..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Bilen sever. -Leonardo da Vinci
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Öykü
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Bir Murat Dört Surat
Ömer Faruk Hüsmüllü
Öykü > İronik

Birinci surat: Bir ceylanın boğazına dişlerini geçirmiş bir aslan gibi. -O'nu öldürdüm. -O dediğin kim? Kimi öldürdün? -Sevgilim. Sevgilimi öldürdüm. -Saçmalama Murat, sen onu öldüremezsin, çünkü çok seviyorsun. -Saçmalamıyorum. Öldürdüm, öldürdüm. Öldürdüm işte öldürdüm! -Neden öldürdün? -Meraktan. -Nasıl merakm

[DEVAMI]




Arama Motoru

Öykü Kümeleri (Toplam 4638 Öykü, son bir ayda 80 yeni Öykü)
Anı (10)
Aşk ve Romantizm (11)
Başkaldırı (3)
Beklenmedik (5)
Bilim Kurgu (3)
Bireysel
Çeviri (1)
Çocuk (1)
Deneysel (7)
Destan (2)
Didaktik (1)
Dinsel
Erotik
Fantastik (3)
Gerilim (2)
Görsel (Resimli Öykü)
Gülmece (Mizah) (8)
Halk Öyküleri (1)
İronik (3)
İyileşme
Kent (4)
Modern (1)
Ortamsal (1)
Pastorel (1)
Sevgi ve Arkadaşlık (3)
Soyut (2)
Sürrealizm
Toplumcu (3)
Varoluşçuluk (2)
Yeraltı (2)

Öyküde İlk Yirmi
 Bilekte  (Ahmet Zeytinci)
Gülmece (Mizah)

Sinem hanım da o gün makyajını yapmış, süslenmiş püslenmiş dışarı çıkacaktı. O da bir çokları gibi maske kullanmayı sevmiyordu. Apartmandan çıkana kadar maskeyi taktı, öyle ya komşular maskesiz görmemeliydi, koronaya ayıp olmasa da, komşulara ayıp olurdu. Sokağa attı mı kendini nasılsa koluma takarım diye düşündü... Dışarı çıkınca öyle de yaptı...
 Bir Murat Dört Surat  (Ömer Faruk Hüsmüllü)
İronik

Birkaç dakikada kargaların saldırısı sona erdi. Buna inanamadı, ama gerçekti. Yattığı yerden kalkıp etrafa bakındığında kargaların hepsinin az önce öldürdüğü iki karganın etrafında toplandığını gördü. Belki de ölülerine cenaze merasimi yapacaklardı.
 Sivrikoz Zamana Karşı  (Serdar Yıldırım)
Çocuk

SİVRİKOZ ZAMANA KARŞI Sivrikoz'un küçük yaşlardan itibaren kafasına takılan sorular vardır. Yıllar geçtikçe bu sorular daha da belirginleşir. Annesine, babasına, amcasına, dayısına bu soruları sorar fakat gelen cevaplar tatminkar olmaz. İyi, güzel diyorsunuz da benim beklediğim cevaplar bunlar değil, der. Babası bir gün: " Sivrikoz beklediğin cevaplar bunlar değilse sen sorduğun soruların cevabını biliyorsun demektir. " der de Sivrikoz babasına cevaplardan tam olarak emin olmadığını söyler. Sivrikoz'un sorduğu sorular nedir? Acımasızca geçen zaman, insanları neden yaşlandırıyor? İnsanların görünüşleri neden değişiyor? Zaman geçtiği için, insanlar yaşlanıyorsa zamanı durdurmak mümkün değil midir? Sivrikoz bir gün babası Hacivat'tan izin alır ve zamanı arayıp bulmak, onunla hesaplaşmak için, yola çıkar.
 Sinirlendim mi Oluyor Bunlar  (Ahmet Zeytinci)
Gülmece (Mizah)

İş yerinde ticaretimizi sürdürürken illaki sinirlenmeler oluyor müşterilere... Ancak ticaretin en önemli iki kuralından birisidir ''Müşteri her zaman haklıdır.'' Hemen aklınıza gelecektir mutlaka, ikinci kural nedir diye? Durun canım acele etmeyin onu da söyleyeceğim, söylüyorum şimdi. İşte ikinci kural, müşterinin haklı olmadığı zamanlarda, başka bir müşteri haksız olan müşteriye hak verirse sonuçta ikinci kural gereği müşteri yine haklı çıkar. Yazıda da turada da hatta para dik gelse bile utanmadan sıkılmadan, haklıdırlar... Öyle dik gelen paralar varmış billahi... Ben de İnternet sitelerinin yalancısıyım...
 Anlaşılmayan  (Nicolai Copuşçiu)
Varoluşçuluk

Bir kabulleniş. Her zaman Yanlış anlaşılmış olan Bir olgu bu yazı ile beraberinde biraz daha karamsar bir hal alıyor. Konu için'de geçen Kara Gölge ismi, Ölüm meleğine hitaben yazılmıştır. (Not) bir proje kapsamında yazılmıştır. Proje: Kamu Lobu
 "Güve"  (Ekrem Naif Tek)
Pastorel

