Küçük Parmaklardan Çıkan Büyük Çümleler
Sessiz bir gecede gürültülü bir uyanış gerekli ise gecenin sessizliğini kim bozacak?
"Kitap, yaşamın gürültüsünde bir pusuladır. — Stephen King"
"Kitap, yaşamın gürültüsünde bir pusuladır. — Stephen King"
Sessiz bir gecede gürültülü bir uyanış gerekli ise gecenin sessizliğini kim bozacak?
Oyunda ben de varım diyen El, bu oyunda gizletilmiş bir mana iştahtı. Kolektif kapasiteye sahip olmanın gizletilen mana iştahıydı. Bu bağlam ile sanaldı. Aynı zamanda da El mana anlayışı, her bir Nemrutla, her bir firavunla, İbrahimle vs. de somut bir anlamdı.
Mana anlaması sosyal evrimle kılıktan kılığa girmişti. Dört mana anlaması saptamak olası. İlki totemi mana anlamsı. İkincisi İlk ve ön ittifaakı mana anlaması. Üçüncü olarak köleci mana anlaması ve anamalcı mana anlamasıdır. İlk kararlı mana anlaması totem yapılarla ortaya konacaktı.
Herşeyin özüne gitmeli insan, görünene değil. Bildiğin gördüğün kadardır çünkü, Gördüğün baktığın kadar ve baktığın düşündüğün kadar. Baktığını görmez, gördüğünü düşünmezsen eğer, Gördüğünün bildiğine sığmadığını da göremezsin ... Atakan Korkmaz
Şimdi ezilen kesimlerin mülksüz olmaları, geçmişteki kolektif yaşayış içinde oldukları zamanı gizemli bir varlığın çekimini, düşünce dünyası içinde çağrışıyordular.
Kendisini belli edip, kendisini çağrışan çekim; kolektif birim zamanlı, kolektif bir irade olan EGEMENLİKTİ. Kayıp üreten bileşenli kolektif paydaşlıktı. Kaybedilen kolektif oluştu. Kayıp yeni fark edilmişti.
Totem kardeşler olmanın üçüncü temel yasası kardeşine dokunma meşruiyetiydi. Kardeşinin verdiğini kardeşinin dokunduğunu yeme, dokunduğu herhangi bir kardeşiyle cinsel ilişki kurma anlayışıydı. Ya da totemi temel yasanın üçüncüsü de kardeşi olmayanlara dokunmama yasağıydı.
Önce ekmeği kızartmak, üstüne tereyağı ve incir reçeli sürmek sonra da sevişmek lazım/ Ekmek ile yarışmak/ Ağzın incir reçeli kokarken öpüşmek/ Severken sevilmek/ Koşabilirken koşmak lazım/ Aslında anlamak lazım: Yok'un var olabilmesi için 'var'lık şartsa ki şarttır: 'Var'ın yok olabilmesi olanaksızdır/
Hayat sevgili gibi'dir: Sevmezseniz lanet, severseniz terk eder ... Atakan Korkmaz
Kolektif alan; herkesle üretecek olan bir üretim nesnesini kullanmaya, herkesle bir tüketime sahip olan yararlanışa paydaşlı olmanızdan öte; kolektif bir depo enerjiye, kolektif yapabilirliğe ve kolektif zenginliğe "bu lütfu keremi olmakla bu senin" demiyordu.
Sosyolojik olarak her devlet sistemi toplumun beyni, aklı, düşüncesi, ahlakı ve vicdanı demektir. Nasıl ki bir insanı, insan yapan en büyük özelliği kafasının içerisindeki Beyin Hücrelerinin gelişim, hareket ve eğitilme şekline bağlıysa; birey ve toplumu ortak insani ölçülerde yaşatan sistem de, devletin idari ve siyasi yönetim organı, o
Yazmak deliliktir. Eğer ben akıllı bir adam olmuş olsaydım, yazılarımla bir tımarhane kurup, satır aralarından kendini akıllı sananlara göz kırpmazdım. Yazmak; sözcükleri, harfleri eze eze yazmak, içini dökmek, sayıp sövmek, sevmek, gömmek, diriltmek, ters köşe yapmak, dağılmak, toparlamak, çağırmak, itmek, ümit vermek, süründürmek, güldürmek, sırıtmayı yok etmek, saçmalamak,
Hawking evrenin başlayış şeklinin bilimsel yasaların gerektirdiği bir yol olduğuna "inanıyor". Eğer inanıp inanmamak, yani, "inanç" söz konusu ise o zaman "bilimsel düşünce"ye ne oldu? O zaman bilim adamı ile din adamı arasında ne fark var? Bertrand Russell'ın öngörüsü gerçekleşiyor mu yoksa?
Din ve bilim ilişkisi ayrıntılı olarak incelenmeli. Bilim deyince ne anlaşılacak. Topu bilim felsefesine atarak, sahadan çıkacak mıyız.
Eşeklerin bir başka özellikleri vardır; hani Midas’ın uzun kulakları gibi… Bu uzun kulaklar sayesinde güçlü bir işitme duyularına sahiptirler.
Ayrıca çok oburlar, bir türlü doymak bilmezler neredeyse bir tugayın çöplüğünü yeseler bile onu sindirecek güçlü sindirim sistemleri vardır. Bunun yanı sıra develerden daha dirençlidir çölde. Su
Skolastik genel anlamda kiliseye bağlı olan okullarda ve kilisenin otoritesini tanıyan üniversitelerde okutulan konular,uygulanan yöntem ve hakim olan zihniyet demektir.
-Herhangi bir felsefe okuluna sımsıkı bağlanıp kendini her tür eleştiriye kapamış olan bir otoriteye bağlanma zihniyetine de skolastik denir.
diyalektik kavramına (sartre etkilenimli) salt insan boyutundan bir bakış.çok kopukluklar var bu yazımda.çoğu yerini düzeltmeye çalıştım.yalnız yine de çok eksik.kusurlarımla...
Aslında dostlar bence -psikanalizciler belki kızacak ama- insanın doğumunda sahip olduğu eğilimlerden biri de 'gülme dürtüsü'dür. Cinsellik, saldırganlık ve gülme dürtüsü...