sana... sonkez
sonsuz zannettiğim ama ansızın son bulan yolculuğum; sana... sonkez
Bir tek kalemim elimde, yazıyorum. Okursan; sana...
"“Her şeyi bilecek kadar genç değilim.” — Oscar Wilde"
"“Her şeyi bilecek kadar genç değilim.” — Oscar Wilde"
sonsuz zannettiğim ama ansızın son bulan yolculuğum; sana... sonkez
Bir tek kalemim elimde, yazıyorum. Okursan; sana...
Seninde mi hesapların olacaktı? Sende mi kaçacaktın kendinden, benden... Neyi yaşamaman gerekiyor ki, söylesene bana? Yüreğindeki bozkırları coşturan deli rüzgarım mı acıtıyor seni? Sevdam ağır mı geliyor, sevdan... Omuzlarını çökerten ne söylesene bana?
Ders modundayken sevgilim aklıma geldi. Ben de dersi bırakıp onunla ve benimle ilgili hayallere daldım.
Gidersen; yarım kalır resmim. Boyalarım biter, kalemim yazmaz olur. Kelimelerim mahkum kalır kuytu köşelerde
Soluğunun olduğu atmosferde olmakla bile mutlu olan ben, yangın dolu gecelerde çığlık çığlığa yakıyorum kendimin her bir parçasını. Belki de gün gelecek sevecek bir ben bile kalmayacak. Sırf seni sevebilmek için kendimden bile vazgeçtim görmüyor musun...
Bundan tam tamına 16 sene önce onu terk etmeye karar verdiğimde beni geri çevirmedi ama benden kefaret olarak masumiyetimi, iyi kalpliliğimi ve samimiyetimi istedi. Bir daha da asla geri vermedi.
Çok agladım sen yokken. Gözyaslarım aradı ama bulamadı ellerini. Onlar ellerine kavusamadıkça ben daha çok agladım. Ben agladikcça sen kayıp kaldın.
Şehrime akşam çöktü, ben senin şehrinde bazen ay bazen yıldızım yine bu gece. Gözlerin gökyüzünde olsun gözlerimin karası gecende..?
İyi bak, hala ordayım...
Bu sabah sana uyandım her sabah olduğu gibi. Musluğu açıp sevdanı çarptım yüzüme. Hızla pencereye koşup sabah rüzgarının sırtındaki kokunu buyur ettim içeriye.
Bir eşin, hayat arkadaşına duyduğu derin şükran ve hayranlığı anlatan içten bir itiraf. Yazar, sabahın erken saatlerinde uyanan bir kocanın gözünden, fedakâr eşine olan sevgisini ve minnettarlığını samimi bir dille aktarıyor. Zorluklara rağmen hiç şikayet etmeyen, ailesini her şeyin üstünde tutan bir kadının varlığına şükretmenin verdiği huzur, metne
Her İnsan bir şeye aşıktır, Aşık olunan şey ise Sevgilidir ancak,
Kimine maldır, kimine makamdır, Sevgili.Kimine evlat, kimine çiçek…
Kiminin Erkek, kiminin Dişidir, Sevgilisi, kimine ise mey...
Her İnsan bir Şey’e tapar, tapıcıdır zira İnsan,
Ve her İnsan, taptığının, aşık
Bir masal böyle yazılır işte hayat... Sen bulanıklaştırsan da, göğü, denizi, içimdeki tanrı hepsini siler atar... Anlar anlamlanır... Dokunuşlar hayat verir...
bugünlerde rüyaya vuruyorken kendimi, bir şeyler bekler oldum gecelerden ardarda yazılmış binlerce mısraya sığamayan aşk hikayeleri gibi. çemberler çiziyorum kafamda, herbirinin merkezini başka başka yerlere çiviliyorum....
Asli olarak kontak siluetinde kararmak, arzu edilen mutlak reel, bir o kadarda yâdsıma olarak yuvalanmış konumda.
Hala aramadı beni....Ondan çatıyorum; henüz sokakta haklarını aramak için yürümemiş, miting, grev yapmamış, coplanmamış mülayim meslek gruplarına.. Yanlış anlamayın matbaacı kişiler..
.....Arkadaşlarımdan biri bana hayatın dilini çözemediğini, sanki etraftaki herkesin kendisinin hiç anlamadığı bir dilde konuştuklarını sandığını söylemişti. Bu benim de sık sık kapıldığım bir duygu olduğu için onu çok iyi anladım. ........
Yalanın dolanın ihanetin, acımasızlığın altında artan korkular mı saklı?. Doğruyu söylemekten korktukça yalan, kaybetmekten korktukça ihanet, ezilmekten korktukça şiddet, kaçınılmaz mı oluyor acaba?
Üniversite hayatımın sonuna geliyordum ve son 2 hafta kalmıştı.Finallere çalışıyordum bir anda defteri kitabı bırakıp yazmaya başladım Ama Kime
Değmez ne çok aşk için ipotek ettik yüreklerimizin değerini.. Ne çok borçlandık karşılıksız aşk senetlerine.. Sahte paralar gibi sahte insanlar da geçiyormuş aşk alışverişlerinde.. Belki de parayı bir türlü sevemediğimiz için ayırt edemedik sahtesini..N