..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Düşgücü güzelliği, adaleti, mutluluğu yaratır. -Pascal
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Öykü
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Dut Ağacına Asma Aşısı
Hakan Yozcu
Öykü > Gülmece (Mizah)

Öykü 23.03. 2019 Güvercinlik- Gazimağusa KKTC Büyük bir dut ağacı idi. Yıllar önce çocukluk arkadaşım, evinin yanına ekmişti. Şimdi kocaman bir ağaç olmuştu. Yaprakları çok olduğundan koyu bir gölgesi oluyordu. Her yaz geldiğinde gölgesine birkaç sandalye atar otururduk. Arkadaşım çay demler ve bizlere ikram ederdi. İkindi üzeri esen yaz rüzgârı da ayrı bir güzellik verirdi buraya. Bir türlü kalkmak istemezdik. Sohbetimiz saatlerce sürer

[DEVAMI]




Arama Motoru

Öykü Kümeleri (Toplam 4638 Öykü, son bir ayda 80 yeni Öykü)
Anı (10)
Aşk ve Romantizm (11)
Başkaldırı (3)
Beklenmedik (5)
Bilim Kurgu (3)
Bireysel
Çeviri (1)
Çocuk (1)
Deneysel (7)
Destan (2)
Didaktik (1)
Dinsel
Erotik
Fantastik (3)
Gerilim (2)
Görsel (Resimli Öykü)
Gülmece (Mizah) (8)
Halk Öyküleri (1)
İronik (3)
İyileşme
Kent (4)
Modern (1)
Ortamsal (1)
Pastorel (1)
Sevgi ve Arkadaşlık (3)
Soyut (2)
Sürrealizm
Toplumcu (3)
Varoluşçuluk (2)
Yeraltı (2)

Öyküde İlk Yirmi
 Kim Bir Milyon Psikopat Arasına Girmek İster  (Ahmet Zeytinci)
Gülmece (Mizah)

Televizyonlarda yıllardır devam eden ''Kim Bir Milyon İster.'' adlı yarışmadan da esinlenerek, bizlerde formatı, içeriği farklı yeni ve değişik bir yarışma olan ''Kim Bir Milyon Psikopat Arasına Girmek İster.'' ile sizlerin huzurundayız... Sayın ve de pek muhterem, çok özel, hatta canımızdan çok da sevmediğimiz ama yine de değer verirken, versek mi vermesek mi diye çok kafa yorduğumuz, seyircilerimiz. Bilgi ve kültüre kesinlikle dayanmayan ve sizin manyaklıklarınızdan yola çıkarak yaptığımız ''Kim Bir Milyon Psikopat Arasına Girmek İster.'' adlı yarışma programına hoş geldiniz ya da gelmediniz, bu da yarışma sonunda belli olur... Bu yarışmada kesinlikle para ödülü olmayıp, bizlere psikopatlığını kanıtlayan yarışmacılarımıza yanaklarından ya da olmadı gıdılarından öpücük veriyoruz. O nedenle bunu bilin ve öyle katılın yarışmamıza, sonra yok kutumu açmadınız, yarı yarıya joker hakkımı kullandırtmadınız, uzmanına da soramadık gibi bahaneler ileri sürmeyiniz canlarım, ibibiklerim, hatta beynini yemişlerim ve dahi tahtası eksiklerim, çivisi çıkmışlarım... Eveeeeeeeeeet ilk yarışmacımızı alıyoruz sahneye...
 Kedisini Kaybeden Adam  (Ekrem Naif Tek)
Sürrealizm

Hemen hemen aynı günlerde ise bir başka şey oldu. Onun da hemen ardından bir başka şey daha oldu. İlk olan neydi bende bilmediğim için ikinci kısımdan başlayacağız.
 Ressam Van Gogh İle Serdar Yıldırım  (Serdar Yıldırım)
Gerilim

