Sevda Mektubu
Güneşin sıcaklığını yansıtarak belki buralardan aynı sıcaklığı seninde hissetmen temennisiyle kuruyorum cümlelerimi
"Kitaplar aynalardır; içlerinde yalnızca kendimizi görürüz. — Carlos Ruiz Zafón"
"Kitaplar aynalardır; içlerinde yalnızca kendimizi görürüz. — Carlos Ruiz Zafón"
Güneşin sıcaklığını yansıtarak belki buralardan aynı sıcaklığı seninde hissetmen temennisiyle kuruyorum cümlelerimi
beşiktaş gözün ya da kulağın sadece görevini yaptığını zannettiği o anlar... bir ses, görüntü, çağrışım. kimsenin adını bile koyamadığı, yalnız hatırlamıyoruz diyebildiği karanlık zamanlara şimdi bu denizdeki dik simge, yeniden tanıklık ettiriyor tarafsız
Torun dedesine sorar: “dede insan ömrü ne kadar?” dede cevap verir. “bir ezanla bir namaz arası.” Torun bir anlam veremez dedesinin cevabına “nasıl yani?” der. Dede açıklar: “bak yavrum, insan doğunca ilk iş kulağına ezan okunur, ölünce de son iş olarak ona namaz kılınır, işte insanın ömrü bu
Yağmurun kimyasına dair bir hikaye bu..
Her hikayede aşkı arayan bunda da bulacak aradığını..Yok bulamadıysa eğer tatmamış henüz demektir, söylemek icab eder:
Aşk.....
Bu metin, dinin insan hayatındaki temel rolünü vurgularken, tarih boyunca özellikle İslam'da, kişisel çıkarlar ve fanatizm nedeniyle orijinal öğretilerin nasıl bozulduğunu ele alıyor. Kur'an değişmeden kalsa da, hadislerin eklenmesiyle dinin özünden uzaklaştığını ve bazı kişilerin Allah'ın koyduğu sınırları aşarak helal-haram konusunda keyfi hükümler getirdiğini belirtiyor.
Şimdi ayrılığın derin zamanlara vurulmuş prangalar gibi.Çehremde çözümü zor bilmeceler.Enginliğin, derinliğin esrarı bakışlarımda.İçimde uykusu olmayan geceler....
Masallardaki üvey anneleri hatırladım. Annem ölürse, babam bize bir üvey anne getirir mi diye düşünmeye başladım. Gözlerimin önünde hayali bir üvey anne belirmekte gecikmedi. Aynı masallardaki gibi. Kara,kuru, kazma dişli,patlıcan burunlu bir kadın.
Kaldı ki, bu mesele radyonun pille çalıştırıldığı gerçeğini öğretene kadar..Bir anlamda susamışlık olsa gerek.. /Beklentinin boşa çıkmışlığındaki ince hüzün tabakası..
Etraftan bağırışlar, çocuk gülümsemeleri, hayattan tatmış insan portreleri geçiyor. Kimse birbirini duymadan ama ilgileniyormuş gibi yaparak; kimse birbirine gülmeden gülümsüyormuş taklidi yaparak güne başlıyor.
Sen geçen zamanımın en mavi zamanlarını bana cömertçe sunan kent,biliyorum unutmadık birbirimizin kollarında ağladığımız o hüzün akşamlarını.
Annemin, dünyanın adaletsizliğinin en büyük isbatı olan acılarını, içimde taşımaya gücüm yetmedi çoğu zaman. Ve kendimi adadığım 'acılarla' o acıyı gömmeye çalıştım. Yoksa boğulacaktım...
Acaba biz birbirimizin kıymetini biliyor muyuz?
Birbirimizin hayatında olmasaydık hayat daha mı iyi olurdu? Uzak diyarlarda, yüreklerimizde ömür boyu yaşar mıydık, yoksa bırakır mıydık o buruk sevgiyi?..