Bütün bunları suyun üzerinde suyu çok da incitmeden, suya bir iğne gibi batmadan düşünen güve aynı zamanda korkudan olsa gerek titriyordu. Bu acımasız ve katil dolu dereye yaptığı tek etki ince, küçük ve dairesel titreşimleriydi.
 Bir Japonya Anısı  (Betty Blue)
Fantastik

Odanın içerisinde sanki ölmek üzere olan ve can çekişen kocaman bir yılan vardı. Sarı renkliydi, ağır ağır hareket ediyordu, gövdesi çok kalındı ve arkasında duran, onu kontrol eden görevliye itaat ediyordu. Bu “serpent” ürkütücü görünüyordu. Ona ne çağrıştırdığını idrak bile edememişti.
 Balatlı Deli Behram’ı Kaybettik  (Yûşa Irmak)
Sevgi ve Arkadaşlık

Üç beş arkadaş, Balat’a muhabbete çağırmıştı bizi… Buradaki her şey bugün bana yabancı geliyor… Yaptığım ve yapacağım her fiil de anlamsız… Henüz nedenini bilemediğim sebepler yüreğimin sıkılmasına, hayallerimin donuklaşmasına, vücudumun hareketsizliğine sebep oluyor… Niye böyleyim? Onu da bilmiyorum…
 Yalnızlık  (Ersin KURT)
Bireysel

Hayatın olağan akışında bazen karşımıza çıkan bazen yanı başımızda olan kişilere karşı gereksiz ön yargılarımızı anlatan realist bir öykü.
10 
 Kıbrıs Ada Kışı  (Hakan Yozcu)
Anı

O gece, telefonum çaldı. Hiç tanımadığım, bilmediğim bir bayan: “Ben, Emel” dedi. Kostüm sorumlusuymuş. Benden, bedenim, kilom, ayak numaram gibi bilgileri istedi. “Kostümlerinizi hazırlayacağım. Pazar günü görüşürüz” dedi. Heyecanım gittikçe artmaya başlıyordu. Şaka gibi başladığım bir olay gerçek mi oluyordu? Yoksa rüyada mı idim? Biraz sonra bir telefon daha: “Rejiden arıyorum. Size rollerinizi
11 
 Kısa Bot  (Necmettin Yalcinkaya)
Anı

Dolmuştaydım; günün yorgunluğu vardı üzerimde. Hafta sonu olduğu için trafik ağır ilerliyordu. ‘İnip yürüsem eve daha erken varırım,’ diye düşünüyordum ama yürümeye takatim yoktu.
12 
 Reptilian 2  (Tuna M. Yaşar)
Gerilim

Akşam olmuş düğün melodileri başlamıştı. Önce saz bir giriş yaptı. Galiba ‘Ankara’nın büklüm büklüm yolları’nı çalıyordu. Ekrem’in tahmini doğru çıktı. Türkü doğruydu. Melodiye org aleti de eşlik etti.
13 
 Mavi Deniz Marmara ve Sen  (Yûşa Irmak)
Bireysel

Renkleri severim. Onlarla zihnimin içinde bir şeyler boyamayı çok severim. Özellikle de mavi ile… Mavi, insanda bir sonsuzluk duygusudur âdeta… Özgürlüğü, barışı, huzuru, aşkı ilham eder, yoksun kalplere. Mavi bir derinliktir, her şeye sivrilmiş düşüncelerde. Belki de öze dönmektir. Aşka gelmektir. Siyahın bunaltıcı karanlığından Mavi Deniz Marmara’ya ve sana… Mavinin en güzel ifade edilişi seni ifade edişidir benim için. Ha mavi ha sen… Ha sen ha mavi… Sen ha mavi… Mavi ha sen!
14 
 Hikayeye Çeyrek Kala  (Sinem Bağcivan)
Deneysel

" Her şey hakkında yazmak istedim. Her şeyi... Bir zamanlar olduğumuz kişileri, her şeyi! Ve en sonunda her şey birbirine girdi ve ben başaramadım. Başaramadım! Neyle başlarsan başla, sonunda o kadar eksik oluyorsun. Lanet olası, saf kibir ve aptallık!" The Hours Filminden
15 
 Zorunlu Trabzonsporlu Olduk  (Ahmet Zeytinci)
Gülmece (Mizah)

Tek kalan eldiveni bir çekmeceye kaldırdım haliyle, yine de atmadım çöp sepetine, bakarsın bir umut bir yerlerden çıkar belki diye... Bordo eldiven de sabahları işimi görüyor, bayağı sıcak tutuyor ellerimi... Bir kaç günde onunla kanka olduk, sevdi beni galiba bu bordo eldiven, tam da diyordum ki haydaaaaa! Onun da bir teki kayboldu... Güleri misin, ağlar mısın, yoksa sinirden elinde kalan eldiveni mi ısırırsın? Ben hepsini yaptım billahi...
16 
 Meyve Cumhuriyetleri  (Ahmet Zeytinci)
Gülmece (Mizah)