Ressam Van Gogh İle Serdar Yıldırım Zaman gezgini olarak bir araya geldik. Ben bu hikayenin yazarı Serdar Yıldırım ve dünyanın gelmiş geçmiş en büyük ressamı olarak adı anılan Hollandalı Van Gogh. Paris'te bir müzayede salonunda Van Gogh'un "Kafede Akşam" adındaki tablosu satıldı. Yüzden kapı açıldı. Yüz on, yüz yirmi derken, iki yüz milyon dolara alıcı buldu. Van Gogh her pey sürüşte vay be, vay be dedi, durdu. Ben: " Sayın Van Gogh, bu bir dünya rekoru. Bugüne kadar hiçbir ressamın tablosu böylesine astronomik fiyata satılmadı. " Van Gogh: " Arkadaş, bilmem inanır mısın, ben birkaç tablomla birlikte bu tablomu da mahalle bakkalına bırakmıştım. Tanesine on gulden dersin demiştim. O zamanlar on gulden iki dolar ediyordu. Tabloları alan olmadı. Biri satılsa zeytin, peynir ve ekmek alacaktım. Zaman bana çok zalim davrandı. Yetenek var ama açsın, bırak Van Gogh'un aklı kaçsın. Çıldırmak işten değil. " Ben: " Sayın Van Gogh, siz ortaya çıksanız, ben bu tabloyu yapan ressam Van Gogh'um deseniz. Tablonuzu satın almak için, fiyat artıran şu dolar milyonerleri, size yüz dolar bağış yapmazlar. "
 Bir Canım Benim  (Yûşa Irmak)
Sevgi ve Arkadaşlık

İster Kimya-yı Saadet’e, ister Fusûsul-hikeme, istersen Futuhât-i Fethiyeye, istersen Kitâbü’l-Menâmât’da ki padişah şiirine bak! Kenz-i mahfî! Levhi aslında mahfuz eden yerde: Kalem Ustası ne yazdıysa onu kıraat edip yaşayacağız.
 Korona Hikayeleri - 5  (Ömer Faruk Hüsmüllü)
İronik

Sahi ölüm ne? Bugüne kadar hiç aklıma gelmeyen bir soru. Ne olacak, işte ölüp gidiyorsun. Sonra? Sonrası hiç, yani yok. Sonsuz bir sessizlik olabilir mi ölüm?
 Dut Ağacına Asma Aşısı  (Hakan Yozcu)
Gülmece (Mizah)

Geçenlerde köye gittim. Arkadaşımı ziyaret ettim. Tabii meşhur ağacımızın altında oturup sohbet etmek istedim. Ama ne göreyim, dut ağacımız adeta yerinde yoktu. Neredeyse tamamen kesilip budanmıştı. Arkadaşa “Bu ne hal? Ne oldu bu ağaca?” dedim. Arkadaşım güldü: “Hiç sorma! Bir bilsen ağacın başına neler geldi.” dedi.
 Kız Babasından Dost Olmaz  (Ersin KURT)
Gülmece (Mizah)

Erkeklerin, kız arkadaşlarının babaları ile kontak kurma çabalarına muzip bir bakış açısıyla yaklaşan bir anlatı.
 Çok Kötü Bir İcat  (Ahmet Zeytinci)
Gülmece (Mizah)

Himmeti sevdiği kız terk edince biraz kendini içkiye verdi o zamanlar. Hala da içer para bulunca... Hoş parası olmasa da içer ya içmeye... Ama şimdilerde çok dertli... Biraz deşelim bakalım şunun yaralarını. Eskiden ne hurmalar yemiş de şimdi nerelerini tırmalıyor öğrenelim...
 Bu Senenin İlk Karpuzunun Kesim Töreni  (Ahmet Zeytinci)
Gülmece (Mizah)

Gelelim kesim işine.. Tabi ki önce kocaman bir tepsi bir de keskin bir bıçak lazım. O sırada kızımcım ''Canım benim sen şimdi kesilecek misin bizimmmm içiiiiiin.'' diye kendini Kurban Bayramında, karpuzu da kuzu zannedip uzun bir cümle kurup, cümleyi kurulup kurulduğuna pişman etmişse de, cümle bu şoku daha sonra hızlıca atlatmıştır...
10 
 Emir Allah'ın  (Esma Uysal)
Anı

