..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Sanatçı, toplumda uzun çalışma ve çabalardan sonra alnında ışığı ilk duyan insandır. -Atatürk
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Deneysel
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Şehrim Kadınları
Übeyda Nur Karadağ
Şiir > Toplumcu

Gün doğdu yine Yine o içimdeki karmaşıklık Koşuşturan insanlar Ölüm, doğum, kalabalık Karışık her karışım karışık Yine uyandım Uyuyamamıştım da aslında Çünkü İstanbul’um ben Uyuyamam ki Hiçbir zaman sönmez benim ışıklarım Ve çok fazla kalabalığım bir o kadar yalnız Büyüğüm epey O kadar da küçük Güçlüyüm ben Ama fazla savunmasız İstanbul’sun sen diyorlar Ne peki İstanbul Ben söylüyorum İstanbulluların her şeyi, Fakat hiçbir

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Öykü > Deneysel
 Hikaye Yazmak İsteyenlere Sekiz Tüyo  (Yeter Özhal)

Yirminci yüzyılın ikinci yarısında Amerikan edebiyatına damgasını vuran Kurt Vonnegut’un kısa öykü hakkındaki tezi, vakti zamanında Chicago Üniversitesi tarafından kabul edilmemişti. Zaman, üniversitenin yanıldığını gösterdi. İşte Kurt Vonnegut’un verdiği derslerde önerdiği sekiz hikâye tüyosu:
 Dirahşan  (selim çok)

Senin ki bilmem kimdedir aslolan anlamı değil Ardına bakma göremezsin Seni yaşamak istiyorum uyan dedi kalk ve git..
 Serbest Metinlerde İntihar Düşleri...  (selim çok)

ehliyetsizliğimin bilincindeyim.bilinç yüklüyüm.ruhum kılıçlar üretiyor yeni adalar fethediyorum.duygu adacıkları.içinde sevişiyor ama boşalamıyorum.
 Baba, Sevgili ve Resimler  (Pınar Şafak)

İnsanın çocukluğunda beynine ve yüreğine ne doldurursanız yaşamının tüm geri kalanını onlar belirler ama her zaman sizin beklediğiniz biçimde değil....
 İki Kere İki Kaç (K) Eder?  (Özge GÜNDOĞDU)

Okunacak hiçbir şey yoktur. Yaşanmıştır ve bitmiştir. Bu kez yaz'ıl'mamıştır!
 Öyle Pat Diye de Ölünmez ki  (Seyfullah ÇALIŞKAN)

Selviler neden aklımı dolaştırıp duruyor bu akşam? Hâlbuki ağaç denince aklıma ilk önce Selviler gelmez ki. Ulu çınarlar, köknarlar, ladinler, yabani elmalar, çakal erikleri gelir. Ama illa kirazlar ve onların sonbaharda ateş rengi yaprakları... Dere kenarında dalları sulara doğru sarkan söğütler. Asfalt boyunca uzayıp giden karaağaçlar, çamlar, akasyalar, iğdeler ve tek tük incir ağaçları. Az kalsın unutacaktım. Yaz kış parlak yapraklarıyla capcanlı görünen taflanları severim ben.
 Sokarım Seni Şalvarıma Çıkarırım Tozpembe  (Seyfullah ÇALIŞKAN)

İmdat, ırzıma geçiyorlar. Namusum elden gidiyor. Yetişin… Ne alakası var şimdi. Aklıma karpuz kabuğu düşürdü salak. - Şalvarında ne varsa çıkar, şuraya koy, dedim. Masayı gösterdim. Hiç niyeti yok. O hala bir fırsat kolluyor. Şaşkınlığımdan yararlanıp kaçacak. Pencereler demirli olmasa uçup giderdi zaten. Kaçamıyor, bağırıp duruyor. Hırsız bizi kendi evimizde faka bastıracak. Vay uyanık vay... Ben de bağırmaya başladım.
 Dark 6. 11  (selim çok)

zaman kaderi örtüyordu.beklentilerin altından bir asit nehri geçiyordu
 Bir An  (pelin saraç)

Yalnız kaldığım bu zamanlarda aynı banka oturup yalnızca yazdım,bir anlam aramadım
10 
 Yardım  (MUHAMMET ALİ YÜKSEL)

Herşey akıyordu,değişiyordu hayat çoğu insanı savuruyordu bu kasabadan,etkilenenler,tutunamayanlar uzun yıllar sonra baktıkları resimlerde ilk bıraktıkları gibi karşılarına resimlerde donmuş olarak çıkıyordu.Çocukken oyun oynadıkları geniş alanlar,sarı güneşin yakıcılığı yeşil alanlardaki su sesleri ...sahip oldukları ve olmadıklarıyla terkettikleri sokaklar...
11 
 Osman'ın Dünyası  (MUHAMMET ALİ YÜKSEL)

