"Kitaplar, sessizliğin çocukları ve belleğin anneleridir. — Umberto Eco"

Deneme

Ağlayamadım.

Tek hissettiğim minicik yüreğin isyan atışlarıydı.
Arada anlamaya çalışan kırpma nöbetleri sadece hüznün kuruttuğu gözlerinde, derin iç geçirme sarsıntıları yapılanmayı henüz tamamlayamamış bedeninde, ruhu çoktan çökmüştü bile..

Özgür Toplum

Çünkü “toplum” bir kavram olarak hiçliktir. Geneleme ve bireyi hiçleştirmedir. Toplum yararı veya kamu yararı neyi ifade ediyor? Kocaman bir boşluktur. Doldur içini nasıl canın çekerse.

yazı resim

Beni Benimle Topladım, Bana Çarptım, Bana Böldüm de Çıkartamadım Aynı Olan Hiç Bir Şeyden!

Zaman kendini kucaklamış yitirdiklerinin tesellisini kendinde arıyordu yine.
Saatler saklambaç oyunlarından geri kalmıyor körebe oyunlarından da ileri gidemiyordu bir türlü.
Dönüp dolaşıp bahçelere aynı yağmurları yağdırıyordu sonbahar ve çatılardan düşmeyen kar sıkı sıkı bağlanıyordu yine kendi saçının beyazına.

Cumhuriyete Giden Yol

Ülkemiz dünyanın incilerindendir.
Dört mevsimiyle ferah iklimi, her türlü nebatatı ile doğal bir sera ve çeşitli hayvanatı ile sınırları geniş bir hayvanat bahçesi, denizi, sahili, dağı, taşı, vadisi, ovası, boğazı, kanyonu, yeşili, mavisi ile 784 bin km karelik estetik bir tablo hüviyetindedir.

Hoşça Kal Çocuk!

Ruhum dağınık, toplamadım. Çarşafını örttüm geçmişin, yıldızlar içimdeki volkanların patlamadan önceki sinyallerini çağrıştırıyor. Parıl parıl parlamaktalar. Gece, güne inat tılsımını ekliyor ay'ın...
Gönlümün yatağı dağınık... Uyuyanlar var, sessiz olun uyandırmayın...

Bir Şehri Sevebilmek

Herkes bir şehri sevebilmeli bence, hem de deliler gibi.Sevdiği şehrin Kaldırım taşlarını sayabilmeli tek ve tek. Hangi mevsim endoyurucu nerede yaşanır...

Kadıncıklar

kadın siluetinin gittikçe bozulmaya yüz tutmuş bir cephesine ait bir yazı... belki şehirler belki yeni renkler bu hale getirdi...

Yitik Yazar Tortusu

Büyük bir yazar olarak yatılıp bir hiç olarak uyanılabilir. Bukowski'nin buna benzer bir sözü vardı. İşte bu da öyle bir tükeniş, kıvılcım gibi bir şey. Her ne dersen de.

Alışamadım Bu Kente

Bir sarhoşun paltosu arasına sıkışmış şişe gibiyim. Doğrulsam gelir miyim kendime... Yattığım yer o kadar “sen”sin ki, mezar olsa inan hep kalacağım.
Şimdi, pis kokulu bir deniz kıyısında, taşlara yaslanmış yosunlara bakmak isterdim. Hani dalgalar hafifçe çarparken, yosunların saçları gidip gelir ya! Gözlerimi onların dansına odaklayıp,

Senin İçindi Bu...

Karanlık gecelerine akıp sabahlara kadar içmek son çaredir besbelli, unutturamıyorum kalbimin ruhuna seni, belki unutur diye şarkılara gömüyorum kendimi.

Başa Dön