Yoksa Senin de Pembe miydi Düşlerin?
Hiçbir sevgi kalmayacak sonsuza dek, hiçbir düş, düşlediğin kadar pembe olmayacak.
"“Günaha karşı koyabilirim; yalnızca günaha karşı koyma isteğine karşı koyamıyorum.” — Oscar Wilde"
"“Günaha karşı koyabilirim; yalnızca günaha karşı koyma isteğine karşı koyamıyorum.” — Oscar Wilde"
Hiçbir sevgi kalmayacak sonsuza dek, hiçbir düş, düşlediğin kadar pembe olmayacak.
....Bilememediklerime doğru kıvrılıyor bütün yollar.
Bildiklerimin ışığı ürkek ve nazlı. Aydınlatamıyor tek bir an bile yolumu.....
"yüzümü suyun ardında buldum
kıyılar bu yüzdendir öyle dediler
kısacık yoğun bir akşam
Her zaman iyi umutlar besleyin. Ülke içinde bir iç ülke istemeyin, kaybolmaya yüz tutmuş bir yürekle kaybetmeye alışmış bir sevdayı, aynı anda, birlikte yollara düşürmeyin. Unutulmayı seçin ama ne olur özlemeyin. Sevin, sevilin fakat aşık olmayın......
Hırslarınızın kurbanı olurken en çok "para" kelimesinden korkun en az
İçeriden dışarıdaki yağmurun cama vuruşunu anlamalısın. Dudaklarını cama yaslayıp soğutmalısın. Sağ elini yumruk yapıp bebek ayaklarını camın buğusuna yapıştırmalısın...
Körlerin dünyası diye bir şey varmı bilmiyorum . Hatta bizim karanlık dediğimiz rengi , bizim hayal ettiğimiz şekilde mi görüyorlar onu da bilmiyorum . Kör değilim çünkü.
Yalnızlığın özgürlüğe beşten bile çok bastığı zamanlardı onlar…Öyle zamanlardı ki, ağlamaklı bir özlem duyuyordum her yerimle.İçeride, nedenini bilmediğim kavgaların olduğu, bir türlü birbirini anlamayan duygular;belki de büyüyünce anlayac
Elma şekeri... Kıpkırmızı, dudaklarımı boyayan, dilimde dayanılmaz bir haz bırakan elma şekeri...Isırdıkça içimi gıcıklayan tadı, tenimde bıraktığı ürperti...
Bir umutsuz elem kaplamış, karanlık şehrin caddelere saplanan yüreğini. Bulut bulut olmuş, dağlanmış beton-arme vicdanlarda. Tükenmek üzere, tükenmeyi tüketmeden!
Kısacık bir paragraftan dünyaya taşacak kadar özel olmana ithafen yazıyorum bu satırlarımı. İnsanı deli eden mükemmeliğine ithafen yazıyorum bu satırlarımı.Tek bildiğim, bu en kısası ve en anlamlısı…
Ağır yanlarından hükmetmeyi bilmez kırık bir megaloman yada hafif mani depressif çıkıntılara saplandığım olmuştur. Şartların ağırlaştığı nefeslenme ortamlarında bu özellikleri taşımayan hemen hemen yok gibidir aslında...
Telefonu kapattığın anda, tüm konuşmalar uçar gider. Suya düşen kar taneleri gibi yok olurlar.Ama mektup öyle mi? Yıllarca sakla. Aç aç oku, sonra yeniden oku. Çok sevdiğin bir yemeği, acıktıkça tekrar tekrar yemek gibi. Şimdi Telefonla yemeğin ne alâk
Bak, her satır anlaşılmaz, ancak yaşanır bir fikr-i firarın ta kendisi yine. Sense en güzel gülüşünle gözlerimin önünde. Bana güç verdiğin için nasıl teşekkür etsem az sana. Çok garip, yine bilmeyeceksin bu anlattıklarımı da...