Duydu mu Ceylan? Duymadı belli ki, duyduysa bile bunu belli edecek bir damlacık mecali kalmamış. Araba yolun kıvrımından dönüp te kayboluncaya kadar saçları sulara salınmış bir söğüt dalı gibi olduğu yerde kalakalıyor. Kulaklarındaki ses sürekli kendini yenileyerek halka halka bütün yeryüzünü kuşatıyor sanki ‘Emir Allah’ın’.
11 
 Korona Hikayeleri - 2  (Ömer Faruk Hüsmüllü)
Fantastik

Karşılaştığı insanların yüzleri gülmüyordu, sanki bir şeyden korkar ve kaçar gibiydiler, hareketlerinden stres içinde oldukları kolayca anlaşılıyordu.
12 
 Küçük Bir Leblebinin Başıma Açtığı İş  (Hakan Yozcu)
Anı

Yatağa girip uyumaya çalıştım. Uyu uyuyabiliyorsan. Sağa sola döndükçe sanki daha da büyüyordu sızı. Hareketten besleniyordu sanki… “Ah bir sabah olsa!” diye dua ediyordum. Saat başı bir tane ağrı kesici alıyordum. Arada bir kocakarı ilaçlarına da başvurmuyor değildim. Ama hiç birinin faydası olmuyordu.
13 
 Esaret  (Emre KOÇYİĞİT)
Soyut

Nereden geliyordu... Bu odanın içinde mi doğmuştu yoksa... Neden hiçbir şey hatırlayamıyordu. Annesi babası yok muydu... Elleri karıncalandı, bu karıncalanma omuzlarına kadar geldi ve kolları silindi
14 
 Dolares Yengenin Bütçesi Sarsılıyormuş  (Ahmet Zeytinci)
Gülmece (Mizah)

Mali durumun iyi değilmiş, Sam Amcanın da Trampa Dayının da bütçesi bayağı sarsılıyormuş. Bu sıralar seni fazla pohpohlayamıyorlarmış... Durmadan dolar basıyorlarmış... Uygunsuz durumda fazla basılma hemi Dolaresciğim... Sonra gazetelerin ikinci ve üçüncü sayfalarında boy boy fotoğrafların çıkar bir an da...
15 
 Dev Hamsi  (Serdar Yıldırım)
Çocuk

Yavru hamsi annesi ile birlikte Karadeniz’de yaşıyormuş. Onlar sık sık deniz yüzeyine çıkıp etrafı seyrediyorlarmış. Yavru hamsi annesini sorduğu sorularla bunaltıyormuş: “ Anne, bu dünya niye var? Sen neden varsın? Ben neden varım? Bu deniz niye dalgalı? Neden büyük balıklar küçük balıkları yiyor? “ Annesi yavru hamsinin sorduğu sorulara bir cevap bulamazken, yavru hamsi bir soru daha sormuş: “ Anne, sen anne olmuşsun ama neden az büyümüşsün? Pek çok balığın yavrusu senden büyük. “ Bunun üzerine annesi: “ Yavrum, hamsiler en çok yirmi santimetre olurlar. Bizim cinsimiz böyle. Fazla uzamıyoruz. “ Yavru hamsi: “ Anne, balinalar yirmi metre olurmuş. Ben de büyüdüğümde yirmi metre olabilir miyim? Bunun için ne yapmam gerekir? “ Anne hamsi: “ Canım yavrum, beni geçen yıla döndürdün. Aynı şeyi ben de düşünmüştüm. O zamanlar senin kadar bir yavruydum. Palamut sürüsü, bizim sürüyle birlikte annemi de yutmuştu. Tek ben kurtulmuştum ama bu koca denizde yalnız ve çaresiz kalmıştım. Birden uzaklardan gökkuşağı belirdi. Gökkuşağının altından geçenin dileği kabul olurmuş. Çok uğraşmama karşın, gökkuşağına erişemedim. “
16 
 Balta  (Yeter Özhal)
Toplumcu

Elektrik direğinin az ilerisinde, az önce nefesleri kesilircesine koştukları sokağın bitiminde elinde kanlı baltayla onlara bakıyordu. Avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı, “Kaç Nazlıcaaaann kaaaççççç!”
17 
 Yaban Arısı  (Talha Yaman)
Beklenmedik

