Hayat'ım Bahar
Ay ışığı bitmek üzere, gölgesi kadar mavi ışığı kadar sarı. Gökyüzü son yıldızını kayıp etti edicek..
"Kitap, yaşamın gürültüsünde bir pusuladır. — Stephen King"
"Kitap, yaşamın gürültüsünde bir pusuladır. — Stephen King"
Ay ışığı bitmek üzere, gölgesi kadar mavi ışığı kadar sarı. Gökyüzü son yıldızını kayıp etti edicek..
Dedeler torunlarına kızak yapıp uyandıklarında görüp sevinsinler diye usulca başuçlarına bırakıyor.
Renkli kâğıtlara sarılmış armağanlar gibi sunulmamıştı bana o çorap. Ellerimde tuttuğum çorap değil, sevgiyle çarpan yüreğiydi. Paket yapmadan, bütün doğallığıyla avuçlarıma bırakmıştı yüreğini…
Gözlerimi sımsıkı kapattım, içimden geçirdim tüm anımsadığım güzellikleri... Gözlerimi açtım yavaşça, avucumu araladım…
‘Yanlış bir adım atma.’ dedi adam. Ardından şapkasındaki altın gibi parıldayan ipliklerden birini kopardı, ipliği yüzüne yaklaştırdı. Parıltının içindeki odaya girip perdeyi araladı, ardındansa ortadan kayboldu..
Adı olmayan birinin adı bilinmeyen bir hastalığı, yaralayıcı, yıkıcı... Duyguları neredeyse çökmüş nesneler yerine geçmiş onların. Ve kendine ait bir dil oluşturmuş nesnelerle, zaman zaman kafa karıştırıcı zaman zaman şaşırtıcı bir hastanın kişisiz, olay örgüsüz,nedensiz öyküsü...
Üçgenin her kenarı eşit değildi.. üç eşit parçamız olmadı,üç'e böldüğümüz parçalarımızdı çarptık ve çıkardık.. oyun da böyle oynanıyordu ya.. Nasıldı? Kadın,erkek,umutlar..
her biri bir köşede bekler.. Aşk,üçgenin ortasına konulur.. zaman ve tarih yazılır bir köşeye.. Başlar koşu.. bir zaman ter boşalır alından bir zaman ise kalp
Gün geceye Güneşse Ay’a teslim oldu sonra her günkü kovalamacalarının sonunda...
Adam hayalle gerçek arası silik bir sevideydi.adam suskunluğun ve karanlığın en orta yerindeydi.
o artık şizofrendi.
Birazdan gözlerini açacaksın ve rüyaların en garibi olan Dünya’ya başlayacaksın. Ağaracak gün ve senin o garip dünyanın uzak ayrıntıları aydınlanmaya başlayacak yavaş yavaş...
Günaydın çocuk!
"Ne kadar zamandır burada olduğunu bilmiyordu. Kapkaranlık bir hücrede hayaller ve rüyalarla karışık bir dünyada bekliyordu. Bu bekleyişin ne kadar süreceği, sonunda ne olacağı konusunda bir fikri yoktu."
Gece öylesine karanlıktı ki etraftaki tüm canlılar bir daha gün ışığını göremeyeceklerini düşünerek endişe içinde kıvranıyorlardı. Sıradan bir İstanbul gecesinden farklı değildi belki gökyüzünün kara bulutlarla kaplı olmasını saymazsak. Simsiyah bir yağmur yağıyordu İstanbul'a, fakat toprağı ıslatan sağanak haricinde yere kapanmış bir kızın gözyaşları da ıslattı o gece
Kelebek kanatlı melekler.. Denizin üzerinde yürüyen bir adam... Dünün bugünün ve yarının dalgaları ile dünün, bugünün ve yarının butuları.
...Bir boşluk daha boşaldı nasıl olduysa, artık dolmayı bekler.