Anne Babaya İtaat ve Sınırları
Kur’an’ı incelediğimizde, inananların bir bölümünün aileleriyle ya da yakın akrabalarıyla imtihan edildiklerini görürüz. Bunların arasında peygamberler de bulunur.
"Şair, görünmeyeni gören kişidir. — Jonathan Swift"
"Şair, görünmeyeni gören kişidir. — Jonathan Swift"
Kur’an’ı incelediğimizde, inananların bir bölümünün aileleriyle ya da yakın akrabalarıyla imtihan edildiklerini görürüz. Bunların arasında peygamberler de bulunur.
Üniversite tercih sürecinde yaşanan sorunları ele alan bu metin, rehberlik uzmanlarının bilimsel temelden yoksun, kumar benzeri yöntemlerle öğrencileri yönlendirdiğini vurguluyor. "Sıralamanın belirli katlarını yazın" gibi tavsiyeler, istatistiksel dayanağı olmayan yaklaşımlar olarak eleştiriliyor. Bu "rehberlik falcılığı" nedeniyle binlerce öğrenci doğru tercih yapamayarak mağduriyet yaşıyor.

“Andolsun ki sizi yarattık, sonra bir sûret, bir şekil verdik size, sonra da meleklere, Âdem'e secde edin dedik, hemen secdeye kapandılar, yalnız İblis secde edenlere katılmadı. (Allah) buyurdu: "Sana emrettiğim zaman, seni secde etmekten alıkoyan nedir?" (İblis): "Ben, dedi, ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın." (Araf
Daye Fato da konuşacak inan buna Mirza..!
Ama anlatmayacak asla kimseye hiçbirşey Mirza..!
Buna da inan Mirza buna da inan.!
Hiç bir şey anlatmayacak Daye Fato.
Yemin ederim.!
Ecel atı çok uzaklardan gelip bir yiğidi daha çekip aldı aramızdan. Bir çınar daha kurudu. Büyük devlet adamı, babacan insan merhum Rauf Denktaş’tan bahsediyoruz. O, gençliğinde Beşparmak Dağları’nda canı koltuğunda bir direnişçiydi. Şimdi Beşparmak Dağları ona ağlıyor. Sadece Beşparmak mı? Kerkük, Musul, Azerbaycan, Türkmenistan, Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Batı
Kara Fatma bir sonraki tebdil-i kıyafet ile çarşıya indiğinde, maalesef hain gözlü iki Yunan askeri tarafından takibe alındığını hissetmemişti. Düşman askerleri bu kadının sandıklarından şüphelenmişler nihayetinde Kara Fatma esir edilmişti. Kendisini ucube bir koğuşa sorgulamak için çektiklerinde, Kara Fatma yolun sonu burası olsa bile diline sadakat mührü vurarak
Z. Nesrin İnankul, uzun zamandan beri tanıdığım bir edebiyat ve şiir dostudur. Hem de çok iyi bir şair. Geçmişte kendisiyle şiir konusunda düşünce alışverişinde bulunurduk. Bu konuda düşüncelerimiz tam olarak uyuşmasa da, varmak istediğimiz hedef şiirin en güzelini yazmaya yönelikti.
. Söze, “Halk Hançeri”nden başlarsak; binlerce yıllık Anadolu Kültürünü, söylenceleri, destanları ve masalları ile Gılgamıştan ve Babil tabletlerinden alıp günümüze getiriyor. Halk masallarına değiniyor, Alaaddin, Kırk Haramiler, cinler gibi masal motiflerine gizlenmiş, çocuk tekerlemelerinin arasına sızan binlerce yıllık bir sözel tarihten bahsediyor. Bu sözel tarihin ana temasını haksızlık,
Bir martıya istediği gibi uçmakta özgür olduğunu anlatmak ne kadar zor…
Pakistan, bir türlü durulmayan devamlı kaynayan bir kazan. Siyasi cinayetler, askeri darbeler, mezhep katliamları, aşiret kavgaları, Hindistan’la sınır anlaşmazlığı...
Alabildiğine derin bir mavi denizdir, O.
Ama üzerinde gezinen gemileri sığlıklarında yüzdürebilecek kadar da naif bir deniz. Derinliğini gösterirken el veren, bir o kadar da öğretendir. Ama siz ister istemez daha derinlerine gitmek istersiniz.
Bu doğal çekimidir Onun. Elinizde olmadan kapılırsınız dalgasındaki akıntıya.
Işıkla yıkanan eller, hep birden çırpınan, el çırpan, tempo tutan, tek ses, tek yürek, ışıldayan eller. Her bir el çırpışta, kalbin ritmi gibi yanıp sönen, kalp gibi atan bir ışık. Olmaz. Işık sınırları kırar, gerginliği yumuşatır, eritir. Duruşlar bile erir gider ışık karşısında. Bu donuk bedenler erirse? Işık