Beklemek Ne Zor Şey Bilir misin?
Sonunda gelmişti beklenen, hayallerinin en güzel yerinde gelmese olmazdı zaten...
"Bugün 16 Temmuz 2026 Perşembe ve hala dünya dönüyorsa, demek ki dün gece yeterince içmemişiz." – Dorothy Parker"
"Bugün 16 Temmuz 2026 Perşembe ve hala dünya dönüyorsa, demek ki dün gece yeterince içmemişiz." – Dorothy Parker"
Sonunda gelmişti beklenen, hayallerinin en güzel yerinde gelmese olmazdı zaten...
Özet: İlk görücü usulünde, birbirine aşık olan iki sevgili başbaşa kalabilecekleri bir ortaçağ şatosunda akşam yemeği romantizmi yaşamaya cürret ederler. Üstelik neler yaşanacağını benim hayal gücüme bırakırlar. Bak şu terbiyesizlere... Ama duuur.
Pi, banyoya girdiği sırada Bi, gökyüzünün maviliğine kapılmış gitmişti../Yaşadıklarına kendini inandırmanın ötesinde, herşeyin bu kadar kısa sürede, ne kadar geliştiğinin hesaplarını yapıyordu kendince../Daha önce yaşadıkları adeta silinip gitmişti birden
Hüzünlü bir şehrin kenar mahallesinin çıkmaz sokağında, bir sessiz filmdir terk ediş. Gönülsüz de olsa uğrar yürek. Gökleri kıskandıran, tüm Leyla’lara meydan okuyan bir avazdır duyulmayan. Meltemle dalgalanan eğreti perdenin arkasında görünen muamma bir sevdadır.
Gerçek aşk kolay kolay bulunmuyor ve Mevlana'nın dediği gibi "Aşk bir davaya benzer, cefa çekmek de şahide; Eğer şahidin yoksa davayı kazanamazsın." O yüzden gerçek aşkın değerini bilmek gerekir...
Gözümü açmak istiyorum! bir ağırlık var göz kapaklarımda, kirpiklerim birşeyleri yırtacakmış gibi zorlanıyor. Yürümüyorum ama sarsıldığımı, sanki koştuğumu hissediyorum,ve ayaklarımı bir salıncakta uzatmış sallanıyorum.
insan hayatta kaç kez gerçek sevgiyle karşılaşır?yada kaç kez gerçek sevgiye yaklaşabilir?sevginin, paylaşmanın,aşkın değeri neyle ölçülebilir?yada kim sevdiğini sonsuza kadar bekleyebilir?bitmek tükenmek bilmeyen bir sevginin öyküsü bu...
Sen giderken kalabalık nehir gibi akıyordu üzerime... Sen giderken yağmur yağıyordu delicesine...
Kaybetmiş miydi? Gerçekten…
-Hayır, kaybetmedim, kazandıklarım daha fazla!
-Kendimi kazandım, kendi değerimi anladım, yüreğimin nasıl da sevgiyle dolu olduğunu gördüm.
Dedi içsesi.
-Belki de, sorun aşkımı verecek kadar değerli biri ile karşılaşamamam dedi.
Cevapsız kalıyor tüm aramalarım. Beni geçmişine gömüp gittin. Son nefesini verirken gözlerinin önünden geçecek film şeridinden bir kare olmama bile şans vermez belki bilinçaltın. Çirkin görünüşlü fotoğraf albümlerinde sararacak suratım.
İlişkinin canım cicim bölümü bir kaşık suda koparılan fırtınalarla soğumaya başladı. Esas oğlan kızı artık eskisi kadar şirin ve çekici bulmuyordu.
Bir müddet yalnız kalmak istiyordu belki; bunun için açmamıştı telefonunu, internete de girememiştir ve attığı maili görmemiştir, haliyle cevap veremedi tabi. Mutlaka ortaya çıkacak ve açıklamasını yapacaktı. Sebepsiz yere nereye gidebilirdi ki... Hem de Burak’a hiçbir şey söylemeden...
Başak saçlı kız aşkla ilk kez tanıştığında bahara doğmuş gibi hisseder kendini, ardından aşk yoğunlaştıkça bir yangın hissetmeye başlar içinde ve nedenini bir türlü anlayamaz...
Londra’daki Royal Art Museum’un en geniş dört galerisi 1998 yılının Temmuz ayı boyunca “Let me tell you love” adlı karma resim sergisi için ziyarete açılmıştı. Serginin en ilgi gören çalışması, seri halindeki beş adet kadın portresi idi...
Yaralarıma yaralar eklendi hiç kabuk bağlamayan; eteğimde hoyrat sevdalar birikti dağılmayan; avuçlarımda kırık cam parçaları var bir türlü battıkları yerden çıkmayan; masumiyetime sevdiklerimi acıtınca aldığım haz bulaştı bir türlü aklanmayan…