Bir başka hayati derecede önemli konuda şudur, Muzlarda Cumhuriyet oluyor da biz şeftalilerin ve de karpuzların adı sanı neden bir cumhuriyette geçmiyor diye hayıflanmaktadırlar... Öyle ya biz de insanlara enerji vermekteyiz, mutluluk vermekteyiz, onların serotoninini, dopamininini artırmaktayız ... Bize ne bize ne, bizlerde cumhuriyet olmak istiyoruz diye, şeftaliler ve de karpuzlar baş kaldırmışlardır...
17 
 Saadettin Ağabey İçeride mi  (Ahmet Zeytinci)
Gülmece (Mizah)

Bizim iş yerlerimizde çoğu esnafımız sıradan dükkânlarda mesleklerini yerine getirmektedirler. Gerek tamirci arkadaşlarımız, gerekse bizim gibi ayakkabı malzemesi satan esnaf arkadaşlarımızın birçoğunun iş yerlerinde tuvalet bulunmamaktadır. Biz bu konuda çok şanslıyız. Arkadaşlar ile artık akraba gibi olmuşuz, birçoğu bizim dükkâna gelip, hem şehirlerarası, hem de milletler arası ihtiyacını giderir. Hemen anladınız tabi, şehirlerarası küçük hacet, milletler arası büyük hacet. Öyle adlandırmalarımız aramızda, onlar kod adları. Her ne kadar bizi tanımayıp o esnada dükkânımıza girenler konuşmalarımızdan dolayı, ara sıra orayı telefon kulübesi zannetseler de, sonra gerçeği öğreniyorlar bir şekilde...
18 
 Aldanıyor Muyuz? Aldatıyor Muyuz?  (Yûşa Irmak)
Toplumcu

Yaklaşık 20 sene önce bir abimizin 5 yaşındaki oğlunu gece 3, 4 sularında apar topar acile götürmüştük… Minik Burağın ateşi bir hayli yüksekti. Yavrucuk yükselen ateş sebebiyle kusmaktan, kusmaya çalışmaktan bitap düşmüş, burnu ile nefes almakta zorlanır hale gelmişti. O pempecik yanakları sararıp solmuş, gözlerimizin içine yarı baygın bir şekilde bakıp duruyordu…
19 
 Kadın Hakkı  ( namık balcılar)
Gülmece (Mizah)

kadının toplum içindeki yargılanması ve haksızlığa uğraması... Kadınlara uygulanan şiddet
20 
 Dev Hamsi  (Serdar Yıldırım)
Çocuk

Yavru hamsi annesi ile birlikte Karadeniz’de yaşıyormuş. Onlar sık sık deniz yüzeyine çıkıp etrafı seyrediyorlarmış. Yavru hamsi annesini sorduğu sorularla bunaltıyormuş: “ Anne, bu dünya niye var? Sen neden varsın? Ben neden varım? Bu deniz niye dalgalı? Neden büyük balıklar küçük balıkları yiyor? “ Annesi yavru hamsinin sorduğu sorulara bir cevap bulamazken, yavru hamsi bir soru daha sormuş: “ Anne, sen anne olmuşsun ama neden az büyümüşsün? Pek çok balığın yavrusu senden büyük. “ Bunun üzerine annesi: “ Yavrum, hamsiler en çok yirmi santimetre olurlar. Bizim cinsimiz böyle. Fazla uzamıyoruz. “ Yavru hamsi: “ Anne, balinalar yirmi metre olurmuş. Ben de büyüdüğümde yirmi metre olabilir miyim? Bunun için ne yapmam gerekir? “ Anne hamsi: “ Canım yavrum, beni geçen yıla döndürdün. Aynı şeyi ben de düşünmüştüm. O zamanlar senin kadar bir yavruydum. Palamut sürüsü, bizim sürüyle birlikte annemi de yutmuştu. Tek ben kurtulmuştum ama bu koca denizde yalnız ve çaresiz kalmıştım. Birden uzaklardan gökkuşağı belirdi. Gökkuşağının altından geçenin dileği kabul olurmuş. Çok uğraşmama karşın, gökkuşağına erişemedim. “




son gelen öyküler
Bilekte
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Sinirlendim mi Oluyor Bunlar
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Zorunlu Trabzonsporlu Olduk
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Çikolatatör
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Meyve Cumhuriyetleri
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Uzak Durun Küfürden
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Balatlı Deli Behram’ı Kaybettik
Yûşa Irmak
Öykü > Sevgi ve Arkadaşlık
Bebeler İsyanlarda
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Ayrılığın Böylesi
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Yaşasın Ekonomik Kriz
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Yeter Artık Alessandra
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Kim Bilir?
Yûşa Irmak
Öykü > Bireysel
Oğlum Ne Yaşarsak Kar
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Dumandan Sonra
Ömer Kandurol
Öykü > Bilim Kurgu
Ayıcı
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Bir Japonya Anısı
Betty Blue
Öykü > Fantastik
Kâhya
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Yerli Malı Arif
Ersin KURT
Öykü > Gülmece (Mizah)
Ultra Bir Mirima
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Kalemim ile Sohbet
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)

 


 



| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Okur Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | Okur Üyeliği | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Sahne Arkası |

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Eser sahipleri, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.