, sopa yedik kardeş dediğimizden.
Yaşamın sanat haline getirilmesi. Kendimi bir enstrüman olarak değerlendirirsem, istediğim; onunla yapabileceğim herşeyi son noktasına kadar yapabilmek.
…”kadın var varlığını bilmek yeter”…tekrarladı son cümlesini…yineledi…bir kez daha…özümsemeye başladı son cümlenin içerdiği anlamı…gözlerini kapattı…başı hafifçe dönemeye başladı…”kadın var varlığını bilmek yeter”…