12 eylül'ün çalkantılı günleri,Osman'ın gerçeklik duygusunun oluşması,kayıp bir kuşağın Osman'ın kişiliğinde yansıtılması
12 
 Herhangi Bir Savaş  (Deniz Ege )

Birisi barışı başlatmalı. Tıpkı savaşı başlattığı gibi! Stefan Zweig
13 
 ayrılık usulü elmalı pasta  (zehra erkuş)

annecim, pastanın soğumasını bekleyen o eski benden eser kalmadı, senin kadar bile olamadım, ne vasiyet bırakacağım biri var ne de vasiyetime yazabileceğim bir pasta...
14 
 Daldır Kaşığı Yahniye, Sorma Etini Bahri"ye - 2 (Son)  (seyfullah ÇALIŞKAN)

Gülbahçe hani bu tavuğun bacakları?, dedim. - Yahninin içinde. - Kemikleri nerde peki? - Pişirmeden büyük kemiklerin hepsini çıkardım. - Lades kemiğini de görmedim? - Doğrurken kesilmiştir. - Bırak numarayı bu kemikler tavuk kemiği değil.
15 
 Selver  (Seyfullah ÇALIŞKAN)

- Sen bana âşıktın dimi lisedeyken, dedi. - Bilmem, çok zaman geçti, hatırlamıyorum. - Bana mektup yazmıştın, İstanbul’a… - Yazmış mıyım? Niye yapmışım ki öyle bir şey? - Âşıktın işte o yüzden. - Çocuktum ben o zamanlar. Aştan ne anlarım? - Bu işlerin yaşı başı mı olur? Evet, sana âşık olmuştum demen seni küçültür mü?
16 
 Eşek Hikayesi  (MUHAMMET ALİ YÜKSEL)

İnsanları buraya çeken neydi?Irmağın üstündeki,tahtaların bir adım boyu aralıkla dizildiği bu köprüyü insanlar aşağı bakmadan geçmek çabasındaydı.Köprüden suya tepeden baktıklarında, insanların başı dönüyor,her an suya düşebilecekleri duygusunu uyandırıyordu.İnsanları buraya çeken kaynadığı söylenen günlerdir kurumadan aktığı söylenen kandı.
17 
 Babamı Bulmak  (Hilal Fırtına)

Annem “Senin baban var ama nerde, bilmiyorum “ dedikten sonra bana duvarlar boyunca uzanan kitaplığını göstererek “Ama bak bir sürü kitabın var” demişti.
18 
 Gelincikler Ağlar mı?  (Seyfullah ÇALIŞKAN)

Katırcıların Osman’la gitti. Sabah ezanı hala kulaklarımda... Avlu kapısında son kez gördüm. İki karartı olup gittiler. Akşama genç bir kısrağa koşulmuş Konya Yaylısı ile dönecekti. Minibüs Gediz’e uçtu diyorlar. Kayıp diyorlar. Yalan söylüyorlar. İyi yüzerdi Yusuf’um. Ateş yakar beni ama su boğmaz, derdi. İkisinin de ne ölüsü, ne dirisi. Gediz denilen bu su nereye gider? Hiç yorulmaz mı? Hiç mi duraklamaz, soluklanmaz mı?
19 
 Yağmur, Kar, Değermen Çöreği ve Orçun Abi  (seyfullah ÇALIŞKAN)

Ben yola çıkmadan önce tam yirmi üç gün aralıksız yağmur yağmıştı. Saçaklardan akan suların şıpırtısı ve bacanın etrafındaki tenekede oynaşan damlaların tınlayan sesi artık sussun istiyordum. Neredeyse aklımı kaçıracaktım. Oysa ben yağmuru ölesiye seven, damlalar toprakla buluştuğunda bağlasalar evde duramayacak biriydim.
20 
 Vay Sözüm Vay…  (Şevket Başıbüyük)

Son numara kızım henüz 6 yaşında, bana öykünerek “şair olacağım” demiş. Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum; Feyza’nın şair olduğunu ispatlayarak yazdığı şiiri gösterdiler bana… Şiir; “Vay sözüm vay!” mısrası ile başlıyordu…

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Dirahşan
selim çok
Öykü > Deneysel
Efendisiz
selim çok
Öykü > Deneysel
İğde Sokağı
Hacer AKTAŞ
Öykü > Deneysel
81. Çizgi
selim çok
Öykü > Deneysel
Yardım
MUHAMMET ALİ YÜKSEL
Öykü > Deneysel
Selver
Seyfullah ÇALIŞKAN
Öykü > Deneysel
Deep 5. 10
selim çok
Öykü > Deneysel
Dark 6. 11
selim çok
Öykü > Deneysel
Alcohol!
selim çok
Öykü > Deneysel

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © , 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.