Sıcak bir kış günüydü.Ani fren sonrası dev bir homurtu tüm otobüsü baştan sona turladı.İçinde dersine yetişmeye çalışan öğrencilerden sıkıntıdan patlayan ihtiyarlara mesaisi yeni bitmiş memurlardan hastaneden dönen hastalıklı insanlara kadar çeşit çeşit insan bilhassa burunlarından soluyarak içinde bulunduğumuz insan dolu fırını daha da bi harlıyorlardı.Hayatta kalma içgüdüsü doruktaydı.En ufak bir dalgınlıkta yerle bir olacağını bilen bu insanlar vahşi bir kurt gibi tetikteydiler.Bendeniz İsmet ise bu kurtlar sofrasının ortasında başımı cama dayamış ufak bir ritim tutturarak yolculuğumu yapıyordum.Bir gözüm uzun uzun uzaklara dalmışken bir gözüm de camdan görüntüsü yansıyan kızın bacaklarını kesiyordu.Yine de sıkılıyordum.Özellikle de bu küçük mahşer meydanında.Önümde cama sıralanıp benim gibi uzaklara dalmış olan işsizler mi dersin yoksa nefesinin tek damlasını ziyan etmeden arkadaşına birşeyler anlatan kıza mı?Hepsi yaşadığım azabı kat be kat artırıyordu.
18 
 Hikaye Yazmak İsteyenlere Sekiz Tüyo  (Yeter Özhal)
Deneysel

Yirminci yüzyılın ikinci yarısında Amerikan edebiyatına damgasını vuran Kurt Vonnegut’un kısa öykü hakkındaki tezi, vakti zamanında Chicago Üniversitesi tarafından kabul edilmemişti. Zaman, üniversitenin yanıldığını gösterdi. İşte Kurt Vonnegut’un verdiği derslerde önerdiği sekiz hikâye tüyosu:
19 
 Çokça Pınarın Başındayım  (Yûşa Irmak)
Anı

Gümüşkent köyünün Ağdaş bölgesinde pınarın kenarındaki beton bankların birine oturmuş, seni bekliyorum. Yaşı kırklara karışmış bir adamın, yirmi yaşındaki çocuk kederlerini, sevinçlerini yaşaması ne demektir, diye derin derin düşünüyorum: Belki bir ayrılık hadisesi, belki bir sevgisizlik ya da bir aşka geç kalma hadisesi. Belki de bir nevi sevinçleri, kederleri, hazları çocuklukla birlikte uzatma temayülü. Fakat bu uzayan kış, yazın gelmeyeceğine alamet değildi. Evet bu sene yaz müthiş güzel olacak, yolların etrafını çevreleyen tüm boş arazileri yeşilliklere boyayacak…
20 
 Biz Kaç Kişiydik?  (Ersin KURT)
Anı

İnsanın mutlu giden günlerinde, ''rahat batması'' tabirine uygun olarak inatla mutsuzluğa giden yola sapmasını anlatan bir öykü.




son gelen öyküler
Seyyar Sevici
Ersin KURT
Öykü > Anı
Dev Hamsi
Serdar Yıldırım
Öykü > Çocuk
Kadın Hakkı
namık balcılar
Öykü > Gülmece (Mizah)
Ay Em Ef Biraderler
Ahmet Zeytinci
Öykü > Görsel (Resimli Öykü)
Kız Babasından Dost Olmaz
Ersin KURT
Öykü > Gülmece (Mizah)
Raporum Var
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Koca Seyit
Veysel Başer
Öykü > Sevgi ve Arkadaşlık
Çırpıcı
Talha Yaman
Öykü > Gerilim
Yaban Arısı
Talha Yaman
Öykü > Beklenmedik
Çok Kötü Bir İcat
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Kod Adı Ayfer
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Difenbahya
Ekrem Naif Tek
Öykü > Varoluşçuluk
Ben de Saadet Zinciri Kuruyorum
Ahmet Zeytinci
Öykü > Görsel (Resimli Öykü)
Dolares Yenge Duş Alıyor
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)

 


 



| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Okur Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | Okur Üyeliği | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Sahne Arkası |

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Eser sahipleri, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.