Müstehcen Sanatla İmtihanımız
Müstehcen, Arapça kökenli bir kelime Çirkin ve ayıp anlamına gelen h-c-n kökünden gelen müstehcen kelimesi, ahlâkî açıdan utanç verici fiilleri ifade etmek için kullanılır.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Müstehcen, Arapça kökenli bir kelime Çirkin ve ayıp anlamına gelen h-c-n kökünden gelen müstehcen kelimesi, ahlâkî açıdan utanç verici fiilleri ifade etmek için kullanılır.
Kıbrıs’ta düzenlenen bu festivaller, önceleri, “Panayır” olarak adlandırılırdı. Sonra bu isim festivale çevrildi. Bu festivallerde daha ziyade, küçük büfeler ve restoranlar, lokma, kebap çeşitleri, bunların yanında geleneksel Kıbrıs Türk mutfağından örnekler sunulmaktadır...
Eser, “kadınların nasıl davranmalarını gerektiğini”, bir kadına dikte ettirmenin nasıl sonuçlar doğurduğunu anlatıyor. Bu emir tonundaki diktenin kadınları adım adım nasıl delirteceğini gösteriyor da, öyküye paralel olarak seyircileri nasıl delirtebileceği hiç hesap edilmiyor. Modern dansın ilginç bir sunumu.
Cinsellik toplumumuzda hep bir tabu olarak kalmış bir konu. Konuşulmuyor, tartışılmıyor, hakkında görüş belirtilmiyor. Oysa insan yaşamında bir gerçek olgu. Vazgeçilmez bir unsur.
Oyunda en çok zevk aldığım sahneler, birinci bölümde Mercutio (Gürol Tonbul), Romeo (Tamer Yılmaz) ve Benvolio'nun (Mehmet Demiralp) bir arada olduğu sahne. Dumanın olmadığı, gök gürültüsü efektinin duyulmadığı, müziğin sesinin açılmadığı “sessiz sakin bir beş dakika”. Bu üç sanatçı “sadece oyunculuklarıyla”, beni alıp Romeo ve Juliet oyununa götürdüler.
Daha oyuna başlarken hedefimiz bu yönde olmuştu. Ciddi bir çalışmanın ürünüydü bu ödüller. Tam bir ekip çalışması içine girdik. Herkes yüreğini koydu oyuna. Kim ne derse desin, kim ne yaparsa yapsın, bildiğimiz yoldan sapmayacaktık. Doğru dediğimiz şeylerin peşinden koşacaktık. Öyle de yaptık.
Türkiye’nin gündem maddesi belli. Cinayetler, suikastlar, siyasi belirsizlik, komplo teorileri, ekonomik ve siyasi istikrarsızlık derken toplumda hat safhada yaşanan gelecek korkusu. Haber bültenleri, insanın içini karartan haberlerle dolup taşıyor ama bu ülkede sesiz sedasız güzel şeyler de oluyor. Her türlü olumsuzluğa karşın; inançlarını, sanatsal üretimleri ve umutlarını bir
Alaturka-Alafranga müzik polemiği hakkında...
Yurtiçi ve yurtdışı ürünlerimizi numuneler ile size sunduktan sonra kabul edilen ürünleri hazırlayarak kargo ile ulaştırıyoruz.
Sanatla yükselecek bu millet… Kültür ve sanat içimizdeki boşluğu bir yere kadar dolduracaktır. Devlet, tiyatroyu lüks olmaktan çıkarmalıdır. Günün yorgunluğuyla eve gelen kişi, bu yorgunluğunu bir tiyatro temsili seyrederek atabilmelidir. Ülkemizde özel tiyatrolar varsa da bunlar devlet tiyatrolarına nazaran çok pahalıdır. Bazen Trabzon’a da değişik özel tiyatrolar gelmektedir.
Geleneksel Mûsıkîmize yapılan asılsız ve mesnetsiz iddialara bir cevap...
Duygusal bir millet olduğumuz herkes tarafından kabul edilir. Üç kıtada hüküm sürmüş bir ceddin evlatlarıyız. Onlarca devlet, egemenliğimiz altında en parlak günlerini yaşamış. At üzerinde kıtalar aşmışız. Kılıçlarımızın şakırtısına dağlar ses vermiş. Bunlar hep yaşanmış… Fakat bakmayın erkeklerimizin burma bıyıklarına, sert bakışlarına, külhanbeyi edalarına… Bunların çoğu içlerinde pamuk
Doğru, şiir evrenseldir. Ama evrensel olan her şey mutlaka mahalli bir köke dayanır. Tıpkı ağaçların kök üstüne bittiği gibi Kendi kaynaklarından beslenmeyen şiir betona dikilen çiçek gibidir; Tutmaz.
Şiiri köklerinden koparıp, yalnızca aynı kompartımandakilerin anlayabildiği bir jargona dönüştürmek, o kişileri bir süreliğine iyi hissettirse de, yazdıklarını toplumun gönül kubbesinde "baki kalacak hoş sedaya" dönüştürmeye yetmez.
İzmir’de tiyatro yapmaya çalışan herkes adına ilgili merciilere (Yerel ve Ulusal Basına, Büyük Şehir Belediyesine, İlçe Belediyelerine, Partilere, Derneklere, Klüplere, Odalara vs.) sesleniyorum; Lütfen İzmir’deki tiyatro hareketlerini takip edin! Onlara sahip çıkın! Destek verin!
Sayın İzEdebiyat ailesi üyeleri arkadaşlarım, yazdıklarımızı paylaştığımız gibi, dertlerimizi ve sevinçlerimizi de paylaşmamız, birbirimize yardımcı olmamız gerektiğini düşünüyorum. Rahatsızlıklarım konusunda, medyamız da tepkisini ortaya koyduğu halde hala, adı geçen kurumlardan bir ses çıkmaması şaşırtıcı.
Türk edebiyatının şaheserlerinin başında gelir Dede Korkut Hikâyeleri… 12 hikâyeden oluşan bu eser, eski Türklerin yaşantısına ışık tutmaktadır. Bu eseri millî bir destan olarak da nitelendirebiliriz. Bu eser içerik olarak Türk milletinin millî hayatını, kültürel zenginliklerini, hissiyatını, erdemlerini, hünerlerini bir hikâye akışı içerisinde sıralamaktadır. 15. yüzyılın